Gitmek istemeyen insanlar gitmek zorunda değil.People who don't want to go, don't have to.
Bazı insanlar Allah'a inanır, bazıları inanmaz.Some people believe in God and other people don't.
Dünyadaki bütün insanlar ortak bir atanın soyundan gelirler.All humans on Earth are descended from a common ancestor.
Manila ve Filipinler'in büyük kentleri dışında, insanlar fazla İngilizce konuşmazlar.Outside Manila and the big cities of the Philippines, people don't speak much English.
Bazı insanlar, bilim, din ve sihir üçlüsüne inanırlar.Some people believe in the trio of science, religion, and magic.
Mükemmel insanlar yoktur.Perfect people don't exist.
Ueno Park'a giden insanlar yalnızdır.The people going to Ueno Park are lonely.
Birlikte çalıştığım insanlar hepsi çok nazik.The people I work with are all very kind.
O zamanlar orada ilkel insanlar yaşıyordu.At that time a primitive people lived there.
Bu, yaşlı insanlar için bir sorundur.This is a problem for elderly people.
Tom kendine benzeyen insanları sever.Tom likes people similar to himself.
Ben bu insanları yıllar boyunca gördüm.I saw these people for years.
Çok saf insanlar var, bu yüzden Tom'un seçilme şansı var.There are a lot of gullible people, so there is a chance that Tom will be elected.
Eski zamanlarda insanlar dünyanın düz olduğuna inanıyordu.In ancient times people believed that the earth was flat.
Geçmişte insanlar at arabasıyla yolculuk ederlerdi.In the past, people used to travel by a diligence.
O insanlar arasında kendimi bir serseri gibi hissettim.I felt like an outcast among those people.
Çekicilikle insanları değerlendirme düşüncesi benim için adil görünmüyor.The thought of rating people by attractiveness does not seem fair to me.
Bazı insanlar çok kötüdür.Some people are evil.
Bazı insanlar şerdir.Some people are evil.
Hayatımda hep yalancıydım. Bu nedenle insanlar beni sevdiler.In my life I always was a liar. That's why people liked me.
Tom insanlardan nefret eden biridir.Tom is a misanthrope.
Bu ülkedeki insanların yüzde doksanı düzenli olarak egzersiz yapmaz.Ninety percent of the people in this country don't exercise regularly.
Bir dili tamamen bilmek o dili konuşan insanları tamamen bilmek anlamına gelir.Knowing a language fully means knowing fully the people who speak that language.
Bu köyün insanları doğayla uyum içinde yaşarlar.The people of this village live in harmony with nature.
Resimdeki insanlardan hiçbirini tanımıyorum.I don't recognize any of the people in the picture.
Uzun zaman önce insanlar yürüyerek seyahat ederlerdi.Long ago, people used to travel on foot.
Seyahat genç insanları eğitir.Traveling educates young people.
O insanlar neden çatıya tırmanıyorlar?Why are those people climbing up on the roof?
Yaptığımızı başka insanlara bildirmemeliyiz.We shouldn’t let other people know what we did.
Burada ağaçların hepsi insanlar tarafından kesildi.The trees here were all cut down by people.
Tıp bilimi insanları kurtarır.Medical science can save lives.
Bir vampir sadece onlara bakarak insanları felç edebilir.A vampire can paralyze people just by looking at them.
Şartlar aynı ama insanlar değişti.Things are the same, but people have changed.
O ülkede, insanlar paraya tanrı gibi tapıyorlardı.In that country, people worshipped money like a god.
Bazı insanların çalışmalarımı takdir ettiğini biliyorum.I know that some people appreciate my work.
Başka insanları davet edebilirsin.You can invite other people.
Kontrol edemedikleri şeyler için insanları sorumlu tutmamalısın.You shouldn't hold people accountable for things they can't control.
Şirketler, insanlar değildirler.Corporations aren't people.
O başka insanları anlayamaz.She can't understand other people.
Bu burada gömülü tüm insanların listesi.This is the list of all the people buried here.
Bütün bunlara rağmen, çocuklarımı öldüren insanları affettim.Despite all this, I forgave the people who killed my children.
Genç insanların çok sık yeni fikirleri vardır.Young people have new ideas very often.
Yaşlı insanlar zamanın yeni teknolojisini anlamakta zorluk çekiyor.Old people have difficulty understanding new technology of the time.
Bazı insanlar geleneksel yeni yıl töreninden hoşlanmazlar.Some people dislike the traditional New Year's ritual.
Tatoeba insanların azınlık dillerini öğrenmesine yardım edebilir.Tatoeba can help people to learn minority languages.
Ne şarap, ne afyon, ne de tütün insanların yaşamları için gereklidir.Neither wine, nor opium, nor tobacco are necessary for people’s lives.
Bu şarkıcı, genç insanlar arasında çok popüler.This singer is very popular with young people.
Bazı insanlar nükleer silahlara karşı gösteri yapıyorlar.Some people are demonstrating against nuclear arms.
Bilim insanları dendrokronolojik kayıtları inceledi.The scientists examined dendrochronological records.
Keşke bütün insanlar barışı sevse!I wish all people loved peace!
Keşke bütün insanlar barışı sevseydi.I wish all people had loved peace.
Bütün insanların barışı sevmesini diliyorum.I wish all people loved peace.
Keşke bütün insanlar barışı sevse.I wish all people would love peace.
Tuareg ülkesinde insanlar deve sütü içerler.In the country of the Tuaregs, people drink camel milk.
Helikopterin yere inebilmesi için bu insanlara uzaklaşmalarını söyle.Tell these people to move away, so that the helicopter can land.
O, insanlara nasıl yardım edeceğini biliyor.He knows how to help people.
O, insanları nasıl aldatacağını biliyor.He knows how to cheat people.
Bürodaki çeşitli insanları taklit ederdi.She was mimicking the various people in our office.
Genç insanlar yaşlı insanlara saygı duymalı.Young people should respect old people.
Her dilde insanları selamlamayı bilir.He knows how to greet people in all languages.