insanların ile cümle

insanların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Kant'ın aksine insanların her şeyi öğrenebileceklerine inanmıştı.في هذه اللحظة، لقد آمنت جين بكل ما حولها.
Ayrıca diğer insanların tahmin edemeyeceği kadar da eğlenceli.أو ما يبدو لغيرنا مستحيلا..
Bu görüntüler yemekleri, mimari eserleri, insan portrelerini ve insanların günlük yaşamlarını göstermektedir.كما تعطي صورا عن الفن المعماري على الأرض وعن غذاء الإنسان وكذلك صورا عن الأشغال اليومية للناس .
İsyancılar tarafından çiftliklerin yakılıp yıkılmasına ve insanların öldürülmesine karşıdır.الثيران تهاجم وتقتل الناس في المزارع .
Normal insanların tersdir.ناس للمناظر الطبيعية.
2006 rakamlarına göre; Amerika'da yaşayan insanların 1.516.126 Danimarka soyundan gelmektedir.ذكر أن ما مجموعه 1,516,126 من الأمريكيين ذو أصول دانماركية في مسح 2006 للمجتمع الأميركي.
Tarihsel kişilikleri ve bilim insanlarını inceleyen eserler verdi.وكان يفرقها في العلماء والوجوه.
Ormanda kahkaha atar ve yakaladığı insanların dişlerini çeker.فاخذ اليهود يضحكون منها ويتندرون عليها فصاحت تستنجد من يعينها عليهم.
Teorinin kuvvetli bir yanı, otistik insanların performansındaki zirveleri ve özel yetenekleri öngörmesidir.وتتوقع إحدى النقاط القوية في هذه النظرية وجود مواهب خاصة وذروات في أداء المصابين بالتوحد.
Bu paragraf aslında insanların nasıl yaşaması gerektiğini anlatmaktadır.من خلال هذه الدروس تعلم الناس كيف يكونون أعضاء في المجتمع.
Gök âleminin de yeraltı âlemi gibi yeryüzü ile benzerlikleri varsa da bu âlemde insanların ruhları bulunmaz.Céu e Terra são opostos entre si e assim se assemelham ao Um (Yin) e Yang chinês.
Çözüldükten sonra yaptığı ilk şey Malibu insanlarını korkutmak oldu.A primeira coisa que ele fez depois de ser descongelado foi aterrorizar as pessoas de Malibu.
Fakat insanların çoğu bilmezler."E em reconhecimento não recebo senão ingratidão da maior parte deles".
Kafka, insanların onu zihinsel ve fiziksel olarak itici bulacağından korkuyordu.Kafka temia que as pessoas achassem-no repulsivo física e mentalmente.
Her ne kadar dil, Botsvana'nın resmi dili olsa da, konuşan insanların çoğunluğu Güney Afrika'da yaşar.Apesar de o tswana ser a língua oficial do Botswana, a maioria dos seus falantes vive na África do Sul.
Royce, insanların av gibi avlandığı bir oyunda kullanılan bir gezegende olduklarını iddia eder.Royce deduz que está num planeta usado como uma reserva de caça, onde os seres humanos são caçados como jogo.
İnsanların tanrılarla olan ilişkileri Antik Mısır topluluğunun temel parçalarından biriydi.As relações dos seres humanos com suas divindades eram uma parte fundamental da sociedade egípcia.
Ülkedeki insanların %90'nından fazlası Hristiyan'dır.Mais de 90% da população é cristã.
Onlar, insanların dürüst, saygın ve güvenilir olduğuna inanırlar.Elas acreditam que as pessoas são basicamente honestas, decentes e dignas de confiança.
Von Luschan'ın skalası insanların cilt rengini sınıflandırmak amacıyla kullanılan bir ölçektir.A escala cromática de Von Luschan é um método utilizado na classificação de cores de pele.
Sıradan insanların tanrılar hakkındaki algıları rahiplerin algılarından farklılıklar gösterebilir.As percepções de pessoas comuns sobre o divino podem ter diferido daquelas dos sacerdotes.
Sözleri,iyi vakit geçirmeyi ve başka insanların yargılarını endişe etmemeyi anlatır.Liricamente, ele se refere a ter um bom tempo e não se importar sobre o julgamento de outras pessoas.
Joe, Raw'a insanların canını acıtmak için geldiğini söyledi.Joe afirmou que ele veio para machucar as pessoas.
İnsanların özel işlerine karışmaz.Não se envolver em assuntos humanos.
Noot Seear, Heidi: İnsanların kanını içmeleri için onları Volturi vampirlerine taşıyan bir vampir.Noot Seear como Heidi, uma vampira que leva humanos para os Volturi se alimentarem.
Zamanının önemli bilim insanlarından biriydi.Foi um dos maiores vultos científicos do seu tempo.
Mısır tanrıları doğanın düzenine olduğu gibi insanların yaşamlarına da karışmaktaydılar.Deuses egípcios estavam envolvidos nas vidas humanas, bem como na ordem geral da natureza.
Mona adası, insanların sürekli kaldığı bir ada değildir.Ilha deserta é uma ilha não habitada por humanos.
Bu insanların beklediği şey olmazdı." dedi.Não é o que eles estão vivendo, mas o que gostariam de expressar”.
Sissako'nun temaları arasında küreselleşme, sürgün ve insanların yerlerinden edilmesi sayılabilir.Sissako entra em temas como a globalização, o exílio e das deslocações de pessoas.
Biz sadece artık insanların ne söylediklerini umursamıyoruz.Ela ainda não se importa com o que todo mundo diz.
İnsanların gereksinimlerini sağlar ve onların mukadderatlarını düzenlerler.É aquele quem impulsiona as ações dos indivíduos, dando reação as suas ações.
Bu insanların önceki toplulukla hiçbir bağlantısı yoktur.Não havia relação com divisões anteriores.
İyi sağlık durumu : İnsanların sağlaıklı olması sağlanmalı ve her yaşta sağlıklı olmak desteklenmelidir.Assegurar vidas saudáveis e promover o bem-estar para todos e em todas as idades.
İnsanların zor anlarında yardımlarına koşar.Tenta ajudar as pessoas de seu jeito meio atrapalhado.
Nüksetme olgusu çok yaygın olup, insanların neredeyse yarısı bir yıl içinde ikinci kez enfeksiyon yaşar.As recorrências são comuns, com quase metade das pessoas sofrendo uma segunda infecção dentro de um ano.
İnsanların anlaşarak ortaya çıkardığı bu toplumsal sözleşmeye uymaları kendileri için ödev olarak görülür.Certamente apresentar esta prestação de contas a população é sentir o dever cumprido para com a sociedade.
Ayrıca, bu insanların kendi memleketlerinden getirdikleri şeyler ve kimseler de aynı haklara sahiptir...Significados estes que os homens dão às suas ações e a si mesmos.
Bu gen insanların 17. kromozomunda bulunur.O seu gene localiza-se no cromossoma 17.
Köstebek Kralı: Köstebek insanların şapşal kralıdır.Raio Negro: É o rei dos Inumanos.
Lanetlenmiş insanların ruhlarıdır.São espíritos vagantes de pessoas falecidas.
Bu bitmemiş görevi, bu cesur insanların bu kadar ilerlettiği noktadan alıp daha ileriye taşımalıyız.Precisamos de uma nação suficientemente corajosa que nos leve nesta direcção.
Hastalıktan etkilenen insanların çoğu hastalığa yakalandıklarında sağlıklı ve normal kilodadırlar.Pelo contrário: a maioria dos afetados são, e permanecem saudáveis.
Bilimde kullanılan fiziksel sabitlerin bazıları büyük bilim insanlarının adıyla anılmaktadır.Para algumas das constantes físicas utilizadas em ciência são usados nomes de famosos cientistas.
Daha da önemlisi insanlarının efendiliğidir.O enredo Maiores são os poderes do povo.
Arkeolojik buluntular tarih öncesi insanların burada 50.000 yıl önce yaşadığını göstermekte.Alguns achados arqueológicos mostram que os habitantes pré-históricos viveram na zona há 50 milhares de anos.
Teori insanların kendi davranışlarını nasıl açıkladıkları ile ilgilidir.O comportamento real depende de como a pessoa explica tais fenômenos.
Mitler, insanların tam olarak anlayamayacağı tanrıların eylemleri için birer mecazdı.Mitos são metáforas para as ações divinas que os humanos não podem entender completamente.
İnsanların zaaflarını esprili bir anlayış ve zarif bir mizahla eserlerinde işlemiştir.Agitava os braços com o aspecto alegre de uma boa mensagem.
İnsanların gerçek arzularını ne kadar iyi biliyormuş.Tinha uma auto-confiança dos que realmente sabiam o que queriam.
Bu kanunname, insanların kız kardeşleriyle evlenmesini yasaklamıştır.O esboço da lei proibia o casamento de pessoas com doenças hereditárias.
Bu, bize bu yöre insanlarının çok hoşgörülü olduğunu göstermektedir.Que aparentemente, é considerado muito perturbador para o público de hoje.
Bu kayıp özellikle kırsal kesimlerde insanların büyük bir tahliyesine neden oldu.Essa perda foi causada principalmente por uma evacuação maciça das pessoas para áreas mais rurais.
Toplumsal Kanıt – İnsanlar diğer insanların yaptığını gördükleri şeyleri yapar.Você deve deixar as pessoas sentirem o que você está fazendo.
Toplumsal hareketler, en genel tanımıyla, ortak amaç için bir araya gelen insanların kolektif eylemleridir.Parceria é o trabalho em conjunto que as pessoas fazem para alcançar um objetivo comum.
Bugün anlamsız olan bir eser önceki insanların ihtiyacını karşılıyor olabilir.Desta forma, não haveria lógica em atacar hoje aquele a quem havia defendido a causa ontem.
İnterseksüellik, hem erkeksi hem de kadınsı cinsiyet özelliklerine sahip olan insanların durumunu belirtir.Ou seja, é o modo como as sociedades entendem as pessoas do sexo masculino e as pessoas do sexo feminino.
İnsanların geçimini sağlamak için kullandıkları bir ticaret metasıdır.É uma festa que os pescadores tentam manter viva.
Romalılar bölgeyi ve insanlarını geri ve sağlıksız addetmişlerdir.Além disso, os romanos consideravam a ilha e seu povo como atrasados e anti-higiênicos.
Ayrıca Hindistan'daki "Bharatiya Janata Party" (Hint İnsanlarının Partisi) (BJP) üyesidir.É membro do Partido Bharatiya Janata (BJP).

İlgili Sayfalar