insanların ile cümle

insanların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Bu, özellikle insanların sınıflandırılması için geçerlidir - örneğin ırk veya cinsiyete göre.This applies in particular to the classifications of humans – for instance after race or sex.
Egoizm : Yerel bağlılıkların zayıflaması nedeniyle insanların aşırı bireyselleşmesi.Egoism: The excessive individuation of people due to the weakening of local communities.
İnsanların ataları olan birçok hominidin kalıntıları bu bölgede ortaya çıkarılmıştır.[4]The relics of many hominids, ancestors of humans, have been found here.[4]
Ampirik olan, insanların fiilen deneyimlediği olayları içerir.The empirical contains the events that people actually experience.
İlk modern insanların Afrika'dan Yakın Doğu'ya yayılışıExpansion of early modern humans from Africa through the Near East
Kātyāyana, kelime-anlam ilişkisinin insanların ortak düşüncesinin bir sonucu olmadığına inanıyordu.Kātyāyana believed, that the word-meaning relationship was not a result of human convention.
Tversky, insanların olasılıksal bir evrende belirsizlik altında yaşadıklarına inanıyordu.[1]Tversky believed that humans live under uncertainty, in a probabilistic universe.[20]
İnsanların yaşadığı en kuzeydeki ada olan Lanzarote'ye vardı.He arrived at Lanzarote, the northernmost inhabited island.
Adil bir geçişin sağlanması için bu insanların başka işler için yeniden eğitilmesi gerekecektir.To achieve a just transition, these people would need to be retrained for other jobs.
Bu insanların çoğunun yeterli parayı kazandıktan sonra Kuzey Kore'ye döndüğü bildirildi. [2]Many of these people reportedly returned to North Korea after earning sufficient money.[128]
O ve erkek kardeşleri, tüm insanların en hain ve en kaygısızlarıydı.He and his brothers were the most nefarious and carefree of all people.
Menzil, bilinen dünyayı çevreleyen okyanuslarla insanların dünyasından ayrılır.The range is separated from the world of men by the oceans that surround the known world.
Politeizm: Bir noktada, tapınakçılık insanların kafasında şüphe uyandırmaya başladı.Polytheism – At one point, Fetishism began to bring about doubt in the minds of its believers.
Nicolas Hartsoeker, insanların ve diğer hayvanların menisinde hayvancıkların bulunduğunu öne sürdü.Nicolas Hartsoeker postulated the existence of animalcules in the semen of humans and other animals.
Wynn ayrıca insanların erken dönem sosyal tercihlerini ve yargılarını da araştırdı.Wynn has also investigated humans' early social preferences and judgments.
MÖ 4000'de Avustronezyalı dili konuşanlar gelene kadar insanların Pasifik'te gittiği en uzak yerdi.It was the furthest humans went in the Pacific until Austronesian speakers arrived c.
İnsanların ne dediği umurumda değil.Ich achte nicht darauf, was sie sagen.
İnsanların yeni fikirlerden neden korktuklarını anlayamıyorum. Ben eskilerinden korkarım.Ich kann nicht verstehen, warum die Leute sich vor neuen Ideen fürchten. Ich fürchte mich vor den alten.
İnsanların sana söylediği her şeye inanma.Glaub nicht alles, was die Leute dir erzählen.
İnsanların hepsi, doğaları gereği red yerine yalan duymayı tercih ederler.Die Menschen sind alle so geartet, dass sie lieber eine Lüge als eine Absage hören wollen.
İnsanların büyük beyinleri var.Menschen haben ein großes Gehirn.
Yalnızca güçlü insanların zor yolları vardı.Nur starke Menschen bekommen schwere Wege.
İnsanların çok büyük beyinleri vardır.Menschen haben ein sehr großes Gehirn.
İnsanların beni hasta ettiği bir dünyada hayvanlar bana şifa veren ilacım.In einer Welt, in der mich die Menschen krank machen, sind Tiere meine Medizin.
İnsanların yüreğinde yaşayan ölmedi, sadece uzaklardadır. Yalnız unutulan ölür.Wer im Gedächtnis seiner Lieben lebt, der ist nicht tot, der ist nur fern. Tot ist nur, wer vergessen wird.
Gök âleminin de yeraltı âlemi gibi yeryüzü ile benzerlikleri varsa da bu âlemde insanların ruhları bulunmaz.Weit reicht Sein Thron über die Himmel und die Erde, und es fällt Ihm nicht schwer, sie (beide) zu bewahren.
Fakat insanların çoğu bilmezler."Doch die meisten haben kein Wissen".
Copley Madalyası 1731 yılından beri her yıl bilim insanlarına verilmektedir.Die Copley-Medaille wird seit 1731 jährlich an einen Wissenschaftler vergeben.
Fakat Şeytan, insanların ve cinlerin kötülüğüne verilen bir sıfattır.Wiederum seien der Satan und unter den Menschen Sünde und Schisma zu erwarten.
Günümüzde ise insanların düşüşlerini izlemek daha heyecan verici.Heute ist es spannender, Menschen bei ihrem Absturz zu beobachten.
Kadın-erkek ayrımına karşı çıkıyor, bütün insanların eşitliğini savunuyordu.Er war gegen die Trennung von Mann und Frau und vertrat die Gleichheit aller Menschen.
Çünkü insanların bunu güvenli bir şekilde yapabileceğine inanmazlar.Es glaube nicht, dass das Volk dadurch befriedet werden könne.
İnsanların gölgeleri keskindir ve kendilerinden büyüktür.Dort kommt er den Menschen zu Hilfe, die durch Trolle und Riesen belästigt werden.
Ona göre bu olay, insanların dikkatini başka yere çekmekten başka bir davranış değildir.Nur ist diese für den Menschen nicht so erfassbar, wie sie ist.
Birbirleriyle insanların da duyabileceği sesler çıkararak sürekli olarak iletişim halindedirler.Auch andere ließen sich etwas einfallen, um ihre Zuhörer zu unterhalten.
İnsanların zulme başkaldıracak yolları tıkanmıştır.Der Mensch vor dem Unrecht.
Safvana göre; insanların eliyle gerçekleşen fiillerin yaratıcısı Allah'tır.Gott tritt also in den Menschen – seine Schöpfung – hinein.
Biz sadece artık insanların ne söylediklerini umursamıyoruz.Die Menschen kümmern sich nicht mehr nur alleine um ihre Angehörigen.
Ama bu görüş bilim insanlarının büyük bir bölümü tarafından kabul edilmez.Seine Ansichten werden vom größten Teil der wissenschaftlichen Fachwelt nicht akzeptiert.
Bu yönüyle Narayana'nın anlamı tüm insanların sığınağıdır.Nara bedeutet aber auch Mensch, weswegen Narayana als höchstes Wesen der Schutzort aller Menschen ist.
Daha önceleri Lessing, bu öğrenme hırsını, insanların en soylu eğilimleri olarak nitelendirmiştir.Schon Lessing bezeichnete die Wissbegier als den edelsten Trieb des Menschen.
(Kur'an VI/160), «İnsanların hayırlısı, insanlara faydası dokunandır.»Dieser fragt ihn, was für den Menschen das Beste sei.
Orta-Dünya (Középső világ): İnsanların yurdu.2. Erde Midgard (Mittelheim): Heimat der Menschen.
Başkaları, insanların aylaklık peşinde olma eğilimi gösterdiklerine dikkat çekmiştir.Sie schauten sich vorsichtig um, ob jemand vorbeikäme...
İnsanların en güvenilir olanıydı.Er war der Treuesten einer.
Bu insanların hiçbiri herhangi bir işte çalışmaz.So taucht im ganzen Werk kein einziger Mann auf.
Oldukça yüksek ses çıkarırlar ve insanların korkmasına sebep verirler.Laute Geräusche lassen den Menschen instinktiv erschrecken und erzeugen Angst.
Sınırdaki insanların çoğu askerlerdi.Anfangs waren die meisten Einwohner Militärs.
Kuzeybatı artık yeniden insanların hüküm sürdüğü bölgeydi.Die nördliche Population ist anscheinend wieder ausgestorben.
Bazıları ise mekandan mekana yolculuk eden insanların maceralarını konu alır.Abenteuerliche Reisen zu den vergessenen Völkern.
İnsanların gereksinimlerini sağlar ve onların mukadderatlarını düzenlerler.Daraufhin fügen sich die Menschen seinem Willen.
Böylece kötülük yapan insanların kendilerine de zarar verdiklerine inanılır (Karma felsefesinde olduğu gibi).Ebenfalls im Volksglauben verwurzelt sind Unglücksbringer, die angeblich Unheil heraufbeschwören.
Duruşmalar sürerken, Prince insanların arasına, yanağında “slave”(köle) yazısı ile çıktı.Prince trat während der Tournee mit dem Wort „Slave“ auf seiner Wange auf.
İnsanların toplu halde hareket ettikleri her yerde çatışmanın olması kaçınılmazdır.Das Streben sehen wir überall vielfach gehemmt, überall kämpfend.
İnsanların vampirlerin varlığını bilmesi gizlenmelidir.Die Existenz von Vampiren ist nur wenigen Menschen bekannt.
Bu insanların beslenmesi için de daha çok toprağın işlenmesi gerekliydi.Für die Ernährung der zahlreicheren Bevölkerung wurden zusätzliche landwirtschaftliche Anbauflächen benötigt.
Bill Gates, Dünya'nın en zengin insanlarından biri olarak görünür.Bill Gates ist einer der größten Aktionäre.
İnsanların %10'u dağlık bölgelerde yaşar.Rund 12 % der Menschheit lebt in Gebirgsräumen.
İnsanların yakınında yaşayan Keme türleri, insanların mallarına zarar veren hayvanlar olarak görülür.Als Schädlinge werden Tierarten bezeichnet, die dem Menschen gegenüber Schaden anrichten.
İnsanların kendi üretemedikleri malları ve ihtiyaçları bir bedel karşılığında almalarına dayanır.Den Besitz und die Leute, die sie in Haran erworben hatten, nehmen sie mit.

İlgili Sayfalar