insanların ile cümle

insanların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Bir hedefi elde etmeyi başaramadığında, insanların başarısızlıklarının nedeninin ne olduğunu söyler?When you fail to achieve, what's the reason people say?
Ama insanların bize anlattığı hikaye bu değil, haksız mıyım?But this is not the story that people tell us.
İnsanların bize anlattığı şey bir sürü değişik hikaye.They tell us a bunch of different stories.
Ve arkada gösteriye gelemeyen insanlarin süngerden kesilmiş maketleri vardı.And in the back are foam-core cutouts of the people who couldn't make it to the show.
Kuyumcudaki insanların hakkımızda ne düşündüğünü sanıyorsun?What do you think the people at the rings store thought about us?
Öğrendiğimiz kuralları, insanların yarattığı kurallar olarak görebiliriz. -And all of those rules we learned, you can kind of view them as human-created rules.
Bazı insanların ölüm sonrası yaşama inanmadıkları fikri.It's the idea that some people don't believe in an afterlife.
Tarım zamanla tüm dünyada insanların yaşam biçimi haline geldi. -Agricultural societies soon became the dominant way of life for people throughout the world.
Ve ben her zaman insanların karşısına bir bilim adamı gibi çıkmak istemediğimi söylerim.And I always tell people that I don't want to show up looking like a scientist.
[İnsanların hayatlarında değişiklik yapmak için sahip oldukları güç][The power people hold to make change in their own life]
Hizmet ettiği ülke ile gurur duymuş ve tanıştığı insanların onurlu insanlar olduğunu düşünmüştür.He took pride in the country he served, and he saw dignity in the people that he met.
Masum insanların öldürülmesini mazur gösterebilecek hiç bir kelime yoktur.There are no words that excuse the killing of innocents.
Chris Stevens'ın mirası, yarar sağladığı insanların hayatında yaşayacaktır.Chris Stevens's legacy will live on in the lives he touched.
İnsanların genel inanışının aksine, terör aslında çok pahalı bir iş.Now, contrary to what many people believe, terrorism is actually a very expensive business.
Bugüne kadar yaşamış olan insanların çoğu öldü.So far, most people who have lived have also died.
İnsanların görüşebileceği doğayla iç içe olabileceği bir yer olacak.It's going to be a place where people can meet, where you can put nature.
Böyle manzaraları seyrederken insanların benimle nasıl mutlu olduklarını hayal edebilirsiniz.You can imagine how people get happy with me watching these kinds of scenes.
Burada ortaya kurmaya çalıştığım şey bir taslak, insanların bunun içini doldurmasını umuyorum.What I've tried to lay out is a framework and I'm hoping that people can just fill it in.
İnsanların işbirliği yapma isteğini inceledik.We looked at their desire to cooperate.
2002'de orada insanların yüzde 50 kadarı işsizdi.In 2002 we had about 50 percent of the people jobless there.
Ama toplumda bazı insanların değişim aracıları olduğunu söylemenin yararı oluyor.But it just helps tell that some people are change agents in the society.
"En büyük çabalar, insanların en iyi işi çıkarmalarına yol açar.""The biggest challenges beget the best work in people."
Bu, insanların resmi-This is a picture of the people --
Bu ülkelerde, insanların, yalnızca küçük bir grubu temsil eden insanlara oy vermesi gerekir.In such countries people have to vote for parties that only represent a small number of people.
Mal ve hizmetlerin bol olması, ve insanların eğitilmesi.The abundance of goods and services and educating people.
Luka incilinin 17. bölümü diyor ki: 'Tanrının krallığı insanların kalbindedir.'In the seventeenth chapter of Saint Luke it is written: "the kingdom of God is within man"!
Bir insan veya bir grup insan değil tüm insanların kalbinde -- senin kalbinde!Not one man, nor a group of men but in all men - in you!
Ne bir insanin ne de bir grup insanın ancak tüm insanların içinde!Seninde!Not one man nor a group of men, but in all men.
Bu teknoloji, insanların taklidini yapmak.That technology is simulating humans.
İnsanların istediği bu.That's what people want.
Bu yüzden grubumla yapmaya çalıştığımız tersine mühendislikle insanların hareket kontrolünü çözmek.So in my group, what we try to do is reverse engineer how humans control movement.
Genç insanların %55'i işsiz.55% of your young people are unemployed.
Parasal sistemde insanların tüketmesi gerekiyor.In the monetary system, people need to consume, from food to services and comfort.
Parasal sistemde insanların rolleri üç ana şekle bürünür.The Employee, the Employer and the Consumer.
Sosyal medya üzerine çalışıyorum. Yani kabaca insanların tartışıp durmasını izliyorum.So I study social media, which means, to a first approximation, I watch people argue.
İnsanların, bu yüzden onu öldürebileceğini biliyordu, ama bu riski almaya cesaret etti.He knew that people could kill you because of it, but he dared to take that risk.
Bölge hakimi, tarım bölgesinde, yalnızca beyaz insanların yaşayabileceği yönünde karar kıldı.A county judge ruled that the farm property was restricted to whites only.
Doğrusu, ben insanların tam da böyle dediklerini hatırlıyorum.As a matter of fact,
Ayrıca, bu öğretinin diğer insanların üzerinde yarattığı etki de, onu kabullenmeme sebep oldu.And also being able to see the effect that it had upon others, this is what made me accept it.
Müslüman tapınaklarına beyaz insanların girmesine izin verilmiyordu.Inside Muslim temples, no white people were allowed.
Kutsal topraklardaki kardeşlikten, farklı ırktan olan insanların kardeşliğinden bahsediyor.He does speak of brotherhood, the brotherhood of all races, colors and so on in the holy land.
Bildiğiniz gibi Ulus'ta çeşit çeşit insan var ve bu insanların hepsinin farklı fikirleri var.Well, as you know, in the Nation, you have all kinds of people, and they have different thoughts.
İnsanların anlamadığı şey de bu işte.That's what the people don't understand.
Ve biliyoruz ki, bu insanlarin cogu oldu.And we know that most of them are dead.
Ve yine biliyoruz ki, bu insanlarin bir cogu fakirler yada fakirdiler. cok uzun yasamadilar.And we also know that most of them were or are very poor -- did not live for very long.
Kuzey Amerika'nin kirsal bolumundeki insanlarin cogu, 1900'de cesitli arsalara sahiplerdi.Most people in rural North America owned some land by 1900.
Insanlarin tonlarca kiyafet giymelerini istediler.You need people to want to wear tons of clothes.
İnsanların nadiren gözden kaçırdığı bir bulu türü ise: kümülonimbuss fırtına bulutudur.One cloud that people rarely miss is this one: the cumulonimbus storm cloud.
İnsanların daha iyi bilgilendirilmesi gerekiyor.People have to be better informed.
Dilimiz, diğer insanların kontrol etmeye çalışıyor.Our language is an attempt at controlling the behavior of people.
Dilim amacı iletişim kurmak değil, diğer insanların davranışlarını kontrol etmek.The purpose of language is not to communicate. It's to control the behavior of the other people.
İnsanların görmesine izin vermediğin nedir?What is it you don't let people see?
Ama ben bunu diğer insanlarında yaptığını düşünüyordum.But I thought that everyone else does it too.
Olan tek şey, Grand Prix'in etrafımda olan insanların hayatlarını değiştirmiş olması.The only thing is that the Grand Prix changed the lives of many around me.
Insanların devam etmesini sağlayan şeyler.What is it that makes people go on?
İnsanların bana bunu demesinden nefret ediyorumI hate when people say that to me.
Yani orada yaşlı insanların bütün becerileri ve yetenekleri vardı.So there were all these skills and talents that these seniors had.
Bunun böyle olma nedeni insanların çatışmaları çözme şeklinin sosyal yapımızı şekillendirmesidir.That's because the way humans resolve conflict shapes our social landscape.
Tekniğini öğrenmek insanların beklediğinden biraz daha zordu.These techniques were a lot harder to learn than people had anticipated.
Bu durumlarda, çalıştığım insanların vücut tipleri sosyal normlara meydan okuyor.In that case, what I've worked with is people who have body types that challenge social norms.

İlgili Sayfalar