Yani yukarı çıkıp aşağı inmem ve tekrar denge noktasına geri dönmem iki saniyemi alıyordur. -تمر ثانيتين بعد اكمال دورة كاملة للاعلى والاسفل
Yedinci gün yaraya yine bakacak; uyuz deriye yayılmamışsa, üzerinde sarı kıl yoksa, uyuz derine inmemişse,칠 일 만에 제사장은 그 환처를 진찰할지니 그 옴이 퍼지지 아니하고 그 자리에 누른 털이 없고 피부보다 우묵하지 아니하거든
Yedinci gün yaraya yine bakacak; uyuz deriye yayılmamışsa, üzerinde sarı kıl yoksa, uyuz derine inmemişse,וראה הכהן את הנגע ביום השביעי והנה לא פשה הנתק ולא היה בו שער צהב ומראה הנתק אין עמק מן העור׃
Yedinci gün yaraya yine bakacak; uyuz deriye yayılmamışsa, üzerinde sarı kıl yoksa, uyuz derine inmemişse,فان رأى الكاهن الضربة في اليوم السابع واذا القرع لم يمتد ولم يكن فيه شعر اشقر ولا منظر القرع اعمق من الجلد
Yedinci gün yaraya yine bakacak; uyuz deriye yayılmamışsa, üzerinde sarı kıl yoksa, uyuz derine inmemişse,第 七 天 祭 司 要 察 看 災 病 、 若 頭 疥 沒 有 發 散 、 其 間 也 沒 有 黃 毛 、 頭 疥 的 現 象 不 深 於 皮
Yedinci gün yaraya yine bakacak; uyuz deriye yayılmamışsa, üzerinde sarı kıl yoksa, uyuz derine inmemişse,第七 天 祭司 要 察看 災病 、 若頭疥沒 有 發散 、 其間 也 沒有 黃毛 、 頭疥 的 現象 不 深 於 皮
Yolun sonunda arabamızdan inmemizi istedi ve şöföre hemen terk etmesini söyledi.Aan het eind van de weg deed hij ons uitstappen en vroeg de chauffeur weg te rijden.
Yolun sonunda arabamızdan inmemizi istedi ve şöföre hemen terk etmesini söyledi.Al final del camino, nos instó a salir del auto, y le pidió al conductor que saliera rápidamente.
Yolun sonunda arabamızdan inmemizi istedi ve şöföre hemen terk etmesini söyledi.Alla fine della strada, ci intima di uscire dalla macchina, e dice all'autista di andarsene in fretta.
Yolun sonunda arabamızdan inmemizi istedi ve şöföre hemen terk etmesini söyledi.Am Ende drängte er uns aus dem Auto und wies den Fahrer an zu verschwinden.
Yolun sonunda arabamızdan inmemizi istedi ve şöföre hemen terk etmesini söyledi.Az út végén sürgetett, hogy szálljunk ki, és azt mondta a sofőrnek, hogy menjen el gyorsan.
Yolun sonunda arabamızdan inmemizi istedi ve şöföre hemen terk etmesini söyledi.길이 끝날 즈음에, 차에서 내리라고 우리를 재촉하고는 운전사에게 빨리 그 자리를 떠나라고 했어요.
Yolun sonunda arabamızdan inmemizi istedi ve şöföre hemen terk etmesini söyledi.La finalul drumului ne-a grăbit afară din mașină și i-a spus șoferului să plece repede.
Yolun sonunda arabamızdan inmemizi istedi ve şöföre hemen terk etmesini söyledi.Na konci cesty nás vystrkal z auta a řekl řidiči, aby honem zmizel.
Yolun sonunda arabamızdan inmemizi istedi ve şöföre hemen terk etmesini söyledi.Na końcu polnej drogi powiedział abyśmy wysiedli, a kierowcy nakazał szybko odjechać.
Yolun sonunda arabamızdan inmemizi istedi ve şöföre hemen terk etmesini söyledi.Na koncu poti smo morali izstopiti, vozniku pa je naročil, naj odpelje stran.
Yolun sonunda arabamızdan inmemizi istedi ve şöföre hemen terk etmesini söyledi.No fim do caminho, apressou-nos para fora do carro e disse ao condutor para se ir embora depressa.
Yolun sonunda arabamızdan inmemizi istedi ve şöföre hemen terk etmesini söyledi.Ở cuối đường, anh ta giục chúng tôi rời xe, và bảo lái xe đi ngay.
Yolun sonunda arabamızdan inmemizi istedi ve şöföre hemen terk etmesini söyledi.Ved enden af vejen, bad hans os om at stå ud af bilen, og fortalte føreren at han skulle forsvinde hurtigt.
Yolun sonunda arabamızdan inmemizi istedi ve şöföre hemen terk etmesini söyledi.Στο τέλος του δρόμου, μας προέτρεψε να βγούμε απ' το αμάξι, κι είπε στον οδηγό να φύγει γρήγορα.
Yolun sonunda arabamızdan inmemizi istedi ve şöföre hemen terk etmesini söyledi.В края на пътя, той ни изведе от колата и каза на шофьора да напусне.
Yolun sonunda arabamızdan inmemizi istedi ve şöföre hemen terk etmesini söyledi.Когда дорога кончилась, он велел нам выйти из машины и приказал водителю быстро уезжать отсюда.
Yolun sonunda arabamızdan inmemizi istedi ve şöföre hemen terk etmesini söyledi.Коли дорога закінчилася, він наполіг на тому, щоб ми вийшли з машини і сказав водієві швидко їхати звідси.
Yolun sonunda arabamızdan inmemizi istedi ve şöföre hemen terk etmesini söyledi.בקצה הדרך הוא דחק בנו לצאת מהרכב, ואמר לנהג להסתלק במהירות.
Yolun sonunda arabamızdan inmemizi istedi ve şöföre hemen terk etmesini söyledi.عند نهاية الطريق، ألح علينا أن نخرج من السيارة، و طلب من السائق أن يغادر بسرعة.
Yolun sonunda arabamızdan inmemizi istedi ve şöföre hemen terk etmesini söyledi.彼は運転手に立ち去るよう言いました それから 彼は道なき道を指さして言いました
Zaten bir süre yeraltına inmem gerek.Até tenho de ficar escondida uns tempos.
Zaten bir süre yeraltına inmem gerek.Devo nascondermi per un po', comunque.
Zaten bir süre yeraltına inmem gerek.I tak muszę na jakiś czas zniknąć.
Zaten bir süre yeraltına inmem gerek.Jag måste ändå gå under jorden ett tag nu.
Zaten bir süre yeraltına inmem gerek.Jeg skal alligevel gå under jorden for en stund.
Zaten bir süre yeraltına inmem gerek.Tengo que esconderme durante un tiempo de todas maneras.
Zaten bir süre yeraltına inmem gerek.Έτσι κι αλλιώς έπρεπε να αποτραβηχτώ λίγο.
Zaten bir süre yeraltına inmem gerek.Но мне всё равно надо на время скрыться.
Zaten uyku tulumlarını bulduk. Göle inmemize gerek yok.Figyelj, már felvettük a hálóhelyüket és a többi cuccot is, nem kell olyan mélyre mászni.
Zaten uyku tulumlarını bulduk. Göle inmemize gerek yok.Mira, ya tenemos lo de las camas y esas cosas... realmente no necesitamos ir hasta el lago.
Zaten uyku tulumlarını bulduk. Göle inmemize gerek yok.Mira, ya tenemos lo de las camas y esas cosas... realmente no necesitamos ir hasta el lago.
Zaten uyku tulumlarını bulduk. Göle inmemize gerek yok.Olha, já filmámos o dormitório e tudo o resto, não precisamos de ir até ao lago.
Zaten uyku tulumlarını bulduk. Göle inmemize gerek yok.We hebben de slaapzakken en zo al... we hoeven niet naar het meer.
Zaten uyku tulumlarını bulduk. Göle inmemize gerek yok.Wir haben doch schon die Schlafsäcke und das ganze Zeug, wir brauchen doch nicht wirklich noch den See.
Zaten uyku tulumlarını bulduk. Göle inmemize gerek yok.Κοίτα, είδη έχουμε τα σκεπάσματα και τις κονσέρβες, δε χρειάζεται να τραβήξουμε τη λίμνη.
Zaten uyku tulumlarını bulduk. Göle inmemize gerek yok.Слушај, снимили смо оне кревете и остале ствари... и не морамо да идемо до тог језера.
Ziyafet salonlarından ve kraliyet tahtından ve süslü tavanlarından inmemizin bir nedeni de bu.지금 우리가 있는 연회장 같은 곳으로부터 떠나려는 이유는 연회장의 천장의 독특한 이미지가
Ziyafet salonlarından ve kraliyet tahtından ve süslü tavanlarından inmemizin bir nedeni de bu.אחת הסיבות לכך שאנו מתרחקים מאולמות נשפים כמו זה שבו אנו נמצאים, אולמות נשפים עם ציורים מופלאים על התקרה,
Ziyafet salonlarından ve kraliyet tahtından ve süslü tavanlarından inmemizin bir nedeni de bu.أحد الاسباب لابتعادنا عن قاعات الاحتفالات، كهذه القاعة ذات الصور المذهلة على السقف
Ziyafet salonlarından ve kraliyet tahtından ve süslü tavanlarından inmemizin bir nedeni de bu.天井に 王位に就いた王などの 素晴らしい絵が飾られた 大きな広間が 政府の中心でしたが