Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Det är en av de där kulturella myterna, som, "britter är reserverade."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Det er en af de kulturelle myter, som, "Briterne er reserverede."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Đó là một trong những huyền thoại văn hóa, giống như, "Người Anh thì sống khép kín."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Es uno de esos mitos culturales como, "los británicos son reservados".
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.É um daqueles mitos culturais, como: "Os ingleses são reservados."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.E una din acele legende culturale, ca aceea că "britanicii sînt reținuți".
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.È uno di quei miti culturali come: "Gli inglesi sono riservati".
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Ez egyike azon kulturális mítoszoknak, mint amilyen az is, hogy "A britek tartózkodók."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Het is één van die culturele mythes, net zoals "Britten zijn geremd."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Itu adalah salah satu mitos budaya, seperti, "Orang Inggris jarang menunjukkan emosi."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Je to jeden z těch kulturních mýtů, jako ten, že "Briti jsou odtažití."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.그것은 그저 근거없는 문화적 믿음에 불과합니다. 예를 들어, "영국인들은 내성적이다."와 같은 이야기죠.
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.To jeden z kulturowych mitów, jak ten, że Brytyjczycy nie okazują emocji.
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.To je eden tistih kulturnih mitov, kot je: "Britanci so zadržani."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Είναι ένας απ' αυτούς τους πολιτιστικούς μύθους, όπως ότι "Οι Βρετανοί είναι συνεσταλμένοι".
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Това е един от тези културни митове, като "британците са сдържани хора."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Це один із культурних міфів, на зразок: "Британці стримані".
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.Это один из культурных мифов, например, что британцы — сдержанные люди.
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.זה אחד מאותם מיתוסים תרבותיים, כמו, "הבריטים הם מאופקים."
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.إنها إحدى تلك الخرافات الثقافية، مثل، "البريطانيون متحفظون".
Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela "İngilizler mesafelidir." gibi.「イギリス人は控えめだ」 というのもそうですが 何故そんな風に思うのか 気が知れません
Bu kurallar o dönemde İngilizler tarafından yönetilen başarılı pazar ekonomilerinden kopyalanmıştı.홍콩의 규칙들은 당시 영국의 시장 경제 원리와 시장 관리를 베낀 것이지요.
Bu kurallar o dönemde İngilizler tarafından yönetilen başarılı pazar ekonomilerinden kopyalanmıştı.les économies de marché de l'époque, et administrées par les britanniques.
Bu kurallar o dönemde İngilizler tarafından yönetilen başarılı pazar ekonomilerinden kopyalanmıştı.Reglas que fueron copiadas de las economías de mercado exitosas y administradas por los británicos.
Bu kurallar o dönemde İngilizler tarafından yönetilen başarılı pazar ekonomilerinden kopyalanmıştı.Regler som kopierats från dåtidens fungerande marknadsekonomier och administrerades av Britterna.
Bu kurallar o dönemde İngilizler tarafından yönetilen başarılı pazar ekonomilerinden kopyalanmıştı.Гонконг дотримувався правил, запозичених в успішних тогочасних ринкових економік та впроваджених британцями.
Bu kurallar o dönemde İngilizler tarafından yönetilen başarılı pazar ekonomilerinden kopyalanmıştı.חוקים שהועתקו מכלכלות שוק פעילות של זמנן, ונוהלו ע"י הבריטים.
Bu kurallar o dönemde İngilizler tarafından yönetilen başarılı pazar ekonomilerinden kopyalanmıştı.القوانين التي تم استنساخها من اقتصادات السوق التي كانت تعمل في ذلك الوقت ، وتدار من قبل البريطانيين.
Bu kurallar o dönemde İngilizler tarafından yönetilen başarılı pazar ekonomilerinden kopyalanmıştı.作られたルールであり その行政は 英国が管轄していたのです 1950年代 香港という場所は
--bunlar İngilizler ve Çinliler oluyor---Anh và Trung Quốc-
--bunlar İngilizler ve Çinliler oluyor--Britové a Číňani.
--bunlar İngilizler ve Çinliler oluyor--영국과 중국
--bunlar İngilizler ve Çinliler oluyor--中国は、明らかに影響を与えたより北;
Bunları tespit edin ki Gandhi'nin İngilizlerin Tuz Yasaları için yaptığını yapalım.Findet heraus, welche dies sind und lasst uns das tun, was Gandhi mit den Salzgesetzen der Briten tat.
Bunları tespit edin ki Gandhi'nin İngilizlerin Tuz Yasaları için yaptığını yapalım.Identificarlas y así haremos con ellas lo que hizo Gandhi con la Ley de la Sal de los británicos
Bunları tespit edin ki Gandhi'nin İngilizlerin Tuz Yasaları için yaptığını yapalım.Identificatele e poi facciamo di esse ciò che Gandhi fece con la Legge sul sale degli Inglesi.
Bunları tespit edin ki Gandhi'nin İngilizlerin Tuz Yasaları için yaptığını yapalım.Identifikasilah dan beraksilah sebagaimana Gandhi beraksi terhadap Undang-undang Garam yang dibuat Inggris.
Bunları tespit edin ki Gandhi'nin İngilizlerin Tuz Yasaları için yaptığını yapalım.Spoor ze op en dan laat ons met ze doen wat Gandhi deed met de Zout Wetten van de Britten.
Bunları tespit edin ki Gandhi'nin İngilizlerin Tuz Yasaları için yaptığını yapalım.تعرفوا على هذه القوانين ثم دعونا نفعل ما فعله غاندي عندما تحدى قانون الملح البريطاني
Bunları tespit edin ki Gandhi'nin İngilizlerin Tuz Yasaları için yaptığını yapalım.それには従いませんと宣言してください。
Bu taşınabilir yiyecek.İngilizler bu konuda bayağı iyidir.Aceasta este mancarea mobila. Englezii se pricep foarte bine la asta.
Bu taşınabilir yiyecek.İngilizler bu konuda bayağı iyidir.Ça c'est la nourriture portable. Les Anglais sont très bons dans ce domaine.
Bu taşınabilir yiyecek.İngilizler bu konuda bayağı iyidir.Đây là thực phẩm di động. Người Anh rất giỏi món đó.
Bu taşınabilir yiyecek.İngilizler bu konuda bayağı iyidir.Det här är mobil mat. Britter är väldigt bra på det.
Bu taşınabilir yiyecek.İngilizler bu konuda bayağı iyidir.Dette er mobil mad. Briter er ret gode til det.
Bu taşınabilir yiyecek.İngilizler bu konuda bayağı iyidir.Dies ist tragbares Essen. Die Briten können das sehr gut.
Bu taşınabilir yiyecek.İngilizler bu konuda bayağı iyidir.Dit is mobiel voedsel. Britten zijn daar erg goed in.
Bu taşınabilir yiyecek.İngilizler bu konuda bayağı iyidir.Ez a mobilétel. A britek ebben nagyon jók.
Bu taşınabilir yiyecek.İngilizler bu konuda bayağı iyidir.Ini adalah makanan praktis. Orang Inggris sangat hebat membuatnya.
Bu taşınabilir yiyecek.İngilizler bu konuda bayağı iyidir.Isto é comida ambulante. Os britânicos são muito bons nisto.
Bu taşınabilir yiyecek.İngilizler bu konuda bayağı iyidir.이건 모바일 음식입니다. 영국 사람들이 특히 강한 분야죠.
Bu taşınabilir yiyecek.İngilizler bu konuda bayağı iyidir.Questo è cibo che si può consumare per strada. Gli inglesi sono molto bravi in questo.
Bu taşınabilir yiyecek.İngilizler bu konuda bayağı iyidir.To jest jedzenie przenośne. Brytyjczycy są w tym bardzo dobrzy.
Bu taşınabilir yiyecek.İngilizler bu konuda bayağı iyidir.Toto je mobilní jídlo. Britové jsou v něm dost dobří.
Bu taşınabilir yiyecek.İngilizler bu konuda bayağı iyidir.Αυτό είναι κινητό φαγητό. Οι Βρετανοί είναι πολύ καλοί σε αυτό.
Bu taşınabilir yiyecek.İngilizler bu konuda bayağı iyidir.Това е мобилна храна. Британците са много добри в това.
Bu taşınabilir yiyecek.İngilizler bu konuda bayağı iyidir.Это мобильная еда. Британцы преуспели в ее приготовлении.
Bu taşınabilir yiyecek.İngilizler bu konuda bayağı iyidir.זהו אוכל נייד. הבריטים טובים בזה מאוד.
Bu taşınabilir yiyecek.İngilizler bu konuda bayağı iyidir.وهذا هو الغذاء المتنقل .. كان البريطانيون ممتازون في هذه الأنواع
Bu taşınabilir yiyecek.İngilizler bu konuda bayağı iyidir.フィッシュ&チップス包み ミートパイ