ing ile cümle

ing kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
İngiltere'de doğdum ve büyüdüm.I was born and bred in Britain.
O, İngilizce sınavında 90 puan aldı.He got 90 marks in his English test.
İngiliz Kütüphanesi dünyanın en büyük kütüphanelerinden biridir.The British Library is one of the world's largest libraries.
İngiliz önerisinin bazı bölümleri kabul edilemez görünüyor.Some parts of the British proposal seem unacceptable.
O sadece İngilizce konuşmaz, o Fransızca da konuşur.He not only speaks English, he speaks French, too.
O sadece İngilizce konuşmaz, Fransızca da konuşur.He not only speaks English, he speaks French as well.
Onun İngilizce bir iş görüşmesi vardı.He had a job interview in English.
O biraz İngilizce biliyor.He knows a little English.
Amerikalıların daha prestijli saydıkları İngiliz aksanını kıskandıklarını bilirsiniz.You know Americans are jealous of the British accent that they deem more prestigious.
O evdeki komşularım Alman ve İngiliz, her ikisi de.My neighbours in that house are German and English, both.
İngilizcen kötü görünmüyor.Your English doesn't sound ugly.
Burada 1950'lerden kalma gibi görünen İngilizce cümleler var.There are English sentences here that sound like they're from the 1950's.
Onlar İngilizce konuşmuyor.They don't speak English.
Onlar İngilizce bilmiyorlar.They don't know English.
II. Elizabeth İngiltere kraliçesi.Elizabeth the second is the queen of England.
Tom bir İngiliz vatandaşı.Tom is a British citizen.
Bu toplantıların tümü İngilizce olarak idare edilmektedir.All of these meetings are conducted in English.
İngilizce öğrenmek basit bir görev değildir.Learning English is not a simple task.
Özel bir şey olmak İngiltere'nin ilk önceliği gibi görünüyor.Being something special seems to be Britain's first priority.
O ne İngilizce ne de İspanyolca konuşur.He speaks neither English nor Spanish.
O yıllarca İngilizceyi iyi konuştu.She has spoken English well for many years.
O, savaş başladığında İngiltere'de yaşıyordu.He lived in England when the war started.
Tom sadece İngilizce değil aynı zamanda Fransızca da konuşabildiğini söyledi.Tom said that he could speak not only English, but also French.
İngilizceyi severim ama onu iyi konuşamam.I like English, but I can't speak it well.
Babam İngilizce öğretmeni.My father is an English language teacher.
İngilizceyi tercih ederim.I prefer English.
Hiç İngilizce bilmiyorum.I don't know English at all.
İngiliz misiniz?Are you English?
İngiliz misin?Are you English?
Muhteşem İngilizcen var.You have superb English.
ABD'ye seyahat ederseniz, konuşulan İngilizceyi öğrenirsiniz.If you travel to the US, you'll learn spoken English.
İngiliz halkının % 70'i ikinci bir dil konuşmuyor.70% of English people don't speak a second language.
Yakında iyi İngilizce konuşmam mümkün olacak.I will be able to speak English well soon.
Sen İngilizce öğreniyorsun.You're learning English.
Burada ana dili İngilizce olan biri var mı?Is there any English native speaker here?
"Yabancı bir ülkede İngilizce öğretmek" kitabını faydalı bulmadım.I didn't find the book "Teaching English in a foreign country" useful.
Tom İngilizceyi farklı bir Fransız aksanıyla konuşuyor.Tom speaks English with a distinct French accent.
Onunla İngilizce konuşun!Speak English with him.
O, yazın İngiltere'ye gitmek zorunda.He has to go to England in the summer.
O İngilizce anlamıyor.She does not understand English.
İngiltere Avrupa Birliğini terk etmek için oy kullandı.Great Britain has voted to leave the European Union.
İngiltere'nin Avrupa Birliğini terk etmek için oy kullandığına inanamıyorum.I can't believe that Great Britain has voted to leave the European Union.
"Brexit" İngiltere'nin Avrupa Birliğinden çekilmesi anlamına gelir.Brexit refers to the withdrawal of Great Britain from the European Union.
İngiltere başbakanı David Cameron istifa etmeyi planlıyor.British prime minister David Cameron plans to resign.
İngiltere Almanya'dan sonra, Avrupa Birliği'nin ikinci en büyük ekonomisidir.Britain is the European Unions's second-largest economy after Germany.
Az önce İngiltere'den döndüm.I just got back from England.
İngilizceniz gerçekten gelişti.Your English has really improved.
Sizin İngilizceniz gelişti.Your English has improved.
Senin İngilizcen düzeldi.Your English has gotten better.
Hiç İngiltere'de bulundun mu?Have you ever been to England?
İzlanda son16 turunda İngiltere'yi yendi.Iceland beat England in the round of 16.
Kiribati eski bir İngiliz kolonisidir.Kiribati is a former British colony.
Resmi yazılı İngilizce you're, won't ve can't gibi kısaltmalardan kaçınır.Formal written English avoids contractions, such as you're, won't, and can't.
O, İngilizcenin yanı sıra matematik de öğretir.He teaches maths as well as English.
Ünsüzlerin çoğu İngilizcedekiler gibi telaffuz edilir.Most of the consonants are pronounced like those in English.
Brexit İngilterenin AB'den ayrılması anlamına gelir.Brexit means Brexit.
O İngiliz anahtarını bana verebilir misin?Could you hand me that wrench?
O İngiliz anahtarını bana uzatabilir misin?Could you pass me that wrench?
O İspanyolca konuşabilir ama onun İngilizcesi çok daha iyidir.She can speak Spanish, but her English is much better.
Hangisini daha çok seversin, müziği mi yoksa İngilizceyi mi?What do you like better, music or English?

İlgili Sayfalar