ing ile cümle
ing kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
İngilizce çoğu kez uluslararası bir dil sayılır.English is often considered an international language.
İngilizce her zaman uluslararası bir dil olarak kabul edilir.English is always considered an international language.
Tatoeba'da "Lego" sözcüğünü içeren İngilizce cümle yok.There are no English sentences on Tatoeba that contain the word "Lego".
Oğlumun okulundaki tüm İngilizce öğretmenleri, anadil konuşurudurlar.All the English teachers at my son's school are native speakers.
İngilizcede öğrendiğin ilk kelimeyi hatırlayabiliyor musun?Can you remember the first word you learned in English?
Herhangi bir İngiliz yemeğini yemeğe ilgim yok.I have no interest whatsoever in eating English food.
Yerli bir konuşurla dört yıl İngilizce çalıştım.I studied English for four years with a native speaker.
Yerli bir konuşur ile dört yıl İngilizce çalıştım.I studied English for four years with a native speaker.
Keşke bir yerli gibi İngilizce konuşabilsem.I wish I could speak English like a native speaker.
İngilizce becerilerimi geliştirmek istiyorum.I'd like to improve my English skills.
İngilizce konuşmayı tercih eder misiniz?Would you prefer to speak in English?
İngilizceyi gerçekten oldukça iyi konuşuyorsun.You really do speak English quite well.
Sonunda İngiltere'ye vardık.Finally, we arrived in England.
İngilizce konuşmak kolay değildir ama ilginçtir.Speaking English isn't easy, but interesting.
İngiliz alfabesinde kaç tane harf var?How many letters are there in the English alphabet?
O, Londra'da kalmaktan yararlandı ve İngilizcesini büyük ölçüde geliştirdi.She profited from her stay in London and considerably improved her English.
O benden on kat daha fazla İngilizce kelime bilir.She knows ten times more English words than me.
Kırık bir İngilizceyle konuştu, onu anlamak zordu.He spoke in a broken English that was hard to understand.
Japonya'da iklim İngiltere'dekinden daha ılımandır.The climate in Japan is milder than in England.
Hayır, İngilizce konuşamıyorum.No, I can't speak English.
Tom, Fransa'da bir Çin lokantasında İngiliz borusu ile İspanyol halk melodisi çaldı.Tom played a Spanish folk tune on his English horn at a Chinese restaurant in France.
Tom İngilizce konuşmayı Fransızca konuşmaktan çok daha kolay buluyor.Tom finds it much easier to speak English than French.
Tom iyi İngilizceyle kendini ifade etti.Tom expressed himself in good English.
Tom iyi bir Japonca-İngilizce sözlüğe sahip değil.Tom doesn't have a very good Japanese-English dictionary.
Tom bir İngilizce öğretmeni olarak bir işe başvurdu.Tom applied for a job as an English teacher.
Tom Mary ile İngilizce konuşmayı kolay buldu.Tom found it easy to speak English with Mary.
Tom Mary'ye onun İngilizce ders kitabını ödünç alıp alamayacağını sordu.Tom asked Mary if he could borrow her English textbook.
Bradley bir İngiliz gökbilimcidir.Bradley was an English astronomer.
İngiltere'deki ayaklanma dehşet verici.The rebellion in England is frightening.
İngilizce konuşan biri var mı?Is there anyone who speaks English?
O kız Almanca ve İngilizce biliyor.That girl knows German and English.
Tom bir yerli gibi İngilizce konuşabilir.Tom can speak English like a native.
İngilizcenin zor olduğunu düşünüyor musun?Do you think English is difficult?
Sence İngilizce zor mu?Do you think English is difficult?
Benim iki İngilizce kitabım var.I have two English books.
Çin dili bu pazarda İngilizceden daha iyi işe yarar.Chinese language works much better than English in this market.
O, ne tür İngilizce?What kind of English is that?
Bu nasıl bir İngilizce böyle?What kind of English is that?
Onun İngilizcesi mükemmel.His English is perfect.
J. J. Thomson bir İngiliz bilimciydi.J. J. Thomson was an English scientist.
Çinceye ek olarak, teyzem İngilizce konuşabilir.In addition to Chinese, my aunt can speak English.
Teyzem hem Çince hem de İngilizce konuşabilir.My aunt can speak both Chinese and English.
Halam hem Çince hem de İngilizce konuşabilir.My aunt can speak both Chinese and English.
Kız İngilizceyi çok iyi konuşuyor.The girl speaks English very well.
Susan bir İngiliz adıdır.Susan is an English name.
Tom'un konuşabileceği iki dil sadece Fransızca ve İngilizcedir.The only two languages Tom can speak are French and English.
Tom Mary'nin niçin konuştuğundan daha iyi İngilizce konuşamadığını merak etti.Tom wondered why Mary couldn't speak French any better than she did.
Tom İngilizce filmler izlerken İngilizce altyazıları okumayı sever.Tom likes to read English subtitles while watching movies in English.
Tom İngilizce öğrenme için yeni bir sistem geliştirdi.Tom has developed a new system for learning English.
Tom hem İngilizce hem de Fransızca konuşarak büyüdü.Tom grew up speaking both English and French.
Tom son dönem İngilizcede başarısız oldu.Tom failed English last semester.
Tom İngilizcede buna ne dendiğini bilmiyor.Tom doesn't know what this is called in English.
Tom İngilizcede söylemek istediğini nasıl söylediğini bilmiyor.Tom doesn't know how to say what he wants to say in English.
Tom şu anda Japonya'da İngilizce öğretiyor.Tom currently teaches English in Japan.
Tom İngilizce yazılmamış hiçbir menüyü okuyamıyor.Tom can't read any menu not written in English.
Tom ve Mary birbirleriyle İngilizce konuşuyorlar.Tom and Mary speak to each other in English.
Babam İngiliz dilinin bir öğretmenidir.My father is a teacher of the English language.
İngilizce bir cümlenin ilk sözcüğü büyük harfli olmalıdır.The first word of an English sentence should be capitalized.
İngilizce bir cümlenin ilk sözcüğü büyük harfle başlamalıdır.The first word of an English sentence should be capitalized.
İngilizce bir cümledeki ilk sözcüğün büyük harfle başlaması gerekir.The first word of an English sentence should be capitalized.