ing ile cümle
ing kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O İngiltere'den geliyor.She is coming from England.
İngilizce tiyatro eğitimi alıyorum.I'm studying English drama.
O İngiliz ama Hindistan'da yaşıyor.He's English, but lives in India.
O, İngilizce mektuplar yazar mı?Does he write letters in English?
Benim kadar iyi İngilizce konuşur.She speaks English as well as I do.
Onun kadar iyi İngilizce konuşamam.I can't speak English as well as he can.
Keşke onun konuşabildiğinin yarısı kadar iyi İngilizce konuşabilsem.I wish I could speak English half as well as he can.
Bir hafta içinde İngiltere'de olacağım.A week today I'll be in England.
İngilizce öğrenmek onun için kolay değil.It is not easy for him to learn English.
İngilizce bilmiyorsun, değil mi?You don't speak English, do you?
Biraz İngilizce öğrenmeye çalışın.Try to learn a little English.
İngilizcenin dışında, aynı zamanda matematik öğretir.Apart from English, he also teaches math.
İngiltere ve İskoçya, 1 Mayıs 1707'de birleşti ve Büyük Britanya Krallığı'nı oluşturdu.England and Scotland were unified on May 1, 1707, to form the Kingdom of Great Britain.
İngiltere'de yaşıyor olacağız.We will be living in England.
Birçok dil İngilizce kelimeler kullanır.Many languages use English words.
Ben İngilizceden Japoncaya kelimesi kelimesine tercüme yapmadım.I didn't literally translate from English into Japanese.
O bir İngiliz'dir.He's an Englishman.
Yaklaşık olarak kaç tane İngilizce kelime biliyorsun?About how many English words do you know?
Bu cümleyi İngilizceden bağlantısızlaştırın lütfen.Please unlink this sentence from English.
Bu cümleyi İngilizceden ayırın lütfen.Please unlink this sentence from English.
Ben sadece İngilizceyi, onu ana dili olarak konuşanlardan korumaya çalışan bir göçmenim.I'm only an immigrant trying to protect the English language from its native speakers.
O beni bir İngiliz erkeği ile karıştırdı.He mistook me for an Englishman.
Onun Amerikalı kadar akıcı bir biçimde İngilizce konuştuğunu duydum.I heard her speaking English as fluently as an American.
O, şüphesiz bu yaz İngiltereyi ziyaret edecek.She will without a doubt visit England this summer.
Onun bu yaz İngiltere'yi ziyaret edeceğinden hiç şüphe yok.There's no doubt that she'll visit England this summer.
Onlar Avustralya'da İngilizce konuşurlar.They speak English in Australia.
Basit İngilizceyle yazıldığı için bu kitabı okumak kolay.Since it's written in simple English, this book is easy to read.
İngilizce yanıt vermek zorunda mıyım?Do I have to answer in English?
Birleşik Krallık; İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda'dan oluşur.The United Kingdom is comprised of England, Scotland, Wales, and Northern Ireland.
Onlar İngiliz değiller mi?Aren't they Englishmen?
David Beckham İngiliz'dir.David Beckham is English.
İngiltere'den bir hafta önce geldiler.They arrived from England a week ago.
O, İngilizce öğretiyor.She teaches English.
İngilizce Fransızcadan gelen birçok ödünç kelimeye sahiptir.English has many loan words from French.
O öğrencilere İngilizce öğretiyor.She teaches students English.
İngilizce ana dilim değildir.English is not my mother tongue.
Hiç İngilizce Japonca sözlüğün var mı?Do you have any English-Japanese dictionaries?
Yarın İngiltere'nin güneyinde yağmur yağacak.Tomorrow it will rain in the south of England.
1900 yılında İngiltere'den ayrıldı, asla geri dönmedi.In 1900 he left England, never to return.
Oxford Üniversitesinde İngiliz Edebiyatı okudu.He read English Literature at Oxford University.
Ben İngilizceyi matematikten daha çok severim.I like English more than maths.
Roman Viktorya İngiltere'sinde geçiyor.The novel takes place in Victorian England.
İngilizcenin yanı sıra iki dil bilmekte.He speaks two languages besides English.
Tom İngilizcesini geliştirmek için çok çalışıyor.Tom is working hard to improve his English.
Tom İngiliz edebiyatı okumayı sever.Tom likes reading English literature.
Bir İngiliz Parlamentosu turu attık.We took a tour of the British Parliament.
Bir İngiliz anahtarı, yaygın olarak kullanılan bir araçtır.A wrench is a commonly used tool.
Tom'un hayali İngiltere'de bir üniversiteye gitmek.Tom's dream is to go to a university in England.
Tom, Fransızcayı İngilizceden daha kötü konuşur.Tom speaks French worse than English.
İngilizce konuşmada iyisin, değil mi?You are good at speaking English, aren't you?
İngilizce benim için matematikten daha zordur.English is tougher for me than math.
Nerede İngilizce anlayan bir eczane var?Where is there a drugstore where they understand English?
O gerçekten iyi İngilizce konuşur.She speaks English really well.
Ingo onu seviyor.Ingo loves her.
Uluslararası futbol turnuvasında İngiliz takımı, Brezilya takımını yendi.The English team beat the Brazilian team in the international soccer tournament.
Dünyadaki otellerin çoğunda İngilizce kullanabilirsin.You can use English at most hotels around the world.
O, bir İngilizce sınavını geçti.She's passed an English exam.
Cock Lane'in Hayaleti, 18.yy'dan bir İngiliz hayalet hikayesidir.The Ghost of Cock Lane is an English ghost story from the 18th century.
Ben Naomi'nin yaptığı kadar akıcı İngilizce konuşmam.I don't speak English as fluidly as Naomi does.
İngilizce çok zor, değil mi?English is pretty hard, isn't it?