Bu bölüm, ürün liste fiyatındaki indirimi temsil ediyor diyelim, mesela %10.정가에서 할인되는 비율이 10%라고 가정해 보죠
Bu bölüm, ürün liste fiyatındaki indirimi temsil ediyor diyelim, mesela %10.Ahora, algo que deberían considerar es que ningún usuario final paga el precio cobrado.
Bu bölüm, ürün liste fiyatındaki indirimi temsil ediyor diyelim, mesela %10.Отже, давайте припустимо, що ця частина складає знижку від ціни прайс-листа, скажімо, 10%.
Bu bölüm, ürün liste fiyatındaki indirimi temsil ediyor diyelim, mesela %10.لنفترض أن هذه المنطقة تمثل حسم من السعر المقرر، لنقل 10$،
Bu bölüm, ürün liste fiyatındaki indirimi temsil ediyor diyelim, mesela %10.結果として会社に入る収益は 100ドルではなく90ドルです
Bu fotoğrafçı yeni müşterileri çekebilmek için bir kereliğine 3 liralık indirim uyguluyor.$3 のワンタイム割引をします。 新しい顧客のための
Bu fotoğrafçı yeni müşterileri çekebilmek için bir kereliğine 3 liralık indirim uyguluyor.Butikken tilbyder nye kunder en velkomstrabat på 3 kr.
Bu fotoğrafçı yeni müşterileri çekebilmek için bir kereliğine 3 liralık indirim uyguluyor.Dla nowych klientów, sklep oferuje jednorazową obniżkę w wysokości 3$.
Bu fotoğrafçı yeni müşterileri çekebilmek için bir kereliğine 3 liralık indirim uyguluyor.Nova loja oferece aos clientes um desconto de US $3
Bu fotoğrafçı yeni müşterileri çekebilmek için bir kereliğine 3 liralık indirim uyguluyor.Pre nových zákazníkov obchod ponúka jednorázovú zľavu vo výške 3 doláre.
Bu fotoğrafçı yeni müşterileri çekebilmek için bir kereliğine 3 liralık indirim uyguluyor.Pro nové zákazník obchod nabízí jednorázovou slevu ve výši 3 dolary.
Bu fotoğrafçı yeni müşterileri çekebilmek için bir kereliğine 3 liralık indirim uyguluyor.Voor nieuwe klanten biedt de winkel een eenmalige korting van $3,-
Bu fotoğrafçı yeni müşterileri çekebilmek için bir kereliğine 3 liralık indirim uyguluyor.За нови клиенти, магазинът предлага еднократна отстъпка от $3.
Bu uygulamaya kazanç geliri indirimi adı verilmektedir.Ceci est appelé déduction de revenus (ansiotulovähennys).
Bu uygulamaya kazanç geliri indirimi adı verilmektedir.Detta kallas förvärvsinkomstavdrag (ansiotulovähennys).
Bu uygulamaya kazanç geliri indirimi adı verilmektedir.Esta cantidad se llama reducción salarial (ansiotulovähennys).
Bu uygulamaya kazanç geliri indirimi adı verilmektedir.Tätä kutsutaan nimellä ansiotulovähennys.
Bu uygulamaya kazanç geliri indirimi adı verilmektedir.每个家庭成员都可获得收入减免。
Diyelim ki bir dükkandayız ve birşey satın alacağız ve dükkanda indirim var.Also sagen wir, wir wären im Supermarkt und wir werden dort etwas kaufen, was reduziert ist.
Diyelim ki bir dükkandayız ve birşey satın alacağız ve dükkanda indirim var.Aς πουμε ότι είμαστε σε ένα κατάστημα και πάμε να αγοράσουμε κάτι και είναι σε προσφορά.
Diyelim ki bir dükkandayız ve birşey satın alacağız ve dükkanda indirim var.Deci să zicem că suntem la un magazin şi vrem să cumpărăm ceva şi este o reducere.
Diyelim ki bir dükkandayız ve birşey satın alacağız ve dükkanda indirim var.Diciamo che siamo al negozio e stiamo per comprare qualcosa che è in saldo.
Diyelim ki bir dükkandayız ve birşey satın alacağız ve dükkanda indirim var.Disons qu'on est dans un magasin, on va acheter quelque chose et il y a des soldes.
Diyelim ki bir dükkandayız ve birşey satın alacağız ve dükkanda indirim var.적용될 수 있는지 살펴볼 것입니다 우리가 상점에 있다고 가정해봅시다 이 곳에서 할인하는 상품을 사려고 합니다
Diyelim ki bir dükkandayız ve birşey satın alacağız ve dükkanda indirim var.Lad os bare sige, at vi er ude at handle, og vi skal købe noget, og heldigvis er der udsalg.
Diyelim ki bir dükkandayız ve birşey satın alacağız ve dükkanda indirim var.Låt oss helt enkelt säga att vi är på affären där vi ska köpa någonting, och att det är rea.
Eğer gerçek numaraları okuyorsun indirim olmadan işte üç bin yakalar yüz seksen beş당신은 실제 번호로 읽고 할인없이 바로이 세 1 천 잡는다 백 여든다섯
Eğer gerçek numaraları okuyorsun indirim olmadan işte üç bin yakalar yüz seksen beşGammastrahlung ungefähr vier bis fünf Mal als Preise überall sonst in dieser uh ...
Eğer gerçek numaraları okuyorsun indirim olmadan işte üç bin yakalar yüz seksen beşLaten we terug gaan naar de route die ik ben Sorry dat ik dacht dat het was het publiek aan de parkeerplaats
Eğer gerçek numaraları okuyorsun indirim olmadan işte üç bin yakalar yüz seksen beşVes dan je to stvar, ki je nikoli ni enkrat prebral več kot 650 taborišč 32. Obdobje hm ...
Eğer gerçek numaraları okuyorsun indirim olmadan işte üç bin yakalar yüz seksen beşארבעה עד חמש פעמים כפרסים בכל מקום אחר באה זה ... אתה קורא במספרים האמיתיים ללא הנחה
Eğer gerçek numaraları okuyorsun indirim olmadan işte üç bin yakalar yüz seksen beşكنت تقرأ على الأرقام الفعلية دون خصم وهذا هو ثلاثة آلاف وأدرك 100 85
Eğer gerçek numaraları okuyorsun indirim olmadan işte üç bin yakalar yüz seksen beş割引なし それはだ3000 1キャッチ 百八十から五 今日は10時間のためにそれを上に持っていた
ev ekonomisi indirimideducción doméstica
ev ekonomisi indirimidéduction de ménage
ev ekonomisi indirimihushållsavdrag
ev ekonomisi indirimikotitalousvähennys
ev ekonomisi indirimiскидка на приобретение услуг для дома
ev ekonomisi indirimiتخفيض التكاليف المنزلية
ev ekonomisi indirimi家庭开支减免 工作旅行减免
Falcı, 'Sigara içenlere indirim uyguluyorum çünkü söylenecek fazla bir şey yok' diyor.De helderziende zegt: "Ik geef rokers korting," "omdat er niet zoveel valt te voorspellen.." En-- (gelach)
Falcı, 'Sigara içenlere indirim uyguluyorum çünkü söylenecek fazla bir şey yok' diyor.Der Wahrsager sagt: "Raucher bekommen einen Rabatt, weil es nicht so viel vorauszusagen gibt." (Lachen)
Falcı, 'Sigara içenlere indirim uyguluyorum çünkü söylenecek fazla bir şey yok' diyor.점장이가 말하길, "저는 흡연자에겐 할인해줍니다, 미래가 뻔하기 때문이죠." (웃음)
Falcı, 'Sigara içenlere indirim uyguluyorum çünkü söylenecek fazla bir şey yok' diyor.La adivina dice, "A los fumadores les hago un descuento porque no hay mucho qué decir." (Risas)
Falcı, 'Sigara içenlere indirim uyguluyorum çünkü söylenecek fazla bir şey yok' diyor.O ghicitoare spunea ,,Le fac reducere fumatorilor pentru ca nu prea am ce sa le spun " .
Falcı, 'Sigara içenlere indirim uyguluyorum çünkü söylenecek fazla bir şey yok' diyor.Spåkonen siger, "Jeg giver rygere rabat fordi der er ikke så meget at fortælle." (Latter)
Hayatımı kurtardığın için sana indirim yapıyorum.Aku katakan bahwa aku akan memotong setengah apa yang kamu utang kepada penyelamat hidupmu!
Hayatımı kurtardığın için sana indirim yapıyorum.Azt mondtam elengedem neked az adósság felét, amit akkor szereztél amikor megmentettelek!
Her şey 20% indirimliydi.Der var altså et almindeligt udsalg på den dag, hvor alt kostede 20 procent mindre end den oprindelige pris.
Her şey 20% indirimliydi.Minden 20%-kal olcsóbb volt mint normál áron.
Her şey 20% indirimliydi.Todo fue 20% menos del precio habitual.
Her şey 20% indirimliydi.Tudo estava com 20% menos que o preço normal.
Her şey 20% indirimliydi.Všechno stálo o 20% méně než při běžných cenách.
Her şey 20% indirimliydi.V ten deň bol výpredaj, všetko stálo o 20% menej než pri bežných cenách.
--indirimin belirli bir yüzdesi olduğu zaman--?" Şimdi diyebiliriz ki indirimAgora podemos dizer que o desconto
--indirimin belirli bir yüzdesi olduğu zaman--?" Şimdi diyebiliriz ki indirim-- wyprzedaży, w czasie której zniżka wynosi pewien ustalony procent--?"
Liste fiyatımız yine 100 dolar ve dükkanda son kullanıcı %10'luk bir indirim alıyor.정가는 동일하게 1백 달러이며 최종 사용자들은 10%의 할인을 기대하기 때문에
Liste fiyatımız yine 100 dolar ve dükkanda son kullanıcı %10'luk bir indirim alıyor.وكما في السابق، السعر المقرر 100$، ويتوقع المستخدم النهائي خصم 10$ في المتجر
Liste fiyatımız yine 100 dolar ve dükkanda son kullanıcı %10'luk bir indirim alıyor.販売チャネル全体の収益は今回も90ドルとなります
Onlara 18 defa, indirim sağladım.Und We\'92ve schneiden Sie 18