‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler."The trees said to the fig tree, 'Come and reign over us.'
İncir ağacını budayan meyvesini yer, Efendisine hizmet eden onurlandırılır.Whoever tends the fig tree shall eat its fruit. He who looks after his master shall be honored.
Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. ‹‹İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?›› diye sordular.When the disciples saw it, they marveled, saying, "How did the fig tree immediately wither away?"
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.As they passed by in the morning, they saw the fig tree withered away from the roots.
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.Peter, remembering, said to him, "Rabbi, look! The fig tree which you cursed has withered away."
İsayı görebilmek için önden koşup bir yabanıl incir ağacına tırmandı. Çünkü İsa oradan geçecekti.He ran on ahead, and climbed up into a sycamore tree to see him, for he was to pass that way.
İsa onlara şu benzetmeyi anlattı: ‹‹İncir ağacına ya da herhangi bir ağaca bakın.He told them a parable. "See the fig tree, and all the trees.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.A stromy povedaly fíku: Poď ty a kraľuj nad nami!
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Các cây cối lại nói cùng cây vả rằng: Hãy đến cai trị chúng tôi.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Các cây_cối lại nói cùng cây vả rằng : Hãy đến cai_trị chúng_tôi .
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Då sade träden till fikonträdet: 'Kom du och bliv konung över oss.'
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Da sa trærne til fikentreet: Kom du og vær konge over oss!
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Da sprachen die Bäume zum Feigenbaum: Komm du und sei unser König!
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Dissero gli alberi al fico: Vieni tu, regna su di noi
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Então disseram as árvores � figueira: Vem tu, e reina sobre nós.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Et les arbres dirent au figuier: Viens, toi, règne sur nous.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.In drevesa reko smokovemu drevesu: Pridi ti in nam kraljuj!
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.I řeklo dříví fíku: Poď ty a kraluj nad námi.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.나무들이 또 무화과나무에게 이르되 너는 와서 우리의 왕이 되라 하매
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.kor a fügefának szólottak a fák: Jer el te, [és] uralkodjál rajtunk!
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Lalu kata pohon-pohon kepada pohon ara, 'Kau saja menjadi raja kami.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Luego dijeron los árboles a la higuera: "¡Ven tú, y reina sobre nosotros!
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Niin puut sanoivat viikunapuulle: `Tule sinä ja ole meidän kuninkaamme`.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Rzekły potem drzewa do figowego drzewa: Pójdź ty, króluj nad nami.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Så sagde Træerne til Figentræet: Kom du og vær vor Konge!
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Şi copacii au zis smochinului: ,Vino, tu, de împărăţeşte peste noi!`
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Toen zeiden ze tegen de vijgeboom: 'Wilt u onze koning zijn?'
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Και ειπον τα δενδρα προς την συκην, Ελθε συ, βασιλευσον εφ' ημων.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.И сказали дерева смоковнице: иди ты, царствуй над нами.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Тогава дърветата рекли са смокинята: Дойди и царувай над нас.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.ויאמרו העצים לתאנה לכי את מלכי עלינו׃
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.ثم قالت الاشجار للتينة تعالي انت واملكي علينا.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.樹 木 對 無 花 果 樹 說 、 請 你 來 作 我 們 的 王
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.樹木對 無花果 樹說 、 請 你 來作 我 們 的 王
İncir ağacı ilk meyvesini verdi, Yeşeren asmalar mis gibi kokular saçmakta. Kalk, gel aşkım, güzelim.››Figentræets Småfrugter svulmer, Vinstokken blomstrer, udspreder Duft. Stå op, min Veninde, du fagre, kom,
İncir ağacı ilk meyvesini verdi, Yeşeren asmalar mis gibi kokular saçmakta. Kalk, gel aşkım, güzelim.››Fík vypustil holičky své, a réví rozkvetlé vydalo vůni. Vstaniž, přítelkyně má, krásná má, a poď.
İncir ağacı ilk meyvesini verdi, Yeşeren asmalar mis gibi kokular saçmakta. Kalk, gel aşkım, güzelim.››무화과 나무에는 푸른 열매가 익었고 포도나무는 꽃이 피어 향기를 토하는구나 나의 사랑 나의 어여쁜 자야 일어나서 함께가자
İncir ağacı ilk meyvesini verdi, Yeşeren asmalar mis gibi kokular saçmakta. Kalk, gel aşkım, güzelim.››Pohon ara mulai berbuah, pohon anggur semerbak bunganya. Datanglah manisku, marilah jelitaku
İncir ağacı ilk meyvesini verdi, Yeşeren asmalar mis gibi kokular saçmakta. Kalk, gel aşkım, güzelim.››התאנה חנטה פגיה והגפנים סמדר נתנו ריח קומי לכי רעיתי יפתי ולכי לך׃
İncir ağacı ilk meyvesini verdi, Yeşeren asmalar mis gibi kokular saçmakta. Kalk, gel aşkım, güzelim.››التينة اخرجت فجّها وقعال الكروم تفيح رائحتها. قومي يا حبيبتي يا جميلتي وتعالي.
İncir ağacı ilk meyvesini verdi, Yeşeren asmalar mis gibi kokular saçmakta. Kalk, gel aşkım, güzelim.››無 花 果 樹 的 果 子 漸 漸 成 熟 、 葡 萄 樹 開 花 放 香 。 我 的 佳 偶 、 我 的 美 人 、 起 來 、 與 我 同 去
İncir ağacı ilk meyvesini verdi, Yeşeren asmalar mis gibi kokular saçmakta. Kalk, gel aşkım, güzelim.››無花果 樹 的 果子 漸漸 成熟 、 葡萄 樹開 花 放香 。 我 的 佳偶 、 我 的 美人 、 起來 、 與 我 同去
‹‹İncir ağacından ders alın! Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.A od fíka sa naučte podobenstvu: keď už zmäkne jeho letorast a vyženie lístie, viete, že je už blízko leto.
‹‹İncir ağacından ders alın! Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.Dela smochin învăţaţi pilda lui: Cînd îi frăgezeşte şi înfrunzeşte mlădiţia, ştiţi că vara este aproape.
‹‹İncir ağacından ders alın. Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.Hãy nghe lời thí dụ về cây vả. Vừa khi nhánh nó trở nên non và nứt lộc, thì biết mùa hạ gần tới.
‹‹İncir ağacından ders alın. Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.Hãy nghe lời thí_dụ về cây vả . Vừa khi nhánh nó trở_nên non và nứt lộc , thì biết mùa hạ gần tới .
‹‹İncir ağacından ders alın! Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.Hãy nghe lời ví dụ về cây vả, vừa lúc nhành non, lá mới đâm, thì các ngươi biết mùa hạ gần tới.
‹‹İncir ağacından ders alın! Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.Hãy nghe lời ví_dụ về cây vả , vừa lúc nhành non , lá mới đâm , thì các ngươi biết mùa hạ gần tới .
‹‹İncir ağacından ders alın! Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.무화과나무의 비유를 배우라 그 가지가 연하여지고 잎사귀를 내면 여름이 가까운 줄을 아나니
‹‹İncir ağacından ders alın. Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.무화과나무의 비유를 배우라 그 가지가 연하여지고 잎사귀를 내면 여름이 가까운 줄을 아나니
‹‹İncir ağacından ders alın. Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.Leer van de vijgeboom deze les. Wanneer er knoppen en blaadjes aan komen, weet je dat het gauw zomer wordt.
‹‹İncir ağacından ders alın. Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.Od fíka sa naučte podobenstvu: keď už omladnúc zmäkne jeho letorast a ženie lístie, viete, že je blízko leto.
‹‹İncir ağacından ders alın. Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.Od smokve pa se učite prilike: Kadar se že njena veja omladi in požene listje, veste, da je blizu poletje.
‹‹İncir ağacından ders alın! Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.Od smokve pa se učite prilike: Kadar se že njene veje omladé in poženo listje, veste, da je blizu poletje:
‹‹İncir ağacından ders alın! Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.А научете притчата от смоковницата: Когато клоните й вече омекнат и развият листа, знаете, че е близо лятото.
‹‹İncir ağacından ders alın. Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.А научете притчата от смоковницата: Когато клоните й вече омекнат и развият листа, знаете, че е близо лятото;
‹‹İncir ağacından ders alın! Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.למדו נא את משל התאנה כאשר ירטב ענפה ופרחו עליה ידעתם כי קרוב הקיץ׃
‹‹İncir ağacından ders alın. Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.למדו נא את משל התאנה כשירטב ענפה ופרח עלה ידעתם כי קרוב הקיץ׃
‹‹İncir ağacından ders alın. Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.فمن شجرة التين تعلّموا المثل. متى صار غصنها رخصا واخرجت اوراقا تعلمون ان الصيف قريب.
‹‹İncir ağacından ders alın! Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.فمن شجرة التين تعلّموا المثل متى صار غصنها رخصا واخرجت اوراقها تعلمون ان الصيف قريب.