Ataları gibi inatçı, başkaldırıcı, Yüreği kararsız, Tanrıya sadakatsiz bir kuşak olmasınlar.不要 像 他 們 的 祖宗 、 是 頑梗 悖逆 居心 不 正 之 輩 、 向著 神 心不誠實
Babam oldukça inatçıdır.Farmand er ret stædig.
Babam oldukça inatçıdır.Farsan är ganska envis.
Babam oldukça inatçıdır.Il mio vecchio è un tipo piuttosto cocciuto.
Babam oldukça inatçıdır.Isäukko on niin jääräpäinen.
Babam oldukça inatçıdır.Mi padre es muy tozudo.
Babam oldukça inatçıdır.Mój staruszek jest bardzo uparty.
Babam oldukça inatçıdır.O meu velho é muito teimoso.
Babam oldukça inatçıdır.Ο γέρος μου είναι ξεροκέφαλος.
Babam oldukça inatçıdır.Мой отец довольно упрям.
Başkası için çalışamazdık; çünkü çok inatçıydık ve hepimizde de diğer tüm bu özellikler vardı.왜냐면 우리는 고집들이 쎄고, 우리는 이러한 기질을 타고 났기 때문입니다.
Başkası için çalışamazdık; çünkü çok inatçıydık ve hepimizde de diğer tüm bu özellikler vardı.Nem tudunk másnak dolgozni, mert túlságosan önfejűek vagyunk, nem is beszélve a többiről.
Başkası için çalışamazdık; çünkü çok inatçıydık ve hepimizde de diğer tüm bu özellikler vardı.No podríamos trabajar para alguien más porque somos muy testarudos y tenemos todos estos otros rasgos.
Başkası için çalışamazdık; çünkü çok inatçıydık ve hepimizde de diğer tüm bu özellikler vardı.Wir konnten nicht für andere arbeiten, weil wir zu stur sind und wir all diese anderen Eigenschaften haben.
Başkası için çalışamazdık; çünkü çok inatçıydık ve hepimizde de diğer tüm bu özellikler vardı.Мы не смогли работать на кого-то, потому что мы слишком упрямы, и у нас есть указанные черты.
Başkası için çalışamazdık; çünkü çok inatçıydık ve hepimizde de diğer tüm bu özellikler vardı.כי היינו יותר מדי עקשניים ויש לנו את כל התכונות האחרות האלה
Başkası için çalışamazdık; çünkü çok inatçıydık ve hepimizde de diğer tüm bu özellikler vardı.لأننا عنيدون ، ولأننا نملك تلك المميزات الأخرى
Başkası için çalışamazdık; çünkü çok inatçıydık ve hepimizde de diğer tüm bu özellikler vardı.そういう子供でも起業家にはなり得るのです
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.(80:13) потому Я оставил их упорству сердца их, пусть ходят по своим помыслам.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.(81:13) Alors je les ai livrés aux penchants de leur coeur, Et ils ont suivi leurs propres conseils.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Ale lud mój nie usłuchał głosu mego, a Izrael nie przestał na mnie.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Ale môj ľud neposlúchol môjho hlasu, a Izrael sa mi nechcel poddať.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Ale neuposlechl lid můj hlasu mého, a Izrael nepřestal na mně,
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Atunci i-am lăsat în voia pornirilor inimii lor, şi au urmat sfaturile lor.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Da lod jeg dem fare i deres Stivsind, de vandrede efter deres egne Råd.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.De nem hallgatott népem az én szómra, és Izráel nem engedelmeskedett nékem.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.그러므로 내가 그 마음의 강퍅한대로 버려두어 그 임의대로 행케하였도다
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Ma il mio popolo non ha ascoltato la mia voce, Israele non mi ha obbedito
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Men mitt folk hørte ikke min røst, og Israel vilde ikke lyde mig.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Men mitt folk ville ej höra min röst, och Israel var mig icke till viljes.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Mijn volk heeft echter niet naar Mij geluisterd; de Israëlieten kwamen tegen Mij in opstand.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Mutta minun kansani ei kuullut minun ääntäni, eikä Israel noudattanut minun mieltäni.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Pelo que eu os entreguei � obstinação dos seus corações, para que andassem segundo os seus próprios conselhos.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Por eso los entregué a la dureza de su corazón, y caminaron según sus propios consejos
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Sebab itu Aku membiarkan mereka berkeras kepala; biarlah mereka mengikuti kemauan mereka sendiri
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.So habe ich sie gelassen in ihres Herzens Dünkel, daß sie wandeln nach ihrem Rat.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Vì vậy, ta buông chúng nó đi theo sự cứng lòng chúng nó, Ðể chúng nó đi theo mưu kế riêng chúng nó.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Vì_vậy , ta buông chúng_nó đi theo sự cứng lòng chúng_nó , Ðể chúng_nó đi theo mưu_kế riêng chúng_nó .
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Zatorej sem jih pustil, naj hodijo po srca svojega zakrknjenosti, in hodili so po krivih naklepih svojih.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Δια τουτο παρεδωκα αυτους εις τας επιθυμιας της καρδιας αυτων και περιεπατησαν εν ταις βουλαις αυτων.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.Затова ги оставих да вървят по упорството на сърцето си, За да ходят по своите си намерения.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.ואשלחהו בשרירות לבם ילכו במועצותיהם׃
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.فسلمتهم الى قساوة قلوبهم. ليسلكوا في مؤامرات انفسهم.
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.我 便 任 憑 他 們 心 裡 剛 硬 、 隨 自 己 的 計 謀 而 行
Ben de onları inatçı yürekleriyle baş başa bıraktım, Bildikleri gibi yaşasınlar diye.我 便 任憑 他 們心裡剛 硬 、 隨自己 的 計謀 而行
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.Aber ich will Pharaos Herz verhärten, daß ich meiner Zeichen und Wunder viel tue in Ägyptenland.
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.A Ja zatwardzę serce Faraonowe, i rozmnożę znaki moje i cuda moje w ziemi Egipskiej.
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.Ale jáť zatvrdím srdce Faraonovo, a množiti budu znamení svá a zázraky své v zemi Egyptské.
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.Ale ja zatvrdím srdce faraonovo a budem množiť svoje znamenia a svoje zázraky v Egyptskej zemi.
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.Én pedig megkeményítem a Faraó szívét és megsokasítom az én jeleimet és csudáimat Égyiptom földén.
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.Et moi, j`endurcirai le coeur de Pharaon, et je multiplierai mes signes et mes miracles dans le pays d`Égypte.
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.Eu voi împietri inima lui Faraon, şi Îmi voi înmulţi semnele şi minunile în ţara Egiptului.
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.Jaz pa zakrknem srce Faraonu in pomnožim znamenja svoja in čudeže svoje v deželi Egiptovski.
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.내가 바로의 마음을 강퍅케 하고 나의 표징과 나의 이적을 애굽 땅에 많이 행하리라마는
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.Maar Ik zal Farao koppig maken zodat hij weigert en Ik zal mijn wonderen over Egypte vermenigvuldigen.
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.Ma io indurirò il cuore del faraone e moltiplicherò i miei segni e i miei prodigi nel paese d'Egitto
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.Men jag skall förhärda Faraos hjärta och skall göra många tecken och under i Egyptens land.
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.Men jeg vil forhærde Faraos Hjerte og derefter gøre mange Tegn og Undere i Ægypten.
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.Men jeg vil forherde Faraos hjerte, og jeg vil gjøre mange tegn og under i Egyptens land.
Ben firavunu inatçı yapacağım ki, belirtilerimi ve şaşılası işlerimi Mısırda artırabileyim.Mutta minä paadutan faraon sydämen ja teen monta tunnustekoa ja ihmettä Egyptin maassa.