inanması ile cümle
inanması kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Onun hikayesi herhangi birinin inanması için çok fazla saçma.His story was too ridiculous for anyone to believe.
İnanması güç geldi.I find it difficult to believe.
Onu inanması zor buluyorum.I find that hard to believe.
İnanması zor ama durum bundan ibaret.Hard to believe, but that's the way it is.
İnanması zor ama Tom seni aldatıyor!It's hard to believe, but Tom is cheating on you!
İnanması zordu.It was hard to believe.
İnanması zor.It's hard to believe.
Bunu inanması zor buluyorum.I find this difficult to believe.
Bunun inanması zor olduğunu biliyorum.I know it's hard to believe.
İnanması güç, değil mi?It's hard to believe, isn't it?
İnanması biraz zor geliyor.That sounds a little hard to believe.
İnanması güç.That's hard to believe.
Gerçekten insanların ona inanmasını beklemiyorsun, değil mi?You're not really asking people to believe that, are you?
İnanması neden bu kadar güç?Why is that so hard to believe?
Bu inanması zor görünüyor.It seems hard to believe.
Tom, Mary'nin söylediği her şeye inanmasını bekledi.Tom expected Mary to believe everything he said.
Tom Mary'ye inanması gerekip gerekmediğini bilmiyordu.Tom didn't know whether he should believe Mary or not.
Evet, yine inanması güç...Well, again difficult to believe ...
Kurama göre, oyuncunun o anda oynadığına gerçekmişçesine inanması gerekmektedir.You want the player to feel that actions really have consequences.
20. yüzyılda ABD'de, insanların böyle yalanlara hala inanması üzerine kızgınlığını dile getirdi.He expressed outrage that people believed such lies in the United States in the 20th century.
Aynı zamanda halkın kendi milletinin haklı olduğuna da inanması gerekir.But he also said the Iraqi people deserved to choose their own government.
Dikkatlice Marge'ın Dickie tarafından terk edildiğine inanmasını sağlar.He forges a letter to Marge, convincing her that Dickie has left her to live in Rome.
Benim anladığım ve onların da inanmasını istediğim şeyler.Things that I want them to believe I understand.
Neden buna inanması bu kadar zor ki?Why is it so hard to believe?
Bir daha böyle inanması zor bir şey yapmak zorunda değilsinizYou never have to take this as kind of a
Buna inanması hakikaten çok zor.So it's very hard to believe.
Sizin için her ne kadar inanması güçse de bu bir gerçektir.This might sound too good to be true for you, but it still remains a fact.
İnanması güç.I can hardly believe it.
Sokrat, kendine gaipten bilgelik anlatan bir demonu olduğuna inanmasıyla ünlüdür.Socrates, famously, believed that he had a daemon who spoke wisdom to him from afar.
Bu inanması çok güç bir durum.It's hard to believe
İnanması için gönlünü pekiştirmeseydik, neredeyse durumu açığa vuracaktıHad We not strengthened her heart to remain a believer she had almost given him away.
Keşke bir kasaba olsaydı da inansaydı ve inanması kendisine fayda verseydi!Why, was there never a village that believed and its belief benefited them?
Bireyin yardım etmekte başarılı olacak yetilere sahip olduğuna inanması.Believe they have skills to succeed.
Bu hikayeye inanması zor.Diese Geschichte ist kaum zu glauben.
Aynı zamanda halkın kendi milletinin haklı olduğuna da inanması gerekir.Gleichzeitig sollte die Völkerunion ihren Bürgern ein Recht auf Arbeit zugestehen.
Evet, yine inanması güç...J'ai retrouvé la foi...
Aynı zamanda halkın kendi milletinin haklı olduğuna da inanması gerekir.Elle s'est également opposée à ce que la Communauté européenne dispose de ressources propres.
Gerçek, inanması çok zor olduğunda yalanlar gereklidir.Cuando se vuelve muy difícil creer la verdad se hacen necesarias las mentiras.
Evet, yine inanması güç...La fuerza de creer ....
Aynı zamanda halkın kendi milletinin haklı olduğuna da inanması gerekir.Необходимо также, чтобы люди уверовали в её правильность.
Evet, yine inanması güç...Конкретнее см. сила...
Evet, yine inanması güç...Dan droomt hij weer…
Aynı zamanda halkın kendi milletinin haklı olduğuna da inanması gerekir.Men vindt dat ieder volk recht heeft op zijn eigen staat.
Programın başarıya ulaşması için bütün çalışanların programa inanması gerekir.Od pracowników w zespole projektowym zależy powodzenie przedsięwzięcia.
Aynı zamanda halkın kendi milletinin haklı olduğuna da inanması gerekir.Власне населення має вирішити, що їхня нація захищає справедливість.
Programın başarıya ulaşması için bütün çalışanların programa inanması gerekir.Завдання програми — допомогти співробітникам швидше домогтися успіху.
İnanması zor.Важко в це повірити.
Aynı zamanda halkın kendi milletinin haklı olduğuna da inanması gerekir.Jinak obyvatelé musí spoléhat na vlastní síly.
Aynı zamanda halkın kendi milletinin haklı olduğuna da inanması gerekir.A sosit timpul să facem dreptate și poporului nostru.
Evet, yine inanması güç...Mielenhallinta on mahdollista...
Aynı zamanda halkın kendi milletinin haklı olduğuna da inanması gerekir.Αναγνωρίσθηκε επίσης το δικαίωμα των λαών στον αυτοπροσδιορισμό.
Evet, yine inanması güç...그들은 믿기 힘들 정도로 대단했죠...
Aynı zamanda halkın kendi milletinin haklı olduğuna da inanması gerekir.Bendruomenės turi taip pat ir savo savivaldą.
Benim anladığım ve onların da inanmasını istediğim şeyler.Alsof ik ze begrijp.
Benim anladığım ve onların da inanmasını istediğim şeyler.Cosas que quiero hacer creer que entiendo.
Benim anladığım ve onların da inanmasını istediğim şeyler.Cose che voglio che la gente creda che io capisca.
Benim anladığım ve onların da inanmasını istediğim şeyler.Kiedy chcę, aby zrozumieli, że ja także je rozumiem.
Benim anladığım ve onların da inanmasını istediğim şeyler.제가 이해하고 있다고 사람들이 믿었으면 하는 것들이죠.
Benim anladığım ve onların da inanmasını istediğim şeyler.Les choses dont je veux qu'ils croient que je les comprends.
Benim anladığım ve onların da inanmasını istediğim şeyler.Lucruri pe care vreau ca ei să creadă că eu le înțeleg.