inanmıyorum ile cümle
inanmıyorum kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
5
ORT. KELİME
Tom'un dans edeceğine inanmıyorum.I don't believe Tom will dance.
Tom'un bize yardım edebileceğine inanmıyorum.I don't believe Tom can help us.
Tom'un bize yardım edeceğine inanmıyorum.I don't believe Tom will help us.
Yardım edebileceğime inanmıyorum.I don't believe I can help.
Ben hâlâ kazandığıma inanmıyorum.I still don't believe I won.
Üzgünüm Tom, sana inanmıyorum.Sorry Tom, I don't believe you.
Tom'un bu şeyleri yaptığına bir saniye inanmıyorum.I don't believe for one second that Tom did those things.
Tom'un suçlu olduğuna inanmıyorum.I don't believe that Tom is guilty.
Tom'un bir ırkçı olduğuna inanmıyorum.I don't believe Tom is a racist.
Tom'un öyle bir şey yapacağına inanmıyorum.I don't believe Tom would do something like that.
Tom'un öyle bir şey yapabileceğine inanmıyorum.I don't believe Tom is capable of doing something like that.
Tom'un bunu kendi başına yapabileceğine inanmıyorum.I don't believe Tom can do it by himself.
Son zamanlarda, Tom'un söylediklerinin çoğuna inanmıyorum.Recently, I don't believe much of what Tom says.
Tom sınıfımızda en iyi Fransızca konuşmacı olduğunu söylüyor, fakat ona inanmıyorum.Tom says he's the best French speaker in our class, but I don't believe him.
Tom'un gerçekten onu yapmak isteyeceğine inanmıyorum.I don't believe Tom would really want to do that.
Onun olacağına inanmıyorum.I don't believe that will ever happen.
Yanlış bir şey yaptığımıza inanmıyorum.I don't believe that we did anything wrong.
Bir an için ona inanmıyorum.I don't believe that for one moment.
Bu insanların söylediği hiçbir şeye inanmıyorum.I don't believe anything those people say.
Noel Baba'ya inanmıyorum.I don't believe in Santa Claus.
Üç saatte o kadar uzağa yürüyebileceğime inanmıyorum.I don't believe I can walk that far in three hours.
Onların söylediği bir şeye inanmıyorum.I don't believe a thing they say.
Tom'un hiç evleneceğine inanmıyorum.I don't believe Tom will ever get married.
Gerçekte onu demek istediğine inanmıyorum.I don't believe you really mean that.
Onu yapabileceğimize inanmıyorum.I don't believe we can do that.
Gerçek aşka inanmıyorum.I don't believe in true love.
Haklı olduğuna inanmıyorum.I don't believe you're right.
Aşka inanmıyorum.I don't believe in love.
Meleklere inanmıyorum.I don't believe in angels.
Şeytanlara inanmıyorum.I don't believe in demons.
Ruhlara inanmıyorum.I don't believe in spirits.
Ben hayaletlere ve cinlere inanmıyorum.I don't believe in ghosts and goblins.
Tom'un yaptığına inanmıyorum.I don't believe Tom did it.
Tanrılara inanmıyorum; Tek Tanrı'ya inanıyorum.I don't believe in gods; I believe in one God.
Cinlere inanmıyorum.I don't believe in devils.
Perilere inanmıyorum.I don't believe in fairies.
Kolay bir dil olduğuna inanmıyorum. Benim için hepsi zordur.I do not believe there is an easy language. For me, all of them are difficult.
İnsanların onun hakkında söylediği tek kelimeye inanmıyorum.I don't believe a word people say about her.
Tom'a hiç inanmıyorum.I don't believe Tom at all.
Tom'un gerçekten bunu yapacağına inanmıyorum.I don't believe Tom would really do that.
Bunu yapmış olduğuna inanmıyorum.I don't believe you did that.
Bunu senin yaptığına inanmıyorum.I don't believe you did that.
Bunu yapabildiğine inanmıyorum.I don't believe you can do that.
"Tom'un bana inanmayacağını biliyorum." "Ben de sana inanmıyorum.""I know Tom won't believe me." "I don't believe you either."
Tom ve Mary'nin evleneceğine inanmıyorum.I don't believe Tom and Mary will ever get married.
Tom'un bugün gerçekten bunu yapmak istediğine inanmıyorum.I don't believe Tom really wants to do that today.
Tom hakkındaki söylentilere inanmıyorum.I don't believe the rumors about Tom.
Kazanabileceğime inanmıyorum.I don't believe I can win.
Kazanacağıma inanmıyorum.I don't believe I'll win.
Kimsenin bunu yapacağına inanmıyorum.I don't believe anyone will do that.
Pencereleri temizlemenin gerekli olduğuna inanmıyorum.I don't believe it's necessary to clean the windows.
Sadece herkesin bunu yapması gerektiğine inanmıyorum.I just don't believe everybody needs to do that.
Diğer yanağı çevirme olayına inanmıyorum.I don't believe in turning the other cheek.
Sana vurana diğer yanağını uzatma felsefesine inanmıyorum.I don't believe in turning the other cheek.
Suçlu olduğuna inanmıyorum.I don't believe you're guilty.
Bunu söylesen bile sana inanmıyorum.Even if you say it, I don't believe you.
Artık Tanrı'ya inanmıyorum.I don't believe in God anymore.
"Tanrıya inanmıyorum ama inansaydım onun müziği benim İncil'im olurdu".I don't believe in God, but if I did, her music would be my bible".
C. G. Jung'un deyimiyle: "Ben inanmıyorum, biliyorum."In the words of C.G. Jung: "I do not believe, I know."
Kendimi diğer insanlardan farklı hissettiğime inanmıyorum.I don't believe I feel differently from other people.