inandırdı ile cümle

inandırdı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Her bir görüşün kayda değer olduğu fikrine kendimizi nasıl inandırdık?Como é que nos convencemos a nós próprios de que cada opinião deve ser tida em conta?
Her bir görüşün kayda değer olduğu fikrine kendimizi nasıl inandırdık?¿Cómo nos auto-convencemos de que cada opinión tiene que contar?
Her bir görüşün kayda değer olduğu fikrine kendimizi nasıl inandırdık?Cum anume ne-am convins că fiecare opinie trebuie să conteze?
Her bir görüşün kayda değer olduğu fikrine kendimizi nasıl inandırdık?Hoe hebben we onszelf overtuigd dat elke mening moet kunnen?
Her bir görüşün kayda değer olduğu fikrine kendimizi nasıl inandırdık?Hogyan győztük meg magunkat arról, hogy minden vélemény számít?
Her bir görüşün kayda değer olduğu fikrine kendimizi nasıl inandırdık?Jak jsme dospěli k přesvědčení, že každý názor se musí počítat?
Her bir görüşün kayda değer olduğu fikrine kendimizi nasıl inandırdık?그동안 우리는 어떻게 모든 의견들을 고려해야한다고 확신해 왔을까요?
Her bir görüşün kayda değer olduğu fikrine kendimizi nasıl inandırdık?Mikä on saanut meidät vakuuttuneiksi siitä, että jokainen mielipide on huomioitava?
Her bir görüşün kayda değer olduğu fikrine kendimizi nasıl inandırdık?Wie haben wir uns selbst davon überzeugt, dass jede Meinung zählen muss?
Her bir görüşün kayda değer olduğu fikrine kendimizi nasıl inandırdık?W jaki sposób przekonaliśmy samych siebie, że każda opinia powinna się liczyć?
Her bir görüşün kayda değer olduğu fikrine kendimizi nasıl inandırdık?Πως γίνεται να έχουμε πείσει τους εαυτούς μας πως κάθε άποψη πρέπει να μετρήσει;
Her bir görüşün kayda değer olduğu fikrine kendimizi nasıl inandırdık?Как сме успели да се убедим, че всяко мнение има значение?
Her bir görüşün kayda değer olduğu fikrine kendimizi nasıl inandırdık?Как так получилось, что мы убедили себя в том, что необходимо учитывать любое мнение?
Her bir görüşün kayda değer olduğu fikrine kendimizi nasıl inandırdık?כיצד זה שכנענו את עצמנו שיש להתחשב בכל דעה?
Her bir görüşün kayda değer olduğu fikrine kendimizi nasıl inandırdık?فكيف يمكننا ان نقنع انفسنا انه يتوجب علينا تقبل جميع الاراء في الامور الاخلاقية
Her bir görüşün kayda değer olduğu fikrine kendimizi nasıl inandırdık?どうやって確信してしまったのでしょう このような話題に対して注目する値がある見方を
İnanamıyorum bizi senin şaçmalıklarına inandırdığına. Ama...Ne morem verjeti, da smo ti vsi nasedli.
İnanamıyorum bizi senin şaçmalıklarına inandırdığına.Ik kan niet geloven dat wij iedereen deze onzin verkochten.
İnanamıyorum bizi senin şaçmalıklarına inandırdığına.Nemùžu uvìøit že jsme všichni uvìøili tvým nesmyslùm.
İnanamıyorum bizi senin şaçmalıklarına inandırdığına.No sé cómo creímos en todas tus tonterías.
İnanamıyorum bizi senin şaçmalıklarına inandırdığına.Nu-mi vine să cred că am crezut toate prostiile tale.
İnanamıyorum bizi senin şaçmalıklarına inandırdığına.Tôi không thể tin rằng chúng tôi mua tại cho tất cả những chuyện vô lý của bạn.
İnanamıyorum bizi senin şaçmalıklarına inandırdığına.Δεν το πιστεύω ότι φάγαμε όλα τα ψέματα σου.
Korku ve öfke politikası bizi bunlar sanki başkasının derdiymiş gibi inandırdı.A félelem és harag politikája elhitette velünk, hogy ezek a problémák nem a mi problémáink.
Korku ve öfke politikası bizi bunlar sanki başkasının derdiymiş gibi inandırdı.As políticas do medo e da raiva fizeram-nos acreditar que estes problemas não são nossos.
Korku ve öfke politikası bizi bunlar sanki başkasının derdiymiş gibi inandırdı.De politiek van angst en woede doet ons geloven dat deze problemen niet de onze zijn.
Korku ve öfke politikası bizi bunlar sanki başkasının derdiymiş gibi inandırdı.Eine Politik aus Angst und Zorn hat uns davon überzeugt, dass diese Probleme nicht unsere Probleme sind.
Korku ve öfke politikası bizi bunlar sanki başkasının derdiymiş gibi inandırdı.우리의 공포와 분노에 의거한 정치는 이런것이 우리의 문제가 아니라고 생각하게 만들었지요.
Korku ve öfke politikası bizi bunlar sanki başkasının derdiymiş gibi inandırdı.La politica della paura e della rabbia ci ha fatto credere che questi problemi non sono i nostri.
Korku ve öfke politikası bizi bunlar sanki başkasının derdiymiş gibi inandırdı.La política del miedo y la furia nos hacen creer que estos no son problemas nuestros.
Korku ve öfke politikası bizi bunlar sanki başkasının derdiymiş gibi inandırdı.Manipulation av rädsla och ilska har fått oss att tro att de här problemen inte är våra problem.
Korku ve öfke politikası bizi bunlar sanki başkasının derdiymiş gibi inandırdı.Politica fricii şi a furiei ne-au făcut să credem că aceste probleme nu ne aparţin.
Korku ve öfke politikası bizi bunlar sanki başkasının derdiymiş gibi inandırdı.Politika strachu a zloby způsobila, že jsme uvěřili, že tyto problémy nejsou naše problémy.
Korku ve öfke politikası bizi bunlar sanki başkasının derdiymiş gibi inandırdı.Polityka strachu i nienawiści sprawiła, że wierzymy, że te problemy nas nie dotyczą.
Korku ve öfke politikası bizi bunlar sanki başkasının derdiymiş gibi inandırdı.Η πολιτική του φόβου και της οργής μας έχει κάνει να πιστεύουμε ότι αυτά είναι προβλήματα που δε μας αφορούν.
Korku ve öfke politikası bizi bunlar sanki başkasının derdiymiş gibi inandırdı.Политика устрашения и злобы заставила нас поверить, что эти проблемы не наши проблемы.
Korku ve öfke politikası bizi bunlar sanki başkasının derdiymiş gibi inandırdı.Политиките на страх и гняв са ни накарали да вярваме, че тези проблеми, не са наши проблеми.
Korku ve öfke politikası bizi bunlar sanki başkasının derdiymiş gibi inandırdı.הפוליטיקה של פחד וכעס הביאו אותנו להאמין שאלו הן בעיות שאינן הבעיות שלנו.
Korku ve öfke politikası bizi bunlar sanki başkasının derdiymiş gibi inandırdı.فسياسة الخوف والغضب جعلتنا نعتقد بأن تلك المشاكل لا تعنينا.
Korku ve öfke politikası bizi bunlar sanki başkasının derdiymiş gibi inandırdı.こうした司法制度の問題は 私たちに関係ある問題ではないと 思わされているのです 私たちは無関心になっているのです
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız."Dom' profesor, m-ați convins că nu avem nicio șansă.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız."Professore, mi ha convinto che tutto questo è senza speranza.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız."Professzor, engem meggyőzött, ez reménytelen.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız."Przekonał mnie pan. Nie ma nadziei.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız."Thưa giáo sư, ông vừa khiến tôi phải tin rằng việc này thật thất vọng.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız. Umutsuz."Herr Professor, Sie haben mich davon überzeugt, dass es hoffnungslos ist.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız. Umutsuz."교수님, 이건 가망성이 없는 문제라는 것을 확신시켜 주시는군요.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız. Umutsuz."Profesor, me ha convencido de que no hay esperanza.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız. Umutsuz."Profesor, presvedčili ste ma, že je to beznádejné.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız. Umutsuz."Professor, u heeft me ervan overtuigd dat dit hopeloos is.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız. Umutsuz."Καθηγητά, με πείσατε ότι αυτό είναι μάταιο.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız. Umutsuz."Профессор, вы убедили меня, что дело безнадёжно.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız. Umutsuz."פרופסור, שכנעת אותי שזה חסר-תקווה. חסר-תקווה.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız. Umutsuz." بروفيسور لقد اقنعتني ان الامر ميؤوس منه,ميؤوس منه.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız. Umutsuz.打つ手はありません」
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız."Професоре, убедихте ме, че това е безнадежно.
Ve ilginçtir, Jacques Cousteau'nun programları beni, yeryüzünde farklı bir dünya olduğuna inandırdı.그러다가 흥미로운 일이 일어났습니다. 지구 상에 외계 세상이 있다는 걸 보여주는 자크 쿠스토의 쇼는 항상 저를 굉장히 흥분시키곤 했었는데요.
Ve ilginçtir, Jacques Cousteau'nun programları beni, yeryüzünde farklı bir dünya olduğuna inandırdı.І сталося так, що програми Жака Кусто дійсно зацікавили мене тим, що на Землі існує незнайомий світ.
Ve ilginçtir, Jacques Cousteau'nun programları beni, yeryüzünde farklı bir dünya olduğuna inandırdı.ודבר מעניין קרה, התוכניות של ז'אק קוסטו ריגשו אותי ממש לגבי העובדה שהיה עולם זר כאן על כדור-הארץ.
Ve ilginçtir, Jacques Cousteau'nun programları beni, yeryüzünde farklı bir dünya olduğuna inandırdı.ثم حدث شيئٌ مثير . فبرنامج جاك كوستو جعلني متحمساً جداً لفكرة وجود عالم فضائي هنا على الارض !

İlgili Sayfalar