inandırdı ile cümle

inandırdı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Adam cinayeti işlemediğine bizi inandırdı.The man assured us that she didn't commit the murder.
Onun konuşması onun çok şey bildiğine beni inandırdı.His talk led me to believe that he knows a great deal.
O, bir doktor olduğuna inandırdı.He made believe he was a doctor.
Beni tanımadığına inandırdı.He made believe not to know me.
Onu desteklediğime inandırdım.I made believe that I supported him.
O beni duymadığına beni inandırdı.She made believe that she had not heard me.
O, kendisinin hasta olduğuna inandırdı.She made believe that she was sick.
O beni o hikayeye inandırdı.She got me to believe that story.
Tom kendini yanlış bir şey yapmadığına inandırdı..Tom convinced himself that he hadn't done anything wrong.
Tom'u bunu yapmayacağıma inandırdım.I assured Tom that I wouldn't do that.
Bu deneyim onu, mesleğinin dil incelemesi konusunda olacağına inandırdı.This required her to learn the role in her native language.
Ve yüzüme çarpan rüzgar beni onun deli olduğuna ve araba kullanabileceğime inandırdı.And that wind in my face made me believe that he was mad and I would drive.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız."Professor, you've convinced me this is hopeless.
Her bir görüşün kayda değer olduğu fikrine kendimizi nasıl inandırdık?How have we convinced ourselves that every opinion has to count?
Bu beni şuna inandırdı:It made me believe this: that strangers care.
İnanamıyorum bizi senin şaçmalıklarına inandırdığına.I cannot believe we bought in to all of your nonsense.
Bu başarısızlığı onu doçelikte bu politika ile başarı sağlayamayacağına inandırdı.Contrarié, celui-ci ne va pas lui rendre la vie facile.
Onlar insanları İslam dinine inandırdılar.Foram bem acolhidos por nativos de religião islâmica.
Alice, Raymond kendisi ile evleneceğine inandırdı.Raymond kondigt aan dat hij gaat trouwen met Elvier.
Onlar insanları İslam dinine inandırdılar.Їх навертали в мусульманську віру.
Bu deneyim onu, mesleğinin dil incelemesi konusunda olacağına inandırdı.Zkušenosti jí utvrdily v tom, že má sledovat politickou kariéru.
Bu broşür, Nikola Tesla'nın kahin olduğuna herkesi inandırdı.Comentariile lui Nikola Tesla sugerează că el ar fi putut conceput un astfel de turn.
Bu broşür, Nikola Tesla'nın kahin olduğuna herkesi inandırdı.Ennek a kezelésnek alapját Nikola Tesla rakta le.
Seni gittiğine inandırdım ve sonra da gözündeki perdeyi kaldırdım.Odatérdeltem a csont mellé, és néztem, majd a földre feküdtem.
Bu broşür, Nikola Tesla'nın kahin olduğuna herkesi inandırdı.Oppfinneren Nikola Tesla var sikker på at det ville fungere.
Seni gittiğine inandırdım ve sonra da gözündeki perdeyi kaldırdım.Thật bất ngờ là cô đã đồng ý và kéo anh đứng dậy.
Bu deneyim onu, mesleğinin dil incelemesi konusunda olacağına inandırdı.この経験が、彼女の言語習得への関心に火をつけた。
Onlar insanları İslam dinine inandırdılar.Жителите изповядват ислямска религия.
Onlar insanları İslam dinine inandırdılar.Turci vyznávajú islamské náboženstvo.
Belki de, hiç kolay olmadığı halde seni ben bunun kolay olduğuna inandırdım.Belki de, hiç kolay olmadığı halde seni ben bunun kolay olduğuna inandırdım.
Bu beni şuna inandırdı:Es ließ mich glauben:
Bu beni şuna inandırdı:Fez-me acreditar nisto:
Bu beni şuna inandırdı:Het dwong mij te denken:
Bu beni şuna inandırdı:저희를 돌봐준것입니다. 그것이 제가 이것을 믿도록 만들었습니다." 저 낯선사람들이
Bu beni şuna inandırdı:M-a făcut să cred asta:
Bu beni şuna inandırdı:Nó làm tôi tin rằng:
Bu beni şuna inandırdı:Questo fatto mi fece credere a questo:
Bu beni şuna inandırdı:Uvěřil jsem tomuto:
Bu beni şuna inandırdı:Uveril som tomuto:
Bu beni şuna inandırdı:Uwierzyłem, że "obcy naprawdę się przejmują".
Bu beni şuna inandırdı:Με έκανε να πιστέψω το εξής:
Bu beni şuna inandırdı:Меня это заставило поверить вот во что:
Bu beni şuna inandırdı:Це змусило мене повірити в наступне:
Bu beni şuna inandırdı:דואגים לנו. זה גרם לי להאמין בזה: "מה זה אומר
Bu beni şuna inandırdı:و إعتنى بنا. و هذا جعلنى أن أؤمن بهذا: " ما الذى يعنيه
Bu beni şuna inandırdı:「他人が気にかけてくれるというのは どういうことだろう?」
Düşünmeye değer bu konularda her bir kültürün bir bakış açısı olduğuna nasıl inandırdık kendimizi?Ako sme dospeli k presvedčeniu, že každá kultúra má svoj názor na tieto témy, ktoré sú hodné úvah?
Düşünmeye değer bu konularda her bir kültürün bir bakış açısı olduğuna nasıl inandırdık kendimizi?Cum anume ne-am convins că fiecare cultură are un punct de vedere aparte care merită luat în considerare?
Düşünmeye değer bu konularda her bir kültürün bir bakış açısı olduğuna nasıl inandırdık kendimizi?Hoe hebben we onszelf overtuigd dat elke cultuur een morele visie heeft, die het overwegen waard is?
Düşünmeye değer bu konularda her bir kültürün bir bakış açısı olduğuna nasıl inandırdık kendimizi?Hogyan győztük meg magunkat arról, hogy minden kultúrának van figyelemre méltó állásfoglalása ezen a téren?
Düşünmeye değer bu konularda her bir kültürün bir bakış açısı olduğuna nasıl inandırdık kendimizi?Jak jsme dospěli k přesvědčení, že každá kultura má na tato témata svůj pohled, jenž stojí za zvážení?
Düşünmeye değer bu konularda her bir kültürün bir bakış açısı olduğuna nasıl inandırdık kendimizi?그동안 우리는 어떻게 모든 문화가 고려할 만한 가치가 있는 시각을 가졌다고 확신해 왔습니까?
Düşünmeye değer bu konularda her bir kültürün bir bakış açısı olduğuna nasıl inandırdık kendimizi?Как сме успели да се убедим, че всяка култура има собствена гледна точка по важните въпроси?
Düşünmeye değer bu konularda her bir kültürün bir bakış açısı olduğuna nasıl inandırdık kendimizi?כיצד זה שכנענו את עצמנו שלכל תרבות יש נקודת מבט משלה על הנושאים האלו, שראויה לשיקול-דעת?
Düşünmeye değer bu konularda her bir kültürün bir bakış açısı olduğuna nasıl inandırdık kendimizi?وكيف يمكننا ان نقنع انفسنا انه ان لكل ثقافة وجهة نظر يجب اخذها بعين الاعتبار
Düşünmeye değer bu konularda her bir kültürün bir bakış açısı olduğuna nasıl inandırdık kendimizi?どの文化ももっていると どうやって確信したのでしょうか タリバンが物理に対して
Her bir görüşün kayda değer olduğu fikrine kendimizi nasıl inandırdık?Ako sme dospeli k presvedčeniu, že každý názor je potrebne brať do úvahy?
Her bir görüşün kayda değer olduğu fikrine kendimizi nasıl inandırdık?Chúng ta đã nhìn nhận bản thân như thế nào mà mỗi ý kiến đều phải được tính vào?
Her bir görüşün kayda değer olduğu fikrine kendimizi nasıl inandırdık?Come ci siamo convinti che deve contare ogni opinione?
Her bir görüşün kayda değer olduğu fikrine kendimizi nasıl inandırdık?Comment en sommes-nous arrivés à nous convaincre que toutes les opinions doivent compter?

İlgili Sayfalar