inandım ile cümle

inandım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Çocukluğumda Noel Baba'ya inandım.In my childhood, I believed in Santa Claus.
Senin masumiyetine inandım.I am convinced of your innocence.
Oğlumun masum olduğuna inandım.I am convinced that my son is innocent.
Ben onun söylediği her söze inandım.I believed every word he said.
Onun, sözünü tutacağına inandım.I believed that he would keep his promise.
Ben ona inandım.I took him at his word.
Ben gözlerime güçlükle inandım.I scarcely believed my eyes.
Ben onun masumiyetine inandım.I am convinced of her innocence.
Ben ağladım ve ben inandım.I wept and I believed.
Uzun bir süre, ben senin yaptığın aynı şeye inandım.For a long time, I used to believe the same thing you do.
Onun bir doktor olduğuna inandım.I believed that he was a physician.
Tom'a inandım.I believed Tom.
Bize söyledikleri her şeye inandım.I believed everything they told us.
Tom'un bana söylediğine inandım.I believed what Tom told me.
Ona her zaman inandım.I've always believed that.
Ben her zaman inandım ve bu konuda ısrar ettim.I've always believed in and insisted on this.
Maalesef Tom'un söylediği bütün yalanlara inandım.Unfortunately, I believed all the lies that Tom was telling.
Sen otuz yaşında olduğunu söyledin ve ben sana inandım.You said you were thirty and I believed you.
Sen bana 30 yaşında olduğunu söyledin ve ben sana inandım.You told me that you were 30-years-old, and I believed you.
Ona güvendim ve ona inandım.I trusted her and I believed her.
Ben çok aptalım. Ona tamamen inandım.I'm so stupid, I completely believed her.
Ona inandım.I believed that.
Ben uzun süre inanılmaz biçimde büyük bir saflıkla bu söze inandım.I believed this promise with unbelievably great naivete for a long time.
Her zaman sana inandım.I've always believed in you.
Ben onlara inandım.I believed them.
Ben kendime inandım.I believed in myself.
Gerçekten bunun işe yarayacağına inandım.I really believed it would work.
Buna inandım.I believed it.
Ben Tom'a inandım.I believed in Tom.
Ben sana inandım ama Tom inanmadı.I believed you, but Tom didn't.
Tom'un yanlış bir şey yapmadığına inandım.I'm convinced that Tom did nothing wrong.
Tanrı'nın sürekli benimle konuştuğuna inandım.I believed God was constantly talking to me.
İyiyi, doğruyu ve güzeli arayan toplumların her zaman barış içinde yaşayacağına inandım.I believed that societies looking for good, right and beauty will always live in peace.
Buna inandım.This I Believe.
Ben milyonlarca Amerikalı gibi, fotoğrafçılara inandım.I believed the photographers, and so did millions of other Americans.
Ve tüm birlikte ben inandım seni bulurAnd all along I believed I would find you
Bazıları der ki; ben sadece geçmişi hatırlamaya, asla şimdiyi değil, geleceği hayal etmeye inandım.Some people say, I only believed in remembering the past, imagining the future, never the present.
Ve yapabileceğime inandım.And I believed I could do it.
Kısacası, zamana inandım.So I did believe: on time.
Zamanında başlamanın, ve zamanında bitirmenin önemine inandım.I believe starting on time, and I believe closing on time.
Ben bunun doğru bir tespit olduğuna hem kişisel düzeyde hem de kurumsal düzeyde inandım.I found this to be true, both on the individual level and at a corporate level.
Peki, inandım ... ama hala sana güvenmiyorumOk, I belive ... but still don't thrust you
Senin suçlu olabileceğine nasıl inandım bilmiyorum.I can't believe I let myself think you were guilty.
Şans hakkında bana söylediklerine inandım.I believed what you said about luck.
Ben inandım buna.I believe that one.
Ben her zaman bunun harika bir araç olduğuna inandım.And I always thought it was such a fantastic device.
Yl Gwak. Beni anladığına inandım, ama sen de acınılası, zavallı bir insansın.I believed that you would understand me but you 're also a pathetic human
Bindiğim uçağın güvenliğini kontrol eden başka bir gruba inandım.I relied on some other group to determine whether my plane was safe to fly.
Ben sizin Rabbinize inandım, (gelin) beni dinleyin.I believe in your Lord, so listen to me."
(Allah ona:) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım), ancak kalbimin tatmin olması için" dedi.Do you not believe?" "I do," answered Abraham.
"Şüphesiz ben Rabbinize inandım, beni dinleyin."I believe in your Lord, so listen to me."
Şüphe yok ki ben, Rabbinize inandım, duyun sözümü.I believe in your Lord, so listen to me."
"İnandım, dedi, ancak kalbimin tatmin olması için...""I do," answered Abraham.
İnandım, fakat kalbimin mutmain olması için (görmek istedim), dedi."I only ask for my heart's assurance."
"Şüphesiz ben, Rabbinize inandım, beni dinleyin."I believe in your Lord, so listen to me."
İbrahim: "İnandım, fakat kalbim iyice yatışsın diye istiyorum." dedi."I do," answered Abraham. "I only ask for my heart's assurance."
İbrâhim şöyle cevap verdi: “Elbette inandım, lâkin sırf kalbim tatmin olsun diye bunu istedim.”Do you not believe?"
"Ben sizin Rabbinize inandım; lütfen beni dinleyin."I believe in your Lord, so listen to me."
İbrahim: Hayır! İnandım, fakat kalbimin mutmain olması için (görmek istedim), dedi.He said: O Yea but that my heart may rest at ease.
Ve de ki: Allah'ın indirdiği her kitaba inandım. Aranızda adaletli davranmakla emrolundum.For us our deeds and for you your deeds.

İlgili Sayfalar