inandılar ile cümle

inandılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Onlar bunun gerekli bir kötülük olduğuna inandılar.They believed that it was a necessary evil.
Onlar, onun Britanya ile bir savaşa yol açabileceğine inandılar.They believed it might lead to war with Britain.
Eski Mısırlılar, Güneş'in Tanrı Ra'nın gözü olduğuna inandılar.The ancient Egyptians believed that the Sun was the eye of the god Ra.
Onlar Tom'a inandılar.They believed Tom.
Onlar senin hikayene inandılar.They believed your story.
Bana inandılar.They believed in me.
Onlar bize inandılar.They believed us.
Bize inandılar.They believed us.
Tom'un anne ve babası ona inandılar.Tom's parents believed him.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.And so the authorities became convinced that this smell was this problem.
Sana inandılar mı?Did you make sure she didn't jabber?
O zaman atalarımız Onun sözlerine inandılar, Ezgiler söyleyerek Onu övdüler.Then they believed his words. They sang his praise.
Onlar ki, inandılar ve korunurlardı.Those who believe and obey God,
İnandılar, biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.And they came to believe; so We allowed them to enjoy the good things of life for an age.
Sonunda ona inandılar, bunun üzerine Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.And they came to believe; so We allowed them to enjoy the good things of life for an age.
Derken inandılar da onları muayyen bir zamanadek yaşattık, geçindirdik.And they came to believe; so We allowed them to enjoy the good things of life for an age.
Onlar inandılar. Biz de onları bir vakte kadar nimetlendirdik.And they came to believe; so We allowed them to enjoy the good things of life for an age.
Onlar ki, inandılar ve erdemli davrandılar.Those who believe and obey God,
Zulüm ve kibirlerinden dolayı kendilerinin haklı oduğuna inandılar ve onları reddettiler.and they denied them, though their souls acknowledged them, wrongfully and out of pride.
Onlar ki sonradan inandılar, hicret ettiler, sizinle beraber savaştılar, işte onlar da sizdendir.As for those who believed afterwards, and emigrated and struggled with you—these belong with you.
Onlar inandılar.and they believed.
Bunun sebebi şudur: Onlar inandılar, sonra inkar ettiler, bu yüzden kalblerinin üzeri mühürlendi.That is because they believed and then disbelieved, so their hearts were sealed.
Yeniden oynatma özelliğinin ölümü bir ödül şekline dönüştürdüğüne inandılar.They felt the replay feature transformed death into a form of reward.[16]
Onlar filmin şehri kötü anlamda gösterildiğine inandılar.Das Publikum bewertete den Film als schlecht.
1935-1938 arasında, IJN amiralleri uçak gemilerinin ana gemiye eş değerde olduklarına inandılar.En 1935, les amiraux japonais considéraient le porte-avions comme l'égal du navire de ligne.
İran'ın büyüklüğünü yeniden ortaya çıkarmanın kaderleri olduğuna inandılar.Ook willen ze de groeiende invloed van Iran terugdrijven.
Onlar filmin şehri kötü anlamda gösterildiğine inandılar.W filmie przedstawiono je jako miasto górnicze.
Onlar Tom'a inandılar.De troede på Tom.
1986’ya kadar fizikçiler BCS teorisinin, 30 Kelvin’den yukarıda süperiletkenliğe olanak vermediğine inandılar.1986년까지 물리학자들은 BCS 이론에 의하면 30 K 이상에서 초전도성을 보이는 것이 불가능하다고 믿었다.
Onlar filmin şehri kötü anlamda gösterildiğine inandılar.Oblasti ni ugajala bedna upodobitev države v filmu.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.As autoridades estavam convencidas que o problema era aquele cheiro.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.De autoriteiten raakten er dus van overtuigd dat de stank het probleem was.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.Die Behörden waren also überzeugt, dass der Gestank das Problem war.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.E così le autorità si convinsero che il problema fosse quell'odore.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.És a hatóságok meg voltak győződve róla, hogy a bűz az oka mindennek.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.그래서 보건당국은 이 악취가 문제라고 믿게 된 것입니다.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.Les autorités ont fini par être convaincues que le problème venait de cette puanteur.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.Oblasti so bile torej prepričane, da je vzrok problema smrad.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.Sehingga pemerintah menjadi yakin bahwa bau ini adalah masalahnya.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.Şi deci autorităţile au devenit convinse că acest miros era problema.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.Władze były przekonane, że źródłem problemów był smród.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.Y así las autoridades se convencieron de que el olor era el problema.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.Έτσι, οι αρχές πείστηκαν πως το πρόβλημα ήταν η μυρωδιά.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.Властите били убедени, че миризмата е проблемът.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.Итак, власти были убеждены, что этот запах был главной проблемой.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.התפרצה מגפה שקטלה 10 או 20 אלף נפש בלונדון
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.وبعدها تيقنت السلطات بأن الروائح النتنة كانت هي مصدر كل تلك المشاكل.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.悪臭を解消しなくてはいけません
İnandılar ki, eğer bu uçan makineyi başarabilirlerse, dünyanın gidişatını değiştireceklerdi.Creían que si podían inventar esa máquina voladora, eso cambiaría el curso del mundo.
İnandılar ki, eğer bu uçan makineyi başarabilirlerse, dünyanın gidişatını değiştireceklerdi.Ils étaient persuadés que s'ils arrivaient à créer cette machine volante, ça changerait le cours du monde.
İnandılar ki, eğer bu uçan makineyi başarabilirlerse, dünyanın gidişatını değiştireceklerdi.그들에게는 동력 비행기를 만들면 세상을 바꿀 것이라는 믿음이 있었던 겁니다.
İnandılar ki, eğer bu uçan makineyi başarabilirlerse, dünyanın gidişatını değiştireceklerdi.Вони вірили в те, що якщо вони зможуть винайти цей літальний апарат, він змінить шлях розвитку світу.
İnandılar ki, eğer bu uçan makineyi başarabilirlerse, dünyanın gidişatını değiştireceklerdi.それは世界を変えると 信じていました サミュエル・ラングレーは 違っていました
İnandılar ki, eğer bu uçan makineyi çözebilirlerse, dünyanın gidişini değiştireceklerdi.Credevano che se potevano scoprire questa macchina volante, avrebbero cambiato il mondo.
İnandılar ki, eğer bu uçan makineyi çözebilirlerse, dünyanın gidişini değiştireceklerdi.Creyeron que si fueran capaces de idear una máquina voladora, eso cambiaría el curso del mundo.
İnandılar ki, eğer bu uçan makineyi çözebilirlerse, dünyanın gidişini değiştireceklerdi.De troede på, at hvis de lykkedes med denne flyvende maskine, ville de ændre verdens gang.
İnandılar ki, eğer bu uçan makineyi çözebilirlerse, dünyanın gidişini değiştireceklerdi.Det trodde att om de klura ut den där flygmaskinen så skulle de ändra kursen för hela värden.
İnandılar ki, eğer bu uçan makineyi çözebilirlerse, dünyanın gidişini değiştireceklerdi.Ei credeau că dacă ar fi dezvoltat această mașină zburătoare vor schimba mersul lumii.
İnandılar ki, eğer bu uçan makineyi çözebilirlerse, dünyanın gidişini değiştireceklerdi.Hittek abban, hogyha sikerül összehozniuk a repülőgépet, az az egész világot meg fogja változtatni.
İnandılar ki, eğer bu uçan makineyi çözebilirlerse, dünyanın gidişini değiştireceklerdi.Họ tin rằng nếu họ có thể nghĩ ra được cỗ máy bay, nó có thế thay đổi diễn biến của thế giới.

İlgili Sayfalar