inandı ile cümle

inandı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Size söylemek istediğim son söz, inandığım ve Mısırlıların doğruluğunu ispatladığı bir şey:エジプト人が真実であると証明したように 民衆の持つ力は 権力を持つ人々の力よりも
Sizi götürmek istediğim ilk yer çoğu kişinin, dünyanın en derin doğal çukuru olduğuna inandığı bir yer.Az első helyről, amit meg fogok mutatni sokan úgy gondolják, hogy a világ legmélyebb természetes szakadéka.
Sizi götürmek istediğim ilk yer çoğu kişinin, dünyanın en derin doğal çukuru olduğuna inandığı bir yer.Den ersten Ort, an den ich Sie mitnehmen möchte, halten viele für den tiefsten natürlichen Abgrund der Erde.
Sizi götürmek istediğim ilk yer çoğu kişinin, dünyanın en derin doğal çukuru olduğuna inandığı bir yer.En primer lugar me gustaría llevarlos a lo que se piensa que sería el abismo natural más profundo del mundo.
Sizi götürmek istediğim ilk yer çoğu kişinin, dünyanın en derin doğal çukuru olduğuna inandığı bir yer.In primo luogo vorrei condurvi in quello che molti credono sarà l'abisso naturale più profondo del mondo
Sizi götürmek istediğim ilk yer çoğu kişinin, dünyanın en derin doğal çukuru olduğuna inandığı bir yer.제가 먼저 여러분을 모시고 갈 곳은 바로 지구의 가장 깊은 천연 동굴이라 여겨지는 곳입니다.
Sizi götürmek istediğim ilk yer çoğu kişinin, dünyanın en derin doğal çukuru olduğuna inandığı bir yer.Pokażę wam miejsce, uważane za najgłębszą, naturalną otchłań na świecie.
Sizi götürmek istediğim ilk yer çoğu kişinin, dünyanın en derin doğal çukuru olduğuna inandığı bir yer.Primul loc care pe aș vrea să vi-l arăt e ceea ce mulți cred a fi cel mai adânc abis natural.
Sizi götürmek istediğim ilk yer çoğu kişinin, dünyanın en derin doğal çukuru olduğuna inandığı bir yer.První místo, na které bych vás rád vzal, je, jak mnozí věří, nejhlubší propast na světě.
Sizi götürmek istediğim ilk yer çoğu kişinin, dünyanın en derin doğal çukuru olduğuna inandığı bir yer.Първото място, на което искам да ви отведа, е смятано от много хора за най-дълбоката естествена бездна.
Sizi götürmek istediğim ilk yer çoğu kişinin, dünyanın en derin doğal çukuru olduğuna inandığı bir yer.המקום הראשון אליו הייתי רוצה לקחת אתכם הוא זה שרבים מאמינים שיתברר כתהום הטבעית העמוקה בעולם.
Sizi götürmek istediğim ilk yer çoğu kişinin, dünyanın en derin doğal çukuru olduğuna inandığı bir yer.أود أن اخذكم... إلى ما يُعتقد عنه بأنها أكثر الهاوياتِ إرتفاعاً في العالم.
Sizi götürmek istediğim ilk yer çoğu kişinin, dünyanın en derin doğal çukuru olduğuna inandığı bir yer.世界で最も深いと言われている地底にお連れします まだ確認されているわけではありませんが
Sizin inandığınıza inananların ilgisini çekeceksiniz.Anda akan menarik mereka yang percaya pada yang Anda yakini.
Sizin inandığınıza inananların ilgisini çekeceksiniz.당신의 신념을 믿는 사람들을 끌어들일 수 있습니다.
Sizin inandığınıza inananların ilgisini çekeceksiniz.אתם תמשכו אליכם את אלו שמאמינים במה שאתם מאמינים.
Sizin inandığınıza inananların ilgisini çekeceksiniz.فسوف تجذب أشخاصا يؤمنون أيضا به.
Sizin inandığınıza inananların ilgisini çekeceksiniz.ではなぜ自分の信念を信じてくれる人を引き付けることが重要なのでしょう
Sizle açık konuşacağım. İnandığım günler de var, şüpheyle dolduğum günler de.Beh, vi dirò la mia schietta opinione: in certi giorni credo di sì, ma in altri giorni sono piena di dubbi.
Sonra biz, Şerefiye karşılıklı ifadeler denir inandığımız ayrıldıApoi ne-am despărţit cu ceea ce cred că se numesc expresii reciprocă a fondului comercial,
Sonra biz, Şerefiye karşılıklı ifadeler denir inandığımız ayrıldıAztán elváltunk, amit azt hiszem nevezzük kölcsönös kifejezések a goodwill, a
Sonra biz, Şerefiye karşılıklı ifadeler denir inandığımız ayrıldıDaarna namen wij afscheid van wat ik geloof worden genoemd wederzijdse uitingen van goodwill, de
Sonra biz, Şerefiye karşılıklı ifadeler denir inandığımız ayrıldıDann trennten wir uns mit dem, was ich glaube, werden als gegenseitige Ausdrücke des guten Willens, die
Sonra biz, Şerefiye karşılıklı ifadeler denir inandığımız ayrıldıKemudian kami berpisah dengan apa yang saya percaya disebut ekspresi saling goodwill, yang
Sonra biz, Şerefiye karşılıklı ifadeler denir inandığımız ayrıldı그러면 우리는, 내가 친선의 상호 표현이라고 믿고있는 것들을 잃을 수
Sonra biz, Şerefiye karşılıklı ifadeler denir inandığımız ayrıldıPak jsme se rozešli s tím, co věřím, jsou tzv. vzájemné projevy dobré vůle, že
Sonra biz, Şerefiye karşılıklı ifadeler denir inandığımız ayrıldıPoi ci siamo lasciati con quello che io credo si chiamano espressioni di buona volontà reciproca, la
Sonra biz, Şerefiye karşılıklı ifadeler denir inandığımız ayrıldıPotem rozstaliśmy się z tego, co uważam nazywane są wzajemne przejawy dobrej woli,
Sonra biz, Şerefiye karşılıklı ifadeler denir inandığımız ayrıldıPotem smo ločila s tem, kar verjeti, da sem se imenujejo vzajemne izraz dobre volje, je
Sonra biz, Şerefiye karşılıklı ifadeler denir inandığımız ayrıldıPotom sme sa rozišli s tým, čo verím, sú tzv vzájomné prejavy dobrej vôle,
Sonra biz, Şerefiye karşılıklı ifadeler denir inandığımız ayrıldıSau đó chúng tôi chia tay với những gì tôi tin tưởng được gọi là biểu thức lẫn nhau về thiện chí,
Sonra biz, Şerefiye karşılıklı ifadeler denir inandığımız ayrıldıSå vi skiltes med, hvad jeg tror der kaldes gensidig udtryk for goodwill, de
Sonra biz, Şerefiye karşılıklı ifadeler denir inandığımız ayrıldıSedan vi skildes med vad jag tror kallas ett ömsesidigt uttryck för goodwill,
Sonra biz, Şerefiye karşılıklı ifadeler denir inandığımız ayrıldıSitten me erosimme mitä uskon kutsutaan keskinäistä ilmauksia liikearvojen
Sonra biz, Şerefiye karşılıklı ifadeler denir inandığımız ayrıldıΣτη συνέχεια, χωρίσαμε με αυτό που πιστεύω είναι που ονομάζεται αμοιβαία εκφράσεις καλής θέλησης, την
Sonra biz, Şerefiye karşılıklı ifadeler denir inandığımız ayrıldıПотім ми розлучилися з тим, що я вважаю, називаються взаємного вираження доброї волі,
Sonra biz, Şerefiye karşılıklı ifadeler denir inandığımız ayrıldıПотом мы расстались с тем, что я считаю, называются взаимного выражения доброй воли,
Sonra biz, Şerefiye karşılıklı ifadeler denir inandığımız ayrıldıТогава ние се разделихме с което вярвам, че се наричат взаимно израз на добра воля, на
Sonra biz, Şerefiye karşılıklı ifadeler denir inandığımız ayrıldıثم افترقنا ونحن مع ما يعتقدون ان دعوت التعبير المتبادل للنوايا الحسنة ، و
Sonra biz, Şerefiye karşılıklı ifadeler denir inandığımız ayrıldı私たちに心のこもった招待状を延長Birdsburgチャッピーはすべていつか飛び出す
Sonra İsa yüzbaşıya, ‹‹Git, inandığın gibi olsun›› dedi. Ve uşak o anda iyileşti.E Gesù disse al centurione: «Và, e sia fatto secondo la tua fede». In quell'istante il servo guarì
Sonra İsa yüzbaşıya, ‹‹Git, inandığın gibi olsun›› dedi. Ve uşak o anda iyileşti.Entonces Jesús dijo al centurión: --Ve, y como creíste te sea hecho. Y su criado fue sanado en aquella hora
Sonra İsa yüzbaşıya, ‹‹Git, inandığın gibi olsun›› dedi. Ve uşak o anda iyileşti.In Jezus veli stotniku: Pojdi, in kakor si veroval, naj se ti zgodi. In hlapec njegov je ozdravel tisto uro.
Sonra İsa yüzbaşıya, ‹‹Git, inandığın gibi olsun›› dedi. Ve uşak o anda iyileşti.I řekl Ježíš setníkovi: Jdiž, a jakžs uvěřil, staň se tobě. I uzdraven jest služebník jeho v tu hodinu.
Sonra İsa yüzbaşıya, ‹‹Git, inandığın gibi olsun›› dedi. Ve uşak o anda iyileşti.예수께서 백부장에게 이르시되 가라 네 믿은대로 될지어다 하시니 그 시로 하인이 나으니라
Sonra İsa yüzbaşıya, ‹‹Git, inandığın gibi olsun›› dedi. Ve uşak o anda iyileşti.Og Jesus sagde til Høvedsmanden:"Gå bort,dig ske, som du troede!" Og Drengen blev helbredt i den samme Time.
Sonra İsa yüzbaşıya, ‹‹Git, inandığın gibi olsun›› dedi. Ve uşak o anda iyileşti.Puis Jésus dit au centenier: Va, qu`il te soit fait selon ta foi. Et à l`heure même le serviteur fut guéri.
Sonra İsa yüzbaşıya, ‹‹Git, inandığın gibi olsun›› dedi. Ve uşak o anda iyileşti.И сказал Иисус сотнику: иди, и, как ты веровал, да будет тебе. И выздоровел слуга его в тот час.
Sonra İsa yüzbaşıya, ‹‹Git, inandığın gibi olsun›› dedi. Ve uşak o anda iyileşti.І рече Ісус до сотника: Йди, і, як вірував єси, станеть ся тобі. І одужав слуга його тієї самої години.
Sonra İsa yüzbaşıya, ‹‹Git, inandığın gibi olsun›› dedi. Ve uşak o anda iyileşti.Тогава Исус рече на стотника: Иди си; както си повярвал, така нека ти бъде. И слугата оздравя в същия час.
Sonra İsa yüzbaşıya, ‹‹Git, inandığın gibi olsun›› dedi. Ve uşak o anda iyileşti.ויאמר ישוע אל שר המאה לך וכאמונתך כן יהיה לך וירפא נערו בשעה ההיא׃
Sonra İsa yüzbaşıya, ‹‹Git, inandığın gibi olsun›› dedi. Ve uşak o anda iyileşti.ثم قال يسوع لقائد المئة اذهب وكما آمنت ليكن لك. فبرأ غلامه في تلك الساعة
Sonra İsa yüzbaşıya, ‹‹Git, inandığın gibi olsun›› dedi. Ve uşak o anda iyileşti.耶 穌 對 百 夫 長 說 、 你 回 去 罷 . 照 你 的 信 心 、 給 你 成 全 了 。 那 時 、 他 的 僕 人 就 好 了
Sonra İsa yüzbaşıya, ‹‹Git, inandığın gibi olsun›› dedi. Ve uşak o anda iyileşti.耶穌對 百 夫 長說 、 你 回去 罷 . 照 你 的 信心 、 給 你 成全 了 。 那時 、 他 的 僕人 就 好了
Sonra uzerinde hemfikir olmadıgına inandıgım düşüncelerimiz var.Apoi avem idei în conflict.
Sonra uzerinde hemfikir olmadıgına inandıgım düşüncelerimiz var.Aztán vannak az ütköző eszmék.
Sonra uzerinde hemfikir olmadıgına inandıgım düşüncelerimiz var.Dan hebben we de ideeën die in conflict zijn verwikkeld.
Sonra uzerinde hemfikir olmadıgına inandıgım düşüncelerimiz var.Dann haben wir etwas, das ich für Ideen im Konflikt halte.
Sonra uzerinde hemfikir olmadıgına inandıgım düşüncelerimiz var.다음으로 논쟁을 초래하는 아이디어들입니다
Sonra uzerinde hemfikir olmadıgına inandıgım düşüncelerimiz var.Lalu kemudian kita tiba pada yang saya sebut sebagai ide yang diributkan.
İlgili Sayfalar