İnancımız dour ki özgür ve açık bir İnternet daha iyi bir Dünya yaratacaktır.Wierzymy, że wolny i otwarty Internet może sprawić, że świat będzie lepszy.
İnancımız dour ki özgür ve açık bir İnternet daha iyi bir Dünya yaratacaktır.Wij geloven dat een vrij en open internet tot een betere wereld kan leiden.
İnancımız dour ki özgür ve açık bir İnternet daha iyi bir Dünya yaratacaktır.Wir glauben, dass ein freies und offenes Internet eine bessere Welt herbeiführen kann.
İnancımız dour ki özgür ve açık bir İnternet daha iyi bir Dünya yaratacaktır.Πιστεύουμε ότι ένα ελεύθερο και ανοιχτό Διαδίκτυο μπορεί να φέρει έναν καλύτερο κόσμο.
İnancımız dour ki özgür ve açık bir İnternet daha iyi bir Dünya yaratacaktır.Мы полагаем, что свободный и открытый интернет может сделать мир лучше.
İnancımız dour ki özgür ve açık bir İnternet daha iyi bir Dünya yaratacaktır.Ние вярваме, че свободен и открит интернет може да доведе до един по-добър свят.
İnancımız dour ki özgür ve açık bir İnternet daha iyi bir Dünya yaratacaktır.نؤمن ونعتقد أن إنترنت مفتوح وحر يمكن أن يجعل العالم أفضل.
İnancın bununla bir alakası yokIl crederci o meno non c'entra niente.
İnancın bununla bir alakası yokJe jedno, čemu věříte.
İnancın bununla bir alakası yokN-are nicio legătură cu asta.
İnancın bununla bir alakası yokSus creencias no tienen nada que ver con eso.
İnancın bununla bir alakası yokWiara nie ma tu nic do rzeczy.
İnancın bununla bir alakası yokΗ πίστη δεν έχει καμιά σχέση με αυτό.
İnancın bununla bir alakası yokТут дело не в доверии.
İnancın bununla bir alakası yok患者の全て、彼らの経歴を知らなければ、
inancını kendisi seçebilir.Var och en får själv välja sin religion.
inancının gerekliliklerini yapma özgürlüğünün bulunması anlamına gelir. Herkes kendi dinini /Cada persona puede elegir su propia religión.
inancının gerekliliklerini yapma özgürlüğünün bulunması anlamına gelir. Herkes kendi dinini /Var och en har alltså rätt att bekänna och utöva sin religion.
# İnancını üzerinde don't give up, # aşk inananlar için geliyor.Đừng từ bỏ niềm tin, tình yêu đến với ai tin tưởng vào nó
# İnancını üzerinde don't give up,No renuncies a tu fe,
# İnancını üzerinde don't give up,لا تتخلى عن ايمانك
# inancını üzerinde vazgeçme,# No renuncies a tu fe,
# inancını üzerinde vazgeçme,لا تتخلى عن ايمانك
İnancın kimin iyi ve kimin kötü olduğunu belirlediğine inanmadığım için bana hiçbir fark yapmadı.Dat maakte mij niet uit, omdat het geloof in mijn ogen niet bepaalt wie goed is en wie slecht.
İnancın kimin iyi ve kimin kötü olduğunu belirlediğine inanmadığım için bana hiçbir fark yapmadı.Éso no cambiaba nada para mí, ya que no creo que que la fe determine quién es bueno o malo.
İnanç mı istersin? - Neyin inancı?Hisz már benne?
İnanç mı istersin? - Neyin inancı?Vrei încredere ?
İnanç mı istersin? - Neyin inancı?Θέλεις να πειστείς ; - Για τί ;
"İnanıyorum" demek "inancın belli itikadi hükümlerini kabul ediyorum" demek değildi."Creo" no significaba "acepto determinados credos de fe".
"İnanıyorum" demek "inancın belli itikadi hükümlerini kabul ediyorum" demek değildi."Eu cred" -- nu însemna "Accept anumite articole ale credinței."
"İnanıyorum" demek "inancın belli itikadi hükümlerini kabul ediyorum" demek değildi."Eu creio" não significava "Eu aceito determinadas doutrinas de fé".
"İnanıyorum" demek "inancın belli itikadi hükümlerini kabul ediyorum" demek değildi."Hiszek" -- nem azt jelentette, hogy "Elfogadok bizonyos hitbéli dogmákat".
"İnanıyorum" demek "inancın belli itikadi hükümlerini kabul ediyorum" demek değildi."Ich glaube" - das bedeutete nicht "ich akzeptiere bestimmte religöse Vorschriften."
"İnanıyorum" demek "inancın belli itikadi hükümlerini kabul ediyorum" demek değildi."Ik geloof" -- betekende niet "Ik aanvaard bepaalde geloofsartikelen."
"İnanıyorum" demek "inancın belli itikadi hükümlerini kabul ediyorum" demek değildi."Io credo" - che non significava: "io accetto alcuni articoli dottrinali della fede".
"İnanıyorum" demek "inancın belli itikadi hükümlerini kabul ediyorum" demek değildi."Je crois" - cela ne signifiait pas " J'accepte des articles fiables du credo de la foi".
"İnanıyorum" demek "inancın belli itikadi hükümlerini kabul ediyorum" demek değildi."나는 믿는다"는 "나는 믿음의 특정한 신조를 받아들인다"를 의미하지 않았습니다.
"İnanıyorum" demek "inancın belli itikadi hükümlerini kabul ediyorum" demek değildi."Saya beriman" -- sebelumnya tidak berarti "Saya percaya akan suatu dalil keimanan."
"İnanıyorum" demek "inancın belli itikadi hükümlerini kabul ediyorum" demek değildi."Verím" neznamená "prijímam isté paragrafy o viere majúce podobu presvedčenia."
"İnanıyorum" demek "inancın belli itikadi hükümlerini kabul ediyorum" demek değildi."Wierzę" -- nie oznaczało - "Przyjmuję pewne wyznaniowe dogmaty wiary".
"İnanıyorum" demek "inancın belli itikadi hükümlerini kabul ediyorum" demek değildi."Πιστεύω" -- δεν σήμαινε "Αποδέχομαι ορισμένες πεποιθήσεις ως προτάσεις πίστεως."
"İnanıyorum" demek "inancın belli itikadi hükümlerini kabul ediyorum" demek değildi.הפירוש של "אני מאמין" לא היה "אני מקבל הנחות יסוד מסוימות של אמונה".
"İnanıyorum" demek "inancın belli itikadi hükümlerini kabul ediyorum" demek değildi."أنا أؤمن" - لم تعن "أنا أقبل بعض الأمور العقائدية للإيمان والعقيدة".
"İnanıyorum" demek "inancın belli itikadi hükümlerini kabul ediyorum" demek değildi.「身を捧げ 関与すること」を 意味しました
İnanıyorum ki, Darwinizm'in özü dinî inancı derinden sarsmaktadır.Cred că o înțelegere profundă a darwinismului are un efect profund coroziv asupra credinței religioase.
İnanıyorum ki, Darwinizm'in özü dinî inancı derinden sarsmaktadır.Credo che una vera comprensione del Darwinismo mini la fede religiosa in profondità.
İnanıyorum ki, Darwinizm'in özü dinî inancı derinden sarsmaktadır.Creo que un verdadero entendimiento del darwinismo es profundamente corrosivo a la fe religiosa.
İnanıyorum ki, Darwinizm'in özü dinî inancı derinden sarsmaktadır.Eu acredito que um verdadeiro entendimento do Darwinismo é profundamente corrosivo para a fé religiosa.
İnanıyorum ki, Darwinizm'in özü dinî inancı derinden sarsmaktadır.Ich glaube, dass ein echtes Verständnis des Darwinismus zerstörend für den Glauben ist.
İnanıyorum ki, Darwinizm'in özü dinî inancı derinden sarsmaktadır.Ik geloof dat een goed inzicht in darwinisme zeer sterk het religieuze geloof ondermijnt.
İnanıyorum ki, Darwinizm'in özü dinî inancı derinden sarsmaktadır.Ik geloof dat een goed inzicht in Darwinisme zeer sterk het religieuze geloof ondermijnt.
İnanıyorum ki, Darwinizm'in özü dinî inancı derinden sarsmaktadır.Jag är övertygad om att en sann förståelse av Darwins lära fullkomligt undergräver religiös tro.
İnanıyorum ki, Darwinizm'in özü dinî inancı derinden sarsmaktadır.Jeg tror, en ægte forståelse af darwinismen er stærkt skadelig for religiøs tro.
İnanıyorum ki, Darwinizm'in özü dinî inancı derinden sarsmaktadır.Je pense qu'une compréhension rigoureuse du Darwinisme est profondément hostile à la foi religieuse.
İnanıyorum ki, Darwinizm'in özü dinî inancı derinden sarsmaktadır.제가 볼 때 다윈이론에 대한 진정한 이해는 결국 종교적 믿음을 크게 약화시킬 수밖에 없습니다.
İnanıyorum ki, Darwinizm'in özü dinî inancı derinden sarsmaktadır.Myslím, že pravé pochopení Darwinismu náboženskou víru rozleptává.
İnanıyorum ki, Darwinizm'in özü dinî inancı derinden sarsmaktadır.Saya percaya bahwa pemahaman sejati tentang Darwinisme akan mengikis keimanan beragama dengan sangat kuat.
İnanıyorum ki, Darwinizm'in özü dinî inancı derinden sarsmaktadır.Úgy hiszem, a darwinizmus valódi értelme alapjaiban ássa alá a vallásos hitet.
İnanıyorum ki, Darwinizm'in özü dinî inancı derinden sarsmaktadır.Uskon, että darwinismin todellinen ymmärtäminen on perin vahingollista uskonnolliselle uskolle.
İnanıyorum ki, Darwinizm'in özü dinî inancı derinden sarsmaktadır.Verím, že naozajstné pochopenie darwinizmu zásadne rozkladá náboženskú vieru.