Bizim görüşümüz sahip olduğumuz bir fikirdir; inancımız bize sahip olan bir fikirdir.Our opinion is an idea which we have; our conviction an idea which has us.
Onun masum olduğuna dair sıkı bir inancım var.I have a firm belief in his innocence.
O zamandan beri onun inancı ciddi olarak sarsıldı.Since then, his faith has been severely shaken.
Çocukların genellikle ailelerine inancı var.Children usually have faith in their parents.
Senin haklı olduğun inancındayım.My belief is that you are right.
Benim inancım onun başarılı olacağıdır.My belief is that he will succeed.
Ben doktora inancımı kaybettim.I have lost faith in the doctor.
Doktoruma tam bir inancım var.I have complete faith in my doctor.
Dinsel inancımı yitirdim.I've lost my religious faith.
Onun sözünü tutacağına inancım tam.I am confident he will keep his promise.
Onun yeteneklerine çok inancım yok.I don't have much belief in his abilities.
Onun yeteneğine çok inancım yok.I don't have much faith in his ability.
Benden başka bütün üyelerin onun söylediğine inancı vardı.All the members but me have faith in what he says.
Tanrı'nın bizi yarattığına olan inancını ifade etti.He stated his belief that God created us.
O Katolik inancına ait.He belongs to the Catholic faith.
O, doktora olan inancını kaybetti.He has lost faith in the doctor.
Onun sağlam bir inancı var.He has a firm belief.
Tanrısına sağlam bir inancı vardı.He had a firm belief in his God.
O, onun dürüstlüğünde inancını ifade etti.He expressed his belief in her honesty.
Onun Allah'a olan inancı sarsılmaz.Her belief in God is unshaken.
Onun Allah'a inancı çok sağlam.Her belief in God is very firm.
O, inancına şiddetle bağlandı.She adhered strongly to her belief.
Allah'a olan inancını kaybetmek referans noktaları kaybetmektir.To lose faith in God is to lose your points of reference.
Kız kardeşinin aksine, o, ebeveynlerinin ona verdiği dini inancı korudu.Unlike his sister, he has retained the religious faith his parents brought him up in.
Yarım-doktor seni ve yarım-din alimi inancını öldürür.A half-doctor kills you and a half-religious scholar kills your belief.
Bir sonraki nesile olan inancım artıyor.My faith in the next generation is increasing.
İnancını her zaman koru.Always keep the faith.
O doktora inancımı kaybettim.I have lost faith in that doctor.
Ben inancını takdir ediyorum.I appreciate your conviction.
Bende gösterdiğin inancı takdir ediyorum.I appreciate the faith you've shown in me.
O, başarılı olmak için yeteneğine olan tüm inancını kaybetti.He had lost all faith in his ability to succeed.
O benim inancıma karşı.It's against my religion.
Tom'a tam bir inancım var.I have complete faith in Tom.
Sana inancım tam.I have complete faith in you.
Tom'un bunu aşacağına inancım tam.I'm sure Tom will get over it.
İçinizdeki inancı asla kaybetmeyin... Yapmak istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz.Never lose faith in yourself. You can do everything you want to do.
Kendinizde yeterince inancınız yok.You don't have enough faith in yourself.
Onun yeteneklerine tam bir inancım var.I have complete faith in his abilities.
Her birinize inancım var.I have faith in each and every one of you.
Tom'un, patronuna tam inancı vardır.Tom has complete faith in his boss.
Adalete olan inancımı kaybetmeme izin verme.Don't let me lose faith in justice.
Benim onlara tam inancım var.I have complete faith in them.
Benim ona tam inancım var.I have complete faith in him.
Dan'ın Allah'a güçlü bir inancı vardı.Dan had a strong faith in God.
Onlar hiçbir ahlaki inancı olmayan insanlardır.They are persons with no moral conscience.
Biz insanlığa olan inancımızı kaybettik.We've lost faith in humanity.
Ona inancım yok.I don't believe in that.
Bu benim inancım, bu iletişim bir insan hakkıdır.It is my belief, that communication is a human right.
Bu, inancın ötesinde.It's beyong belief.
Tom'a çok inancım var.I have a lot of faith in Tom.
Benim sana çok inancım var.I have a lot of faith in you.
Onun çok derin inancı var.He has very deep convictions.
Çok derin inancım var.I have very deep convictions.
Çok derin inancı var.She has very deep convictions.
Çok derin inancımız var.We have very deep convictions.
Hiç inancı yoktur.He doesn't have any deep convictions.
Hiç inancımız yoktur.We don't have any deep convictions.
Sanırım Tom'un Mary'ye çok inancı var.I think Tom has a lot of faith in Mary.
İnsanlara karşı çok inancım var.I have a lot of faith in people.
Tom'a olan inancımızı kaybetmedik.We haven't lost our faith in Tom.