Size inanacaklarını umuyor musunuz?Do you, the believers in truth, desire the unbelievers to believe you?
Şimdi (ey müminler!) onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz?Do you, the believers in truth, desire the unbelievers to believe you?
Şimdi bunların, size hemen inanacaklarını ümit mi ediyorsunuz?Do you, the believers in truth, desire the unbelievers to believe you?
Zira gerçeği hatırlatıp nasihatte bulunma, inananlara ve inanacaklara fayda verir.This benefits the believers.
Onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz?Do you, the believers in truth, desire the unbelievers to believe you?
Ama çokları inanacak değildir.But most of them have no faith.
"Gerçekleştikten sonra mı ona inanacaksınız? Öyleyse neden onu şimdi çabuk isteyip duruyorsunuz?"Will you believe in it only after it has overtaken you, although it was your wish to hurry it on?"
Dediler ki: "Bizim benzerimiz olan iki beşere mi inanacak mışız?They said: "Shall we believe in two men like ourselves?
Sana inanacaklardır.They will believe you.
Kime inanacaksın?Wem wirst du glauben?
Zsigmondy dediklerini uyguladı; fakat bulduğu sonuca ve ileri sürdüğü kurama inanacak kimse bulamıyordu.Ben (Tobias van Dieken) ist schwul und sagt immer, was er denkt.
Gelecek nesillerde buna kim inanacaktır?"S'y croiront-ils ?
Tom Mary'ye inanacak kadar aptaldı.Tom fue tan estúpido como para creerle a María.
Herkesin inanacak bir şeye ihtiyacı vardır.Todo el mundo necesita creer en algo.
Onun söylediğine inanacak kadar aptaldı.Fue tan tonto como para creerse lo que ella dijo.
Onun dediğine inanacak kadar aptaldı.Fue tan tonto como para creerse lo que ella decía.
Gelecek nesillerde buna kim inanacaktır?"¿En qué anuncio, después de éste, van a creer?
Ona inanacak kadar akılsızdım.Sono stato così pazzo da credergli.
İçiniz rahat olsun ben size ihanet etmedim ya ona inanacaksınız ya da bana.Potete stare tranquilli, io non vi ho tradito, o credete a lui o credete a me.
Ona kim inanacak?Chi gli crederà?
Sadece gördüğüne, inanacaksın.Поверишь, лишь увидев.
Ehl-i kitaptan olanlar, ölümlerinden önce gerçeği öğrenip inanacaklar, fakat bunun faydası olmayacaktır.اهل الكتاب — ахль аль-Китаб), так как они формально не являются полностью неверными.
Daha sonra Yahudiler bana inanacaklardır ve beni takip edeceklerdir.ثم سيؤمن بي اليهود ويتبعوني.
Gelecek nesillerde buna kim inanacaktır?"Qual de vós imita o outro?"
Daha sonra Yahudiler bana inanacaklardır ve beni takip edeceklerdir.Mas os jogadores observam-no e dão perseguição.
Ona inanacak bir aptaldım.Fui um idiota por acreditar nele.
Daha sonra Yahudiler bana inanacaklardır ve beni takip edeceklerdir.Joden die de Gelovigen volgen zullen geholpen worden en met gelijkheid worden behandeld.
Daha sonra Yahudiler bana inanacaklardır ve beni takip edeceklerdir.Wtedy Żydzi mi uwierzą i udzielą swojego poparcia.
Zsigmondy dediklerini uyguladı; fakat bulduğu sonuca ve ileri sürdüğü kurama inanacak kimse bulamıyordu.Skriften säger ju: Ingen som tror på honom skall stå där med skam.
Ehl-i kitaptan olanlar, ölümlerinden önce gerçeği öğrenip inanacaklar, fakat bunun faydası olmayacaktır.The Battles for Scripture and the Faiths We Never Knew (în engleză).
Daha sonra Yahudiler bana inanacaklardır ve beni takip edeceklerdir.Hallottam arról is, hogy a zsidók zúgolódnak ellened, és üldöznek.
Gelecek nesillerde buna kim inanacaktır?"このため昭和時代最後のオウム信者となる。
Ehl-i kitaptan olanlar, ölümlerinden önce gerçeği öğrenip inanacaklar, fakat bunun faydası olmayacaktır.また信者の貞節な女、あなたがた以前に、啓典を授けられた民の中の貞節な女も。
Gelecek nesillerde buna kim inanacaktır?"신(信) "무엇을 믿음이라고 하는가?
"Benim inandığım şeye inanacaksınız."여러분들은 제가 믿는 것을 믿게 될 것입니다
Bu arada, hayatın boyunca kafana vuranlar da bunlar... Sana diyorlar... Şuna inanacaksın diyorlar...En passant c'est le même club qui vous bourrent le crâne toute la journée, et ils vous disent quoi croire.
Bu arada, hayatın boyunca kafana vuranlar da bunlar... Sana diyorlar... Şuna inanacaksın diyorlar...Ma comunque è lo stesso club con cui ti martellano la testa tutto il giorno,e ti dicono a cosa credere.
Bu arada, hayatın boyunca kafana vuranlar da bunlar... Sana diyorlar... Şuna inanacaksın diyorlar...Nur so nebenbei, das ist auch derselbe Club der ihnen vorschreibt, was sie sagen und glauben sollen.
- çünkü gözü kapalı olarak inanacak birisine benzemiyorsunuz. -סתם ככה. אתם לא נראים כאלה המאמינים בעיניים עצומות. אתם צודקים.
Eğer böyle bir şeye inanacaksak, kukla ustasından tamamen kurtulmalıyız만약 우리가 이런 걸 믿는다면, 우리는 꼭두각시 조정자를 완전히 버리고,
Eğer böyle bir şeye inanacaksak, kukla ustasından tamamen kurtulmalıyızPokud věříme v něco takového, musíme úplně opustit představu loutkáře.
Eğer böyle bir şeye inanacaksak, kukla ustasından tamamen kurtulmalıyızאם אנו מאמינים בדבר כזה, עלינו לוותר כליל על מפעיל הבובות,
Eğer böyle bir şeye inanacaksak, kukla ustasından tamamen kurtulmalıyızإذا كنا نؤمن بشيء من هذا القبيل فلابد أن نتخلى عن مفهوم الرب محرك العرائس بشكل كلي,
Eğer böyle bir şeye inanacaksak, kukla ustasından tamamen kurtulmalıyız全知全能の支配者という伝統的考え方を捨てるべきです
Hikayemi dinleyen biri inanacak olursa aklından zoru var demektir.Chiunque senta la mia storia e la trovi convincente, sarebbe probabilmente un pazzo.
Hikayemi dinleyen biri inanacak olursa aklından zoru var demektir.Hvis man hører min historie og tror på den, må man jo være lidt skør.
Hikayemi dinleyen biri inanacak olursa aklından zoru var demektir.Jos joku uskoisi tarinani heti, hänen päässään olisi vikaa.
Hikayemi dinleyen biri inanacak olursa aklından zoru var demektir.Ktoś, kto usłyszy nagle tę historię, i poczuje się nią przekonany, musi mieć coś z głową.
Hikayemi dinleyen biri inanacak olursa aklından zoru var demektir.Nån som hör min historia och tror på den måste ju vara lite knäpp.
Hikayemi dinleyen biri inanacak olursa aklından zoru var demektir.Si alguien oyera mi historia y se la creyera, estaría mal de la cabeza.
Hikayemi dinleyen biri inanacak olursa aklından zoru var demektir.Αν άκουγε κάποιος την ιστορία μου και πειθόταν, θα είχε διανοητικό πρόβλημα!
Hikayemi dinleyen biri inanacak olursa aklından zoru var demektir.Если бы кому-то рассказали мою историю и они поверили, то, значит, у них с головой что-то не так.
İnsanlar bu dedikoduların doğru olduğuna inanacaktır.Après ça, les gens vont penser que les rumeurs sont vraies.
İnsanlar bu dedikoduların doğru olduğuna inanacaktır.Így az emberek azt fogják hinni, hogy igazak a pletykák.
İnsanlar bu dedikoduların doğru olduğuna inanacaktır.Τότε, ο κόσμος θα πιστέψει ότι οι φήμες είναι αληθινές.
İnsanlar bu dedikoduların doğru olduğuna inanacaktır.وهكذا الشعب سيظن ان الاشاعات صحيحة
Sana inanacaklardır.Eles vão acreditar em você.
Sana inanacaklardır.Te creerán.
Sana inanacaklardır.Ti crederanno.
Sana inanacaklardır.Traduction révisée par Gwenaelle Lefeuvre.