Ben bile burada durduğuma inanmıyorum.I don't believe I'm even standing here.
Bunu dinlediğime inanmıyorum.I don't believe I'm listening to this.
Bunun o şekilde olduğuna inanmıyorum.I don't believe it happened that way.
Bunun bir kaza olduğuna inanmıyorum.I don't believe it was an accident.
Bunun bana olduğuna inanamıyorum.I don't believe this is happening to me.
Bunun olduğuna inanmıyorum.I don't believe this is happening.
Bunun gerçekten de olduğuna inanmıyorum.I don't believe this is really happening.
Onu söylediğine inanmıyorum.I don't believe you just said that.
Senin hakkında bilmiyorum ama Tom'a inanıyorum.I don't know about you, but I believe Tom.
Buna inanabilir miyim inanamaz mıyım, bilmiyorum.I don't know if I can believe that.
Artık neye inanacağımı bilmiyorum.I don't know what to believe anymore.
Buna gerçekten inandığını sanmıyorum.I don't think you really believe that.
Bütün bunu Tom'un yaptığına inanamıyorum.I can't believe Tom did all this.
Tom'a inanıp inanmamam gerektiğini bilmiyorum.I don't know if I should believe Tom or not.
Tom'a inanmam ya da inanmamam gerektiğini bilmiyorum.I don't know whether I should believe Tom or not.
Ona her zaman inandım.I've always believed that.
Tom'a tam bir inancım var.I have complete faith in Tom.
Sana inancım tam.I have complete faith in you.
Yalan söylediğine inanacak nedenim var.I have reason to believe that you're lying.
Sadece ona inanamıyorum.I just can't believe it.
Sadece gözlerime inanamıyorum.I just can't believe my eyes.
Sadece buna inanamıyorum.I just can't believe this.
Sadece Tom'un onu yapacağına inanmıyorum.I just can't believe Tom would do that.
Herhangi birinize inanmıyorum.I don't believe any of you.
Onu yaptığıma inanmıyorum.I don't believe I did that.
Astrolojiye inanmıyorum.I don't believe in astrology.
Lanetlere inanmıyorum.I don't believe in curses.
Ben grup terapisine inanmıyorum.I don't believe in group therapy.
Buna zaten inanmıyorum.I don't believe that anyway.
Ben onan inanmam. Sen?I don't believe that. Do you?
Onun mümkün olduğuna inanmıyorum.I don't believe that's possible.
Tom'un psişik olduğuna inanmıyorum.I don't believe Tom is psychic.
Tom'un katil olduğuna inanmıyorum.I don't believe Tom is the killer.
Tanıştırıldığımıza inanmıyorum.I don't believe we've been introduced.
Resmen tanıştığımıza inanmıyorum.I don't believe we've officially met.
Duyduğuma inanmıyorum.I don't believe what I'm hearing.
Gördüğüme inanmıyorum.I don't believe what I'm seeing.
Söylediklerine inanmıyorum.I don't believe what you're saying.
Tom'la tanıştığına inanmıyorum.I don't believe you've met Tom.
Neye inandığın umurumda değil.I don't care what you believe.
Onların bize inandığını sanmıyorum.I don't think they believe us.
Buna inandığını sanmıyorum.I don't think you believe that.
Sana inanmak istemiyorum.I don't want to believe you.
Bana inanmadığını biliyorum.I know you don't believe me.
Üzgünüm, ben ona inanmıyorum.I'm sorry, I don't buy it.
Az önce Tom'u inandıramadım.I just couldn't make Tom understand.
Sadece Tom'un gerçekten ona inandığına inanmayı zor buluyorum.I just find it hard to believe that Tom really believes that.
Kimsenin bana inanmayacağını biliyordum.I knew nobody would believe me.
Bana inanmayacağını biliyordum.I knew you wouldn't believe me.
Buna inanmanın zor olduğunu biliyorum.I know it's difficult to believe.
Bunun inanması zor olduğunu biliyorum.I know it's hard to believe.
Tom'un kadere inanmadığını biliyorum.I know Tom doesn't believe in fate.
Neye inandığımı biliyorum.I know what I believe.
Buna asla inanmadım.I never believed it.
Ona asla inanmadım.I never believed that.
Artık söylediğin hiçbir şeye inanmıyorum.I no longer believe anything you say.
Artık buna inanmıyorum.I no longer believe it.
Buna inanmanın zor olduğunu farkındayım.I realize it's hard to believe.
Keşke sana gerçekten inanabilsem.I really wish I could believe you.
Sana gerçekten inanabilmeyi diliyorum.I really wish I could believe you.