inanıyorlar ile cümle
inanıyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
Onları kırılgan yapan şeyin aynı zamanda onları güzel yaptığına inanıyorlardı.Ils pensaient que ce qui les rendait vulnérable les rendait également beaux.
Onları kırılgan yapan şeyin aynı zamanda onları güzel yaptığına inanıyorlardı.그들은 자신을 취약하게 만드는 것들이 자신을 아름답게 만든다고 생각합니다.
Onları kırılgan yapan şeyin aynı zamanda onları güzel yaptığına inanıyorlardı.Mereka percaya bahwa apa yang membuat mereka rapuh membuat mereka jadi indah.
Onları kırılgan yapan şeyin aynı zamanda onları güzel yaptığına inanıyorlardı.Mert hitük szerint épp az, ami sebezhetővé tette őket, volt az, ami széppé tette őket.
Onları kırılgan yapan şeyin aynı zamanda onları güzel yaptığına inanıyorlardı.Sie glaubten, dass das, was sie verletzlich machte, sie wunderschön machte.
Onları kırılgan yapan şeyin aynı zamanda onları güzel yaptığına inanıyorlardı.Verili, že to, čo ich robí zraniteľnými, ich robí nádhernými.
Onları kırılgan yapan şeyin aynı zamanda onları güzel yaptığına inanıyorlardı.Věřili, že to, co je činí zranitelnými, je činí také krásnými.
Onları kırılgan yapan şeyin aynı zamanda onları güzel yaptığına inanıyorlardı.Verjeli so, da jih tisto, kar jih naredi ranljive, naredi čudovite.
Onları kırılgan yapan şeyin aynı zamanda onları güzel yaptığına inanıyorlardı.Wierzyli, że to, co czyniło ich wrażliwymi, czyniło ich pięknymi.
Onları kırılgan yapan şeyin aynı zamanda onları güzel yaptığına inanıyorlardı.Zij geloofden dat wat hen kwetsbaar maakte, hen ook mooie mensen maakte.
Onları kırılgan yapan şeyin aynı zamanda onları güzel yaptığına inanıyorlardı.Πίστεψαν ότι αυτό που τους έκανε ευάλωτους τους έκανε όμορφους.
Onları kırılgan yapan şeyin aynı zamanda onları güzel yaptığına inanıyorlardı.Вони вважали, те, що робить їх вразливими, робить їх красивими.
Onları kırılgan yapan şeyin aynı zamanda onları güzel yaptığına inanıyorlardı.Они считали, что то, что сделало их уязвимыми, сделало их прекрасными.
Onları kırılgan yapan şeyin aynı zamanda onları güzel yaptığına inanıyorlardı.Те вярваха, че това, което ги прави уязвими, ги прави и красиви.
Onları kırılgan yapan şeyin aynı zamanda onları güzel yaptığına inanıyorlardı.הם האמינו שמה שהופך אותם לפגיעים הופך אותם ליפים.
Onları kırılgan yapan şeyin aynı zamanda onları güzel yaptığına inanıyorlardı.إنهم آمنوا بأن الذى جعلهم زائدي الحساسية جعلهم على درجة من الجمال .
Onları kırılgan yapan şeyin aynı zamanda onları güzel yaptığına inanıyorlardı.自分たちの心をもろくするものこそ 自分たちを美しくする と
Sadece bisiklet kullanırken değil, ayrıca yürürken de kask takmanız gerektiğine inanıyorlar.De anser alltså att man inte bara bör ha hjälm på sig när man cyklar utan också när man går.
Sadece bisiklet kullanırken değil, ayrıca yürürken de kask takmanız gerektiğine inanıyorlar.Ei erau de părere că n-ar trebui să porți casca doar pe bicicletă, dar și când umbli.
Sadece bisiklet kullanırken değil, ayrıca yürürken de kask takmanız gerektiğine inanıyorlar.Ellos creen que los cascos no deben usarse sólo para salir en bicicleta, sino para caminar también.
Sadece bisiklet kullanırken değil, ayrıca yürürken de kask takmanız gerektiğine inanıyorlar.Họ tin rằng, bạn không chỉ nên đội mũ bảo hiểm khi đi xe đạp, mà cả khi đi bộ nữa.
Sadece bisiklet kullanırken değil, ayrıca yürürken de kask takmanız gerektiğine inanıyorlar.그건 자전거를 탈때만 헬멧을 쓸것이 아니라 걸어 다닐때도 헬멧을 써야 한다는 겁니다.
Sadece bisiklet kullanırken değil, ayrıca yürürken de kask takmanız gerektiğine inanıyorlar.Mereka yakin Anda bukan hanya harus menggunakan helm saat bersepeda namun juga berjalan kaki.
Sadece bisiklet kullanırken değil, ayrıca yürürken de kask takmanız gerektiğine inanıyorlar.Ők úgy gondolják, nemcsak kerékpározáshoz kellene védősisakot viselni, hanem gyalogláshoz is.
Sadece bisiklet kullanırken değil, ayrıca yürürken de kask takmanız gerektiğine inanıyorlar.Oni veria, že by ste mali nosiť prilbu nielen pri bicyklovaní, ale aj pri prechadzaní sa.
Sadece bisiklet kullanırken değil, ayrıca yürürken de kask takmanız gerektiğine inanıyorlar.Ritenevano che il casco non serve solo quando si va in bici ma anche quando si cammina.
Sadece bisiklet kullanırken değil, ayrıca yürürken de kask takmanız gerektiğine inanıyorlar.Sie glauben, dass man Helme nicht nur zum Radfahren anziehen sollte, sondern auch zum Umhergehen.
Sadece bisiklet kullanırken değil, ayrıca yürürken de kask takmanız gerektiğine inanıyorlar.Uważają, że kask powinni nosić nie tylko rowerzyści, ale również piesi.
Sadece bisiklet kullanırken değil, ayrıca yürürken de kask takmanız gerektiğine inanıyorlar.Věří, že by se helmy neměly nosit jen při jízdě na kole, ale také když jdete na procházku.
Sadece bisiklet kullanırken değil, ayrıca yürürken de kask takmanız gerektiğine inanıyorlar.Verjamejo, da bi morali nositi čelado ne samo med kolesarjenjem, ampak tudi med hojo.
Sadece bisiklet kullanırken değil, ayrıca yürürken de kask takmanız gerektiğine inanıyorlar.Ze geloven dat je je helm niet alleen bij het fietsen moet dragen maar ook bij het rondlopen.
Sadece bisiklet kullanırken değil, ayrıca yürürken de kask takmanız gerektiğine inanıyorlar.Έτσι πιστεύουν πως όχι μόνο πρέπει να φοράμε κράνος για ποδηλασία, αλλά επίσης και για περπάτημα.
Sadece bisiklet kullanırken değil, ayrıca yürürken de kask takmanız gerektiğine inanıyorlar.Вони радять одягати щолом не тільки під час катання на велосипеді, але й для піших прогулянок.
Sadece bisiklet kullanırken değil, ayrıca yürürken de kask takmanız gerektiğine inanıyorlar.Они рекомендуют носить шлем не только во время езды на велосипеде, но и просто на прогулке.
Sadece bisiklet kullanırken değil, ayrıca yürürken de kask takmanız gerektiğine inanıyorlar.אז הם מאמינים שאתם צריכים לחבוש קסדות לא רק ברכיבה על אופניים, אלא גם בזמן הליכה.
Sadece bisiklet kullanırken değil, ayrıca yürürken de kask takmanız gerektiğine inanıyorlar.فهم يؤمنون ان الخوذات ليس فحسب لركوب الدراجات الهوائية بل للمشي أيضاً
Sadece bisiklet kullanırken değil, ayrıca yürürken de kask takmanız gerektiğine inanıyorlar.佢哋認為唔單止踩車嘅時候要戴安全帽, 行路嘅時候都要。
Sadece bisiklet kullanırken değil, ayrıca yürürken de kask takmanız gerektiğine inanıyorlar.道を歩くときも被るべきだというのです こちらのポスターでは 買い物中に
Sadece bu fikirlerine içten inanıyorlar.Après tout ce ne sont que opinions, même si elles sont bien marquées.
Sadece bu fikirlerine içten inanıyorlar.Chúng chỉ là những quan niệm mạnh.
Sadece bu fikirlerine içten inanıyorlar.Csak erősen kitartanak a véleményük mellett.
Sadece bu fikirlerine içten inanıyorlar.Es sind einfach nur feste Ansichten.
Sadece bu fikirlerine içten inanıyorlar.Het zijn enkel vastberaden opinies.
Sadece bu fikirlerine içten inanıyorlar.Jsou to jen jejich pevné názory.
Sadece bu fikirlerine içten inanıyorlar.그저 강하게 고수되는 의견들일 뿐입니다.
Sadece bu fikirlerine içten inanıyorlar.Mereka hanya memegang teguh opini mereka.
Sadece bu fikirlerine içten inanıyorlar.Ne vain ovat vankkoja mielipiteitä.
Sadece bu fikirlerine içten inanıyorlar.São apenas opiniões fortemente defendidas.
Sadece bu fikirlerine içten inanıyorlar.Są to po prostu zdecydowane przekonania.
Sadece bu fikirlerine içten inanıyorlar.Sólo expresan convicciones profundas.
Sadece bu fikirlerine içten inanıyorlar.Sono solo forti prese di posizione.
Sadece bu fikirlerine içten inanıyorlar.Sunt pur și simplu opinii de ferme.
Sadece bu fikirlerine içten inanıyorlar.To so samo globoka prepričanja.
Sadece bu fikirlerine içten inanıyorlar.Απλά έχουν ισχυρές απόψεις.
Sadece bu fikirlerine içten inanıyorlar.Они просто убеждены в чем-то.
Sadece bu fikirlerine içten inanıyorlar.Просто са силно изразени мнения.
Sadece bu fikirlerine içten inanıyorlar.אלה פשוט דעות מוצקות.
Sadece bu fikirlerine içten inanıyorlar.هم فقط يحملون أراء
Sadece bu fikirlerine içten inanıyorlar.しかし意識に関しては 人は
Tıpkı çocuklar gibi, bizim ciddi biçimde yardıma ihtiyacımız olduğuna inanıyorlar.A ako deti potrebujeme nutne pomoc.