inanıyor ile cümle

inanıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Ancak başka bölgelerde de işe yarayacağına inanıyoruz.Но чувстваме, че това може да заработи на други места.
Ancak başka bölgelerde de işe yarayacağına inanıyoruz.אבל אנחנו מרגישים שזה יכול לעבוד במקומות אחרים.
Ancak başka bölgelerde de işe yarayacağına inanıyoruz.لكننا نشعر أنه قد يعمل في أماكن أخرى.
Ancak başka bölgelerde de işe yarayacağına inanıyoruz.この小さな物語が秘めている力を、心から信じています
Ancak bu kelimelere inanıyorlar.Ma credono in queste parole.
Ancak bu kelimelere inanıyorlar.Mais ils croient vraiment dans ces mots.
Ancak bu kelimelere inanıyorlar.Pero creen esas palabras.
Ancak bu kelimelere inanıyorlar.Trotzdem glauben sie diesen Lügen.
Ancak çocukların çoğu hala orada bir tilki olduğuna inanıyor. ...La mayoría de niños creían que estaba ahí [Niño hablando...]
Ancak eğer pahalı bir şarap içtiğinize inanıyorsanız, beynin haz ve ödülle ilişkili alanları그러나 만약 비싼것을 마시고 있다고 믿는다면 기쁜과 보상에 연관된 뇌의 한부분이
Ancak eğer pahalı bir şarap içtiğinize inanıyorsanız, beynin haz ve ödülle ilişkili alanlarıאך אם אתה מאמין שאתה שותה יין יקר יותר, חלקים מהמוח המקושרים עם תענוג וגמול
Ancak eğer pahalı bir şarap içtiğinize inanıyorsanız, beynin haz ve ödülle ilişkili alanları喜びと報酬に関連する脳の部分が ピカピカ光ります
Ancak son söz olarak eklemeliyim: Başaracağımıza inanıyorum.Ale naprawdę wierzę, że możemy działać.
Ancak son söz olarak eklemeliyim: Başaracağımıza inanıyorum.Dar cred că totuși concluzia finală e că putem reuși.
Ancak son söz olarak eklemeliyim: Başaracağımıza inanıyorum.De azt hiszem, a végső megjegyzés az, hogy képesek vagyunk rá.
Ancak son söz olarak eklemeliyim: Başaracağımıza inanıyorum.Doch ich denke, das Wichtigste ist, dass wir es schaffen können.
Ancak son söz olarak eklemeliyim: Başaracağımıza inanıyorum.Maar ik denk dat we het echt kunnen doen.
Ancak son söz olarak eklemeliyim: Başaracağımıza inanıyorum.Ma credo che il messaggio finale sia che possiamo farcela.
Ancak son söz olarak eklemeliyim: Başaracağımıza inanıyorum.Mais je crois que ce qu'il faut retenir c'est que nous pouvons réussir.
Ancak son söz olarak eklemeliyim: Başaracağımıza inanıyorum.Nhưng tôi nghĩ rằng thông điệp sau cùng thật ra là chúng ta có thể làm được.
Ancak son söz olarak eklemeliyim: Başaracağımıza inanıyorum.Pero creo que la nota final es que podemos hacerlo.
Ancak son söz olarak eklemeliyim: Başaracağımıza inanıyorum.Αλλά νομίζω ότι τελικά, πραγματικά, μπορούμε να τα καταφέρουμε.
Ancak son söz olarak eklemeliyim: Başaracağımıza inanıyorum.Но, думаю, важно заметить, что мы можем это сделать.
Ancak son söz olarak eklemeliyim: Başaracağımıza inanıyorum.Но мисля, че всъщност последната бележка е, че можем да го направим.
Anlamış olabileceğine inaniyorum, Pile. Ama korkuyorsun.Jeg tror du måske forstår nu, men du er bange.
Anlamış olabileceğine inaniyorum, Pile. Ama korkuyorsun. JFK.Je crois que... tu comprends peut être maintenant mon ami mais tu as peur.
Anlamış olabileceğine inaniyorum, Pile. Ama korkuyorsun. JFK.Most már értem a barátom de félsz.
Anlamış olabileceğine inaniyorum, Pile.Ich glaube, Pile, du verstehst jetzt worum es geht.
Anlamış olabileceğine inaniyorum, Pile.Wierzę, że być może zrozumiesz teraz, Pile.
Anlamış olabileceğine inaniyorum, Pile.Πιστεύω ότι ίσως να καταλαβαίνεις τώρα.
Anlamış olabileceğine inaniyorum, Pile.Предполагам сега разбираш, Пайл.
Apple'ın iPod üretimini 'kasıtlı eskitme' güdümüyle yaptığına inanıyorum.Domnívám se, že Apple vyvinul tento Ipod se záměrem jednoho z plánovaných stárnutí.
Apple'ın iPod üretimini 'kasıtlı eskitme' güdümüyle yaptığına inanıyorum.Πιστεύω πραγματικά ότι το iPod της Apple έγινε εκ προθέσεως με προγραμματισμένη βραχυβιότητα.
Aramızda biraz da güven oluşmuş olduğundan birbirimizin içtenliğine inanıyorduk.A ponieważ już trochę sobie wtedy ufałyśmy, wierzyłyśmy w szczerość zapewnień drugiej strony.
Aramızda biraz da güven oluşmuş olduğundan birbirimizin içtenliğine inanıyorduk.Como já tínhamos estabelecido alguma confiança, acreditámos na sinceridade uma da outra.
Aramızda biraz da güven oluşmuş olduğundan birbirimizin içtenliğine inanıyorduk.Dan karena kami telah membangun kepercayaan, kami percaya pada ketulusan masing-masing.
Aramızda biraz da güven oluşmuş olduğundan birbirimizin içtenliğine inanıyorduk.E dal momento che avevamo creato un clima di fiducia potevamo credere nella sincerità reciproca.
Aramızda biraz da güven oluşmuş olduğundan birbirimizin içtenliğine inanıyorduk.En aangezien we enig vertrouwen hadden opgebouwd, geloofden we in elkaars oprechtheid.
Aramızda biraz da güven oluşmuş olduğundan birbirimizin içtenliğine inanıyorduk.És mivel megalapoztunk egy kis bizalmat, hittünk a másik őszinteségében.
Aramızda biraz da güven oluşmuş olduğundan birbirimizin içtenliğine inanıyorduk.Jakmile jsme obě získaly nějakou důvěru, uvěřily jsme v naši vzájemnou upřímnost.
Aramızda biraz da güven oluşmuş olduğundan birbirimizin içtenliğine inanıyorduk.우린 어느 정도의 신뢰를 쌓았기 때문에 서로의 진정성을 믿었습니다.
Aramızda biraz da güven oluşmuş olduğundan birbirimizin içtenliğine inanıyorduk.Și de vreme ce stabiliserăm un pic de încredere, am crezut una în sinceritatea celeilalte.
Aramızda biraz da güven oluşmuş olduğundan birbirimizin içtenliğine inanıyorduk.Und da wir ein wenig Vertrauen aufgebaut hatten, glaubten wir an die Aufrichtigkeit der anderen.
Aramızda biraz da güven oluşmuş olduğundan birbirimizin içtenliğine inanıyorduk.Và vì vậy chúng tôi đã có sự tin tưởng chúng tôi tin vào sự thành thật của nhau.
Aramızda biraz da güven oluşmuş olduğundan birbirimizin içtenliğine inanıyorduk.Y tras haber establecido algo de confianza, creímos en la sinceridad de la otra.
Aramızda biraz da güven oluşmuş olduğundan birbirimizin içtenliğine inanıyorduk.Κι αφού δημιουργήσαμε κάποια αίσθηση εμπιστοσύνης, πιστέψαμε η μία στην ειλικρίνεια της άλλης.
Aramızda biraz da güven oluşmuş olduğundan birbirimizin içtenliğine inanıyorduk.А поскольку между нами установились доверительные отношения, мы верили в искренность друг друга.
Aramızda biraz da güven oluşmuş olduğundan birbirimizin içtenliğine inanıyorduk.И след като установихме доверие помежду си, започнахме да вярваме в искреността на другия.
Aramızda biraz da güven oluşmuş olduğundan birbirimizin içtenliğine inanıyorduk.І коли ми досягли певного рівня довіри, ми почали вірити у щирість одне одного.
Aramızda biraz da güven oluşmuş olduğundan birbirimizin içtenliğine inanıyorduk.ומכיוון שכבר שרר בינינו אמון, ידענו שקיימת כנות הדדית.
Aramızda biraz da güven oluşmuş olduğundan birbirimizin içtenliğine inanıyorduk.ولأننا اكتسبنا بعضاً من الثقة فيما بيننا كن نؤمن بحسن نية الطرف الآخر
Aramızda biraz da güven oluşmuş olduğundan birbirimizin içtenliğine inanıyorduk.互いの誠意を信じることができました 人を傷つけパラノイアに発展したり
Aranızdan bazılarınız, örneğin bir sonraki hayatın varlığına inanıyor, olabilir.하지만 예를 들어, 여러분들 중 몇몇은 내세를 믿고 계실 겁니다.
Aranızdan bazılarınız, örneğin bir sonraki hayatın varlığına inanıyor, olabilir.ובכן רבים מכם אולי מאמינים, לדוגמא, בקיומם של החיים שלאחר המוות.
Ardıç dumanının kutsal olduğuna inanıyorlar.A hitük szerint a boróka füstje szent.
Ardıç dumanının kutsal olduğuna inanıyorlar.Ei cred că fumul de ienupăr e sfânt.
Ardıç dumanının kutsal olduğuna inanıyorlar.Ellos piensan que el humo del junípero es sagrado.
Ardıç dumanının kutsal olduğuna inanıyorlar.Họ tin rằng khói bách xù rất linh thiêng.
Ardıç dumanının kutsal olduğuna inanıyorlar.Ils croient que la fumée de genièvre est sacrée.
Ardıç dumanının kutsal olduğuna inanıyorlar.그들은 향나무 연기가 신성하다고 믿습니다.

İlgili Sayfalar