inanıyor ile cümle

inanıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
"Inanıyorumki kızlarım hayatlarında bir çok fırsata sahip olacaklar" diye yazdım onlara."I believe my girls will have plenty of opportunities in their lives," I wrote these men.
Çünkü hareket ile özgürlük ve gelişimin geleceğine inanıyordu.Because he believed that with mobility comes freedom and progress.
Yeni teknoloji ile, bir gün tamamen kurtulacağımıza inanıyorum, karbondioksiti azaltıyoruz.And with new technology, we're reducing -- and I believe, someday we'll eliminate -- CO2 emissions.
Büyük zorluklarla karşılaştığımızda elimizden gelenin en iyisini yapacağımıza inanıyorum.I believe we're at our best when we're confronted with big issues.
Böylesi bir dileğin son 15 yılda öğrenmiş olduğum çok acı bir gerçeği yansıttığına inanıyorum.I believe this wish reflects a painful truth that I've learned in the past 15 years.
Ve bunu yapmak istemiştim çünkü eğitimime devam edeceğime inanıyordum.And I wanted to do it, because -- I believed -- to continue my studies.
Hepimiz, bence, şefkate inanıyoruz.We all, I think, believe in compassion.
Kendisi, bu ekonominin, sorunlarımızın kaynağı olduğuna inanıyor.But President Obama? He believes it's the cause of our problems.
Üzerinde çalıştığımız alanlardan bir kaçının çok önemli olduğuna inanıyorum.I have a few areas that I believe are especially important that we address.
Insanlar hala vuduya inaniyor - kalp hastaligiPeople still believe in Voodoo. Heart disease,
Buna gerçekten inanıyorum, hayır bu benim hayalim değil.I really do believe that, and, no, it ain't wishful thinking.
Niyet orada, ve işte bu niyetin dışarı çıkartılmasıyla ben başarabileceğimize inanıyorum.The will is out there... ...and it has to be brought forth... ...and I think we can do it.
Ve inanıyorum ki yarış sonuna kadar devam etmek üzere başladı.And I believe the race is ultimately on.
Ve ben inanıyorum ki bir gün gerçekleşecek.And I truly believe that this can happen.
Doğrusunun bu olduğuna inanıyordum.So I was a stickler for that. I believed in that.
İnanmamız gerektiğine, gerçekten inanıyorum.I believe that we must believe, truly believe.
İnanıyorum ki bir filozofun söylemiş olduğu gibi -- hayır, hayır.I believe it was one great philosopher who said -- no, no -- Cervantes.
Onlar gerçekten kendi üstünlüklerine inanıyorlar, ve öyle olmayanlara saygıları yok.They really believe in their own superiority, and they are disrespectful of those who are not.
Batılı gözlerle bakarak, Batılı tarzda düşünerek anlayabileceğimize inanıyoruz.looking at it through Western eyes, using Western concepts.
Bu tarz sistemlerin önemli olduğuna inanıyorum.What is the tenor of your communications? So these kind of systems, I believe, are important.
Ve ben gerçekten orada olduğumuza inanıyorum.And I do think that that's where we are.
Ben bu konuda, ortada buluşmamız gerekitiğine inanıyorum.So, I'm willing to accept that we split the difference.
Ve ben iş hayatında, bunun çok işe yarayacağına inanıyorum.And I do believe that, for people in business this can be very useful.
İkisine de inanıyorum.And I believe in both of them.
Bak işte ! iti an sopayı hazırla ! şimdi inanıyor musun bana ?See ! As I said, right on time Do you believe me now?
Orada anlatılması gereken bir hikaye olduğuna inanıyorum.I believe a story there has to be told.
İnanıyorum ki bu beni çalışmama devam ettirdi.So I believe this kept me running.
İnanıyoruz da.We do.
Ne kadar gerçekçiysek, aklın yoluna da o kadar inanıyoruz.As rational as we are, as committed to intellect as we are.
Ben TED toplumunun gerçekten çok cesur olması gerektiğine inanıyorum.And I actually believe that the TED community needs to be more courageous.
Bu içgörüyü de kullanman gerektiğine inanıyorum.I believe you must also make use of this insight.
Hemen bütün acılara son ıslah olduğuna inanıyordu hemen elinizin altında.Right away he believed that the final amelioration of all his suffering was immediately at hand.
Hatta insanların çalışma Hazine hala ders kitabı göre çalışır inanıyorum.Even people working in the Treasury still believe it works according to the textbook.
Ve önemli olduğuna inanıyorum.And I believe that also is important.
Aramızda biraz da güven oluşmuş olduğundan birbirimizin içtenliğine inanıyorduk.And since we had established some trust, we believed in each other's sincerity.
Şuna yürekten inanıyorum: bizler yaratıcılık özelliğimize yönelik değil, aksi yönde büyüyoruz.I believe this passionately, that we don't grow into creativity, we grow out of it.
Ve gerçekten inanıyorum ki, biz bunu değiştiririz. Her seferinde bir gülüşle.And I think, I truly believe, that we can change this thing one laugh at a time.
Sen gerçekten o cüceye, o gülünç "devr-i daim" e inanıyor musun?And you actually believe in your dwarf, do you? In your "recurrence"?
Bazen inanıyorum.Sometimes I do...
Bizimle kalması gerektiğine inanıyordum.And I do believe you should stay with us.
Çünkü inanıyorum ki eğer bir toplumun kadınları özgür değilse, o toplum özgür olmayacaktır.Because I believe a society will not be free if the women of that society are not free.
Hepimiz inanıyoruz diye düşünüyorum ki, bu değişimlerin çoğu benign türüdür.I think we can all believe that, that most of these changes are kind of benign.
Çoğumuz, çoğunuz, muhtemelen ruhlara inanıyorsunuz.Most of us, most of you, probably believe in souls.
Amerika'daki insanların çoğunluğu, manevi bir ruhun varlığına inanıyorlar.Certainly most people in America believe in some sort of immaterial soul.
Aranızdan bazılarınız, örneğin bir sonraki hayatın varlığına inanıyor, olabilir.So some of you may believe in, for example, the existence of an afterlife.
Siz, kiliseniz size böyle öğrettiği için, ölümsüzlüğe inanıyor olabilirsiniz.You may believe in immortality because that's what your church teaches you.
Bütün bunların Big Bang nedeniyle olduğuna inanıyoruz-- sıcak, yoğun bir durum.We believe that all of this emerged from a Big Bang -- a hot, dense state.
Çünkü doğru değişikliğin sadece iş birliği ile başlayabileceğine inanıyoruz.Because we believe that true change can only start where collaboration begins.
Bu olayın sorumluluğunu almamız gerektiğine inanıyorum.I believe that we need to take the blame for this matter.
İnanıyorum ki şu anda bunun kaçınılmaz olduğu bir devrilme noktasındayız.I believe we're at a tipping point where this is now something that we can't avoid.
Ve çok sağlam, işe yarayabilir bir yöntemimiz olduğuna inanıyorduk ...But we believed that we had a very solid methodology that might work ...
İnsan yüzünün kataloğunu yapabileceğine inanıyordu.He believed that he could, in fact, catalog the human face.
İnanıyorum ki vaazlarınız daha etkili olacaktır.And I believe your sermons will have more impact.
Yardımlaşma dünyasını analogdan dijitale geçirmeye ihtiyaç duyduğumuza inanıyorum.I believe we need to bring the humanitarian world from analog to digital.
Yani, evrenin o en gerideki ilk zamanlarında çok basit ve anlaşılabilir olduğuna inanıyoruz.So, way back in the early times of the universe, we believe it was very simple and understandable.
Hıristiyan Tanrısına inanıyorlar, haçları var, yanlarında İncil taşıyorlar.They worship the Christian God, they have crosses, they carry Bibles.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi. "İnanıyorum.He went around and told people what he believed.
İnanıyorum. İnanıyorum," İnsanlara söyledi."I believe, I believe, I believe," he told people.
Buradaki herkesin eşit olduğuna inanıyorum.I believe that every human being here is equal.
İşte ben buna inanıyorum.That is what I believe.

İlgili Sayfalar