inanırdı ile cümle
inanırdı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Bir zamanlar insanlar dünyanın düz olduğuna inanırdı.People once believed the world was flat.
Birçok İnkalar gibi, bu hikayeye inanırdı.He, like most Incas, believed this story.
Bir çocukken, Noel Baba'ya inanırdım.When I was a child, I believed in Santa Claus.
Buna inanırdım.I used to believe that.
Buna kim inanırdı?Who would ever believe that?
Söylediğin her şeye inanırdım.I used to believe everything you said.
Neden Tom'a inanırdın?Why would you believe Tom?
Ona kim inanırdı?Who would believe that?
Senin hikayene kim inanırdı?Who'd believe your story?
Zaten sana kim inanırdı?Who'd believe you anyway?
Erkekler, kızların hızlı arabalara sahip olan adamları sevdiğine inanırdı.The boys believed that girls liked guys who owned fast cars.
Karma yasasına inanırdı fakat yalın olarak Ölümden sonra yaşama ve örgütlü dinlere inanmazdı.He believed in Karma but rejected a literal afterlife and organized religion.
RB:Kendisi, erken yaşta ayaklarımızın üstünde durmamız gerektiğine inanırdı.RB: She was, you know, she felt that we needed to stand on our own two feet from an early age.
Babam LEGO Sistem'de sonsuz olasılıklar olduguna sıkıca inanırdı.My father firmly believed in the endless possibilities of the LEGO system.
Bir zamanlar Noel Baba'ya inanırdın-- şimdi de Tanrı'ya.Once you believed in Santa Claus-- now in God.
Eskiden Amerika'nın en iyisi olduğuna inanırdım."I used to believe America was the best.
1992'ye kadar Amerika'nın en iyisi olduğuna inanırdım -- halen inanırım,Until 1992, I used to believe America was the best -- I still do;
Bir girişimin fiziksel olarak nasıl kurulacağı konusunda neye inanırdık?What did we use to believe on how you physically build a startup?
Bilirsiniz, ben eğitimin anlamlı bir miras bırakmak adına en önemli araç olduğuna inanırdım.You know, I used to believe that education is the most important tool to leave a meaningful legacy.
Kuşkusuz Allah'ın takdir ettiği süre gelince ertelenmez. Eğer bilseydiniz.." (inanırdınız).Surely when God's appointed time is come it will not be put off, if only you knew!
Rabbin isteseydi, yeryüzündekilerin hepsi mutlaka inanırdı.And if thy Lord had willed, whoever is in the earth would have believed, all of them, all together.
Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi inanırdı.And if thy Lord had willed, whoever is in the earth would have believed, all of them, all together.
Rabbin dileseydi yeryüzünde bulunanların hepsi de inanırdı.And if thy Lord had willed, whoever is in the earth would have believed, all of them, all together.
Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi inanırdı.And if thy Lord had willed, whoever is in the earth would have believed, all of them, all together.
O'na ortak koşulunca inanırdınız.When other things were considered equal to Him, you believed in them.
Eğer bilseydiniz.." (inanırdınız).Would that you knew this!"
Ancak kendisine ortak koşulduğunda inanırdınız.When other things were considered equal to Him, you believed in them.
Chhuon doğaüstü güce inanırdı ve savaşlarından önce genellikle "büyülü" törenler düzenlerdi.Chhuon believed in supernatural power and often conducted "magical" ceremonies before his battles.
Bir çocukken, Noel Baba'ya inanırdım.Cuando yo era niño creía en Papá Noel.
Karma yasasına inanırdı fakat yalın olarak Ölümden sonra yaşama ve örgütlü dinlere inanmazdı.Wierzył w karmę, ale odrzucał życie po życiu i zorganizowaną religię.
Kahramanlığa, yardımseverliğe, cömertliğe yürekten inanırdı.Credea cu încăpățânare în prietenie.
Karma yasasına inanırdı fakat yalın olarak Ölümden sonra yaşama ve örgütlü dinlere inanmazdı.Han troede angiveligt på Karma, men afviste et bogstaveligt efterliv og organiseret religion.
Amerika Yerlileri bitkinin kutsal olduğuna inanırdı.美国土著人相信大地是渡鸦制造的。
Kahramanlığa, yardımseverliğe, cömertliğe yürekten inanırdı.他廣施恩惠、仁愛、講究信譽。
Monarşianizm görüşüne inanırdı.עתידה לראות מונוגרפיה שלו בתחום.
Francisco Franco’nun cesur bir Hristiyan olduğuna inanırdı.Karl Prantl bol hlboko veriaci kresťan.
Amerika Yerlileri bitkinin kutsal olduğuna inanırdı.Įrodyta, kad Amerikos kolonizacija buvo indėnų genocidu.
1992'ye kadar Amerika'nın en iyisi olduğuna inanırdım -- halen inanırım,1992년까지 저는 미국이 최고라고 믿어왔죠 -- 전 여전히 그래요.
1992'ye kadar Amerika'nın en iyisi olduğuna inanırdım -- halen inanırım,Đến năm 1992, tôi vẫn tin là Mỹ là nơi tốt nhất - mà hiện giờ tôi vẫn còn tin
1992'ye kadar Amerika'nın en iyisi olduğuna inanırdım -- halen inanırım,Hasta 1992, pensaba que Norteamérica era el mejor país del mundo, todavía creo que lo es
1992'ye kadar Amerika'nın en iyisi olduğuna inanırdım -- halen inanırım,Până în 1992, obișnuiam să cred că America a fost cea mai bună -- încă mai cred asta,
1992'ye kadar Amerika'nın en iyisi olduğuna inanırdım -- halen inanırım,עד 1992 האמנתי שאמריקה היתה הכי טובה - ועודני מאמינה,
1992'ye kadar Amerika'nın en iyisi olduğuna inanırdım -- halen inanırım,حتى عام 1992, كنت اعتقد ان امريكا هي الأفضل-- ومازلت
1992'ye kadar Amerika'nın en iyisi olduğuna inanırdım -- halen inanırım,それは否定できません 私は被害者だから
Ama Tangles bir şeyler olduğunda diretiyordu... ...ve o bir şeyler hakkında ciddiyse, ona inanırdınız.Ale Tangles nieugięcie twierdził, że coś jest nie tak, Gdy jest, aż tak poważny, wierzysz mu.
Ama Tangles bir şeyler olduğunda diretiyordu... ...ve o bir şeyler hakkında ciddiyse, ona inanırdınız.Ale, víte, Tangles byl neoblomný, že se tam něco děje, a... když kvůli něčemu zvážní, víš, uvěříš mu.
Ama Tangles bir şeyler olduğunda diretiyordu... ...ve o bir şeyler hakkında ciddiyse, ona inanırdınız.Али, Тенглс је био убеђен да се нешто дешава, а када је озбиљан са нечим, ја му верујем.
Babam baptist bir vaizdi, ve mucizelere inanırdı, ve bu da tanrının sorunumuzla ilgileneceğiydi.Apám baptista lelkész volt, és hitt a csodákban, hitt benne, hogy Isten elrendezi az egészet.
Babam baptist bir vaizdi, ve mucizelere inanırdı, ve bu da tanrının sorunumuzla ilgileneceğiydi.저의 아버지는 침례교 목사였고 , 그는 기적과, 하나님이 그 뇌종양을 돌볼것이라고 믿었죠.
Babam baptist bir vaizdi, ve mucizelere inanırdı, ve bu da tanrının sorunumuzla ilgileneceğiydi.Mein Vater, ein Baptistenpriester, glaubte an Wunder und daran, dass Gottes Wille sich seiner annehmen würde.
Babam baptist bir vaizdi, ve mucizelere inanırdı, ve bu da tanrının sorunumuzla ilgileneceğiydi.Mi padre era un pastor Baptista, y creía en los milagros, y que la voluntad de Dios se ocuparía de ello.
Babam baptist bir vaizdi, ve mucizelere inanırdı, ve bu da tanrının sorunumuzla ilgileneceğiydi.Mój ojciec był pastorem Kościoła Baptystów i wierzył w cuda, i w to, że wola Boża się tym zajmie.
Babam baptist bir vaizdi, ve mucizelere inanırdı, ve bu da tanrının sorunumuzla ilgileneceğiydi.Mon père était un prêtre baptiste, et il croyait aux miracles, et que la volonté de Dieu allait s'en occuper.
Babam baptist bir vaizdi, ve mucizelere inanırdı, ve bu da tanrının sorunumuzla ilgileneceğiydi.O meu pai era um pastor batista e acreditava em milagres, e que Deus trataria disso.
Babam baptist bir vaizdi, ve mucizelere inanırdı, ve bu da tanrının sorunumuzla ilgileneceğiydi.Мій батько був баптистським священиком, він вірив в дива і покладався на волю Божу.
Babam baptist bir vaizdi, ve mucizelere inanırdı, ve bu da tanrının sorunumuzla ilgileneceğiydi.Мой отец был баптистским священником, он верил в чудеса, и что Бог обо всем позаботится.
Babam baptist bir vaizdi, ve mucizelere inanırdı, ve bu da tanrının sorunumuzla ilgileneceğiydi.אבא שלי היה כומר בפטיסטי, והוא האמין בניסים, ושבעזרת השם הכל יבוא על מקומו בשלום.
Babam baptist bir vaizdi, ve mucizelere inanırdı, ve bu da tanrının sorunumuzla ilgileneceğiydi.والدي كان كاهن وكان يؤمن بالمعجزات وان الله سيتولي امره
Babam baptist bir vaizdi, ve mucizelere inanırdı, ve bu da tanrının sorunumuzla ilgileneceğiydi.そして、神の意思で全てがうまくいくと。 しかし勿論、それから6か月後に二人とも結局死んでしまいました。
Babam LEGO Sistem'de sonsuz olasılıklar olduguna sıkıca inanırdı.Ayah saya sangat percaya pada kemungkinan tak terbatas dari sistem LEGO.