Fadıl şok ve inançsızlık içindeydi.Fadil was in shock and disbelief.
Her şey hakkında bir inançsızlık havası vardı.There was an air of disbelief about the whole thing.
Bazen bu inançsız putperestlerin aşırı barbarlıklarına sebep olarak inançsızlıklarını görür.Waar haalt hij de onbegrensde brutaliteit vandaan...
İnançsızlık denilince akla hemen ateizm gelmemelidir.Kalau amanah itu tidak dilaksanakan, maka roh Nai Manggale tidak akan diperkenankan tinggal di alam baka.
Ben orada öylece durdum ve bu sahneyi seyrettim. Tam bir inançsızlıkla ve ne yapacağımı bilemeden.A ja po prostu stoję, patrzę na to wszystko z całkowitym niedowierzaniem, nie wiedząc co robić.
Ben orada öylece durdum ve bu sahneyi seyrettim. Tam bir inançsızlıkla ve ne yapacağımı bilemeden.Et moi je suis planté là, à contempler cette scène, complètement interloqué, ne sachant pas quoi faire.
Ben orada öylece durdum ve bu sahneyi seyrettim. Tam bir inançsızlıkla ve ne yapacağımı bilemeden.Iar eu stau deoparte, urmărind scena plin de uimire, neştiind ce să fac.
Ben orada öylece durdum ve bu sahneyi seyrettim. Tam bir inançsızlıkla ve ne yapacağımı bilemeden.Ik sta daar gewoon, te kijken naar deze scène met compleet ongeloof, niet wetend wat te doen.
Ben orada öylece durdum ve bu sahneyi seyrettim. Tam bir inançsızlıkla ve ne yapacağımı bilemeden.Io resto lì, in piedi, a osservare la scena totalmente incredulo, senza sapere cosa fare.
Ben orada öylece durdum ve bu sahneyi seyrettim. Tam bir inançsızlıkla ve ne yapacağımı bilemeden.Tôi chỉ biết đứng đó, chứng kiến sự việc không tin vào mắt mình, không biết làm gì.
Ben orada öylece durdum ve bu sahneyi seyrettim. Tam bir inançsızlıkla ve ne yapacağımı bilemeden.Und ich stehe nur da, beobachte die Szene völlig ungläubig, ohne zu wissen was ich tun sollte.
Ben orada öylece durdum ve bu sahneyi seyrettim. Tam bir inançsızlıkla ve ne yapacağımı bilemeden.Yo estoy allí parado mirando la escena con una total incredulidad, sin saber qué hacer.
Ben orada öylece durdum ve bu sahneyi seyrettim. Tam bir inançsızlıkla ve ne yapacağımı bilemeden.А аз просто стоя там, гледам тази сцена, напълно невярвайки на очите си, незнаейки какво да сторя.
Ben orada öylece durdum ve bu sahneyi seyrettim. Tam bir inançsızlıkla ve ne yapacağımı bilemeden.Я стою и смотрю на все это, не веря своим глазам и не зная что делать.
Tam bir inançsızlıkla ve ne yapacağımı bilemeden.믿을 수 없다는 생각을 하면서도 어떻게 해야 할지 전혀 몰랐습니다.
Tam bir inançsızlıkla ve ne yapacağımı bilemeden.בחוסר אמונה מוחלט, בלי לדעת מה לעשות.
Tam bir inançsızlıkla ve ne yapacağımı bilemeden.بإحباط تام دون أن أعي كيف اتصرف
Tam bir inançsızlıkla ve ne yapacağımı bilemeden.どうしたらいいか わからないでいるわけです 私はアルゴリズムや