inançla ile cümle
inançla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Sence pek çok insanın dini inançlara sahip olmasını açıklayacak pratik sebepler mi var?Смятате ли, че за много хора има практическа причина за религиозните вярвания?
Tüm iyi, kötü, doğru, yanlış inançların hepsi öğrenilmiştir.Toate aceste sentimente de bun, rau, drept, nedrept sunt toate invatate.
Tüm iyi, kötü, doğru, yanlış inançların hepsi öğrenilmiştir.Tous ces sentiments considérés en bien, en mal, en vrai ou faux sont tous appris.
Tüm iyi, kötü, doğru, yanlış inançların hepsi öğrenilmiştir.Все чувства, что хорошо, что плохо, правильно или неправильно - приобретены.
Tüm iyi, kötü, doğru, yanlış inançların hepsi öğrenilmiştir.Дори концепциите за "добро" и "зло" са научени.
Tüm iyi, kötü, doğru, yanlış inançların hepsi öğrenilmiştir.כל התחושות הללו של טוב, רע, מותר ואסור הן כולן נלמדות.
Tüm iyi, kötü, doğru, yanlış inançların hepsi öğrenilmiştir.كل تلك المشاعر الجيدة، السيئة ، والصواب والخطأ تعلمناها.
Ve Bayes'in kuralı der ki, inançlarım doğrultusunda, hareket bir anlamda optimal olmalı.A Lei de Bayes diz que, dadas as minhas crenças, a ação deve, de algum modo, ser ótima.
Ve Bayes'in kuralı der ki, inançlarım doğrultusunda, hareket bir anlamda optimal olmalı.제가 믿는 바로는, Bayes' 규칙은 행동은 감각적으로 최적화 되어 발생한다는 것입니다.
Ve Bayes'in kuralı der ki, inançlarım doğrultusunda, hareket bir anlamda optimal olmalı.Baye spune că, în funcție de deducțiile mele, acțiunea ar trebui să fie optimă.
Ve Bayes'in kuralı der ki, inançlarım doğrultusunda, hareket bir anlamda optimal olmalı.Bayes" regel zegt: op basis van mijn overtuigingen moet de actie in zekere zin optimaal zijn.
Ve Bayes'in kuralı der ki, inançlarım doğrultusunda, hareket bir anlamda optimal olmalı.És a Bayes feltevés szerint, hitem szerint, a cselekedet valahogyan optimális lesz végül.
Ve Bayes'in kuralı der ki, inançlarım doğrultusunda, hareket bir anlamda optimal olmalı.Et la loi de Bayes dit que, en fonction de mes croyances, l'action devrait dans un sens être optimale.
Ve Bayes'in kuralı der ki, inançlarım doğrultusunda, hareket bir anlamda optimal olmalı.Reguła Bayesa mówi, na podstawie moich przekoanń, działanie w pewnym sensie powinno być optymalne.
Ve Bayes'in kuralı der ki, inançlarım doğrultusunda, hareket bir anlamda optimal olmalı.Và định luật Bayes nói rằng, với sự tin tưởng của tôi, hành động nên ở một mức độ tối ưu.
Ve Bayes'in kuralı der ki, inançlarım doğrultusunda, hareket bir anlamda optimal olmalı.І що правила Байеса говорить, це, враховуючи мої переконання, дії повинні в деякому сенсі бути оптимальним.
Ve Bayes'in kuralı der ki, inançlarım doğrultusunda, hareket bir anlamda optimal olmalı.Правило Байеса говорит, учитывая мои убеждения, действия должны быть оптимальными.
Ve Bayes'in kuralı der ki, inançlarım doğrultusunda, hareket bir anlamda optimal olmalı.ומה שחוק בייסיאני אומר הוא שבאמונותיי הנתונות, הפעולה במובן מסויים צריכה להיות המיטבית.
Ve Bayes'in kuralı der ki, inançlarım doğrultusunda, hareket bir anlamda optimal olmalı.وما يبيّنه قانون (بايز) هو، بالنظر الى معتقداتي، ينبغي أن تكون الحركة بشكل ما مثاليّة.
Ve Bayes'in kuralı der ki, inançlarım doğrultusunda, hareket bir anlamda optimal olmalı.最善と思われるものが選ばれるはずです しかし問題があります
Ve bu inançlar hakkında hiçbir şey bilmediğimi keşfettim, yoğun dini geçmişime rağmen.Aí descobri que não sabia nada sobre estas crenças religiosas apesar do meu passado intensamente religioso.
Ve bu inançlar hakkında hiçbir şey bilmediğimi keşfettim, yoğun dini geçmişime rağmen.Chociaż odkryłam, że zupełnie nic nie wiem o tych wiarach, mimo swej głęboko religijnej przeszłości.
Ve bu inançlar hakkında hiçbir şey bilmediğimi keşfettim, yoğun dini geçmişime rağmen.E così ho scoperto di non sapere nulla di queste fedi, nonostante la mia preparazione profondamente religiosa.
Ve bu inançlar hakkında hiçbir şey bilmediğimi keşfettim, yoğun dini geçmişime rağmen.És közben rájöttem, hogy nem is ismerem őket egyáltalán, habár komoly vallásos háttérrel rendelkezem.
Ve bu inançlar hakkında hiçbir şey bilmediğimi keşfettim, yoğun dini geçmişime rağmen.그리고 상당히 종교적인 저의 배경에도 불구하고 이들에 대해서는 아무것도 모르고 있다는 점을 깨달았습니다.
Ve bu inançlar hakkında hiçbir şey bilmediğimi keşfettim, yoğun dini geçmişime rağmen.Me di cuenta de que no sabía nada en absoluto sobre estas creencias, a pesar de mi intenso pasado religioso.
Ve bu inançlar hakkında hiçbir şey bilmediğimi keşfettim, yoğun dini geçmişime rağmen.И осъзнах, че не знам абсолютно нищо за тези вероизповедания, независимо от наситеното ми религиозно минало.
Ve bu inançlar hakkında hiçbir şey bilmediğimi keşfettim, yoğun dini geçmişime rağmen.Обнаружилось, что я о них вообще ничего не знаю, несмотря на мой богатый опыт в религиозных делах.
Ve bu inançlar hakkında hiçbir şey bilmediğimi keşfettim, yoğun dini geçmişime rağmen.וגיליתי שאני לא יודעת שום דבר על האמונות האלו, למרות הרקע הדתי מאוד שלי.
Ve bu inançlar hakkında hiçbir şey bilmediğimi keşfettim, yoğun dini geçmişime rağmen.ووجدت أنني لا أعلم شيئاً عن هاتين العقيدتين، على الرغم من معلوماتي الدينية العميقة.
Ve bu inançlar hakkında hiçbir şey bilmediğimi keşfettim, yoğun dini geçmişime rağmen.これらの信仰については 何も知らないということに気づきました ユダヤ教はキリスト教の前身としか 見ていませんでしたし
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.A to napriek akejkoľvek našej zatratenej viere, je to náboženská záležitosť, je to duchovná záležitosť.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.A to -- niezależnie od naszych nieszczęsnych przekonań -- jest kwestią religijną, kwestią duchową.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.Dan hal ini -- apapun keyakinan kita -- adalah masalah agama, sebuah masalah spiritual.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.E isto — sejam quais forem as nossas pobres crenças — é um tema religioso, é um tema espiritual.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.En dit -- wat voor armzalige overtuigingen we ook mogen hebben -- is een religieuze, een spirituele zaak.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.E questo -- prescindendo dalle nostre misere convinzioni -- è religione, è una questione spirituale.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.És ez -- legyen akármi is a nyomorult hitünk -- vallási kérdés, spirituális kérdés!
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.Esto, sin importar nuestras malditas creencias, es un asunto religioso, espiritual.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.Et ceci est une question de religion - peut importe nos croyances - , une question de spiritualité.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.그리고 이것들은--우리의 초라한 믿음이 무엇이 되었던 간에-- 종교적 제재이며 영적인 제재입니다.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.Și acestea -- oricare ar fi bietele noastre crezuri -- e o problemă religioasă, o problemă spirituală.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.Κι αυτό -- όσο άθλια κι αν είναι τα πιστεύω μας -- είναι θρησκευτική υπόθεση, είναι θέμα πνευματικό.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.И тези... каквито и да са окаяните ни вярвания... са въпрос на религия, духовен въпрос.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.Это - вопрос религиозный, независимо от наших исстрадавшихся верований. Это - вопрос духовный.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.וזה, יהיו אמונותינו האומללות אשר יהיו, הוא עניין דתי, עניין רוחני.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.وهذه -- مهما كانت اعتقاداتنا بائسة -- هي مسألة دينية ومسألة روحية.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.我々皆が関与すべき 重大な道徳上の問題なのです
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.Ale kiedy piszę opowieść, muszę się pozbyć takich przekonań.
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.Atunci când mă ocup de o poveste, trebuie să mă detaşez de astfel de convingeri.
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.Dan ketika saya melanjutkan sebuah cerita, saya harus melepaskan kepercayaan-kepercayaan seperti itu.
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.De ha egy történetről van szó, ezeket az elképzeléseket el kell hagynom.
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.En als ik een verhaal betreed, moet ik veel van zulke overtuigingen laten gaan.
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.E quando racconto una storia, devo abbandonare questo genere di convinzioni.
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.Et quand je suis sur un récit, je dois laisser tomber ce genre d'a priori.
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.그래서 제가 이야기를 지속해가면, 그러한 믿음같은 것들을 단념해야만 합니다.
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.Mennessäni tarinaan sisään minun on luovuttava tuollaisista uskomuksista.
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.När jag skriver måste jag släppa sådana tankar.
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.Quando começo uma história, tenho de me libertar dessas crenças.
Ve hikayeye devam edersek, ben bu takım inançları kendimden uzaklaştırırım.Und wenn ich eine Geschichte erzähle, muss ich von dieser Art von Überzeugungen loslassen.