inanç ile cümle
inanç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bence inanç çatışmalarının görüldüğü bugünün dünyasında bu çok gerekli bir şey.Azt hiszem ez nélkülözhetetlen a mai világban, a hiedelmek konfliktusai között.
Bence inanç çatışmalarının görüldüğü bugünün dünyasında bu çok gerekli bir şey.Cred ca este foarte necesar in ziua de azi avand in vedere discrepanta dintre credinte care s-a creat.
Bence inanç çatışmalarının görüldüğü bugünün dünyasında bu çok gerekli bir şey.Ich denke, dass das so notwendig in unserer Welt, wo es soviele Glaubenskämpfe gibt,
Bence inanç çatışmalarının görüldüğü bugünün dünyasında bu çok gerekli bir şey.오늘날의 세계에서 일어나고 있는 종교간의 마찰과 이로 인해 생기는 우리가 겪는 위협들을
Bence inanç çatışmalarının görüldüğü bugünün dünyasında bu çok gerekli bir şey.No ano passado, metemos um grupo de adolescentes e funcionou muito bem.
Bence inanç çatışmalarının görüldüğü bugünün dünyasında bu çok gerekli bir şey.Penso sia veramente necessario al giorno d'oggi quando si vedono questi scontri di credenze.
Bence inanç çatışmalarının görüldüğü bugünün dünyasında bu çok gerekli bir şey.Saya rasa hal itu sangat penting saat ini di mana bentrokan kepercayaan sedang terjadi.
Bence inanç çatışmalarının görüldüğü bugünün dünyasında bu çok gerekli bir şey.W dzisiejszym świecie to niezwykle ważne gdy ścierają się światopoglądy.
Bence inanç çatışmalarının görüldüğü bugünün dünyasında bu çok gerekli bir şey.אני חושב שזה כל כך חשוב בעולמנו היום כשאתם רואים את התנגשות האמונות האלה קורה.
Bence inanç çatışmalarının görüldüğü bugünün dünyasında bu çok gerekli bir şey.وهذا أعتقد انه شديد الاهمية في عالمنا اليوم فكما ترون أن تصادم المعتقدات يحدث.
Bence inanç çatışmalarının görüldüğü bugünün dünyasında bu çok gerekli bir şey.信条のぶつかり合いを目にしますし それらは安全保障上の問題も引き起こします
Bence, inanç özgürlüğüne en fazla böyle müsamaha edilir.Asta, cred, este toleranţa maximă pentru libertatea religioasă.
Bence, inanç özgürlüğüne en fazla böyle müsamaha edilir.Ceci, je pense, respecte au maximum la liberté de culte.
Bence, inanç özgürlüğüne en fazla böyle müsamaha edilir.Dat, vind ik, is maximale tolerantie voor religieuze vrijheid.
Bence, inanç özgürlüğüne en fazla böyle müsamaha edilir.Dies, so denke ich, ist maximale Toleranz für Religionsfreiheit.
Bence, inanç özgürlüğüne en fazla böyle müsamaha edilir.Esto es, en mi opinión, la mayor tolerancia para la libertad religiosa
Bence, inanç özgürlüğüne en fazla böyle müsamaha edilir.Isso, penso eu, é a tolerância máxima para a liberdade religiosa.
Bence, inanç özgürlüğüne en fazla böyle müsamaha edilir.그것이, 제 생각에는 종교의 자유라는 것에 대한 최대치의 관용입니다.
Bence, inanç özgürlüğüne en fazla böyle müsamaha edilir.Menurut saya itu adalah toleransi maksimum dalam kebebasan beragama.
Bence, inanç özgürlüğüne en fazla böyle müsamaha edilir.Mielestäni se on uskonnollisen vapauden suurinta mahdollista suvaitsevuutta.
Bence, inanç özgürlüğüne en fazla böyle müsamaha edilir.Oto maksymalna tolerancja wolności religijnej.
Bence, inanç özgürlüğüne en fazla böyle müsamaha edilir.Penso che questa possa definirsi tolleranza assoluta verso la libertà di religione.
Bence, inanç özgürlüğüne en fazla böyle müsamaha edilir.Szerintem ez a vallásszabadság maximális toleranciája.
Bence, inanç özgürlüğüne en fazla böyle müsamaha edilir.To je podle mně nanejvýš tolerantní vůči náboženské svobodě.
Bence, inanç özgürlüğüne en fazla böyle müsamaha edilir.Έτσι θεωρώ, προκαλείται η μέγιστη δυνατή ανεξιθρησκεία και ανεκτικότητα.
Bence, inanç özgürlüğüne en fazla böyle müsamaha edilir.Това според мен е максимална толерантност за религиозна свобода.
Bence, inanç özgürlüğüne en fazla böyle müsamaha edilir.Это, по моему мнению, - максимальная толерантность к религиозной свободе.
Bence, inanç özgürlüğüne en fazla böyle müsamaha edilir.אני חושב שזהו חופש הדת המירבי.
Bence, inanç özgürlüğüne en fazla böyle müsamaha edilir.هذا، في رأيي، أقصى حد من التسامح للحريات الدينية.
Bence, inanç özgürlüğüne en fazla böyle müsamaha edilir.子供たちに他の宗教について 教えさえすれば いくつからでも--
Benim sorum; bunu mümkün kılan şeyin yalnız zihnin pozitif inancı olup olmadığıydı.La mia domanda era: È solo la convinzione positiva della mente che fa accadere queste cose?
Benim sorum; bunu mümkün kılan şeyin yalnız zihnin pozitif inancı olup olmadığıydı.Mă întrebam dacă e vorba doar de gândirea pozitivă care face posibile aceste manifestări?
Benim sorum; bunu mümkün kılan şeyin yalnız zihnin pozitif inancı olup olmadığıydı.Mi pregunta fue, ¿acaso es solo la creencia positiva de la mente lo que hace que ocurra?
Benim sorum; bunu mümkün kılan şeyin yalnız zihnin pozitif inancı olup olmadığıydı.Moje pytanie brzmiało, czy powoduje to tylko pozytywne nastawienie?
Benim sorum; bunu mümkün kılan şeyin yalnız zihnin pozitif inancı olup olmadığıydı.Η απορία μου ήταν, είναι μόνο η θετική πεποίθηση του μυαλού που το κάνει αυτό;
Benim sorum; bunu mümkün kılan şeyin yalnız zihnin pozitif inancı olup olmadığıydı.Моим вопрос было, разве только позитивное мышление позволяет этому случиться?
Benim sorum; bunu mümkün kılan şeyin yalnız zihnin pozitif inancı olup olmadığıydı.והשאלה שלי היתה, האם זו רק האמונה החיובית של המוח שגורמת לזה לקרות?
"benim" yerine "bizim" gelir ve bireysel inanç merkezi önemini yitirir."al meu" devine "al nostru" şi credinţa individuală îşi pierde importanţa centrală.
"benim" yerine "bizim" gelir ve bireysel inanç merkezi önemini yitirir."của tôi" trở thành "của chúng ta" và niềm tin cá nhân mất đi tính quan trọng vốn có của nó.
"benim" yerine "bizim" gelir ve bireysel inanç merkezi önemini yitirir." '나의' 라고 생각하던것이 '우리의' 가 되고, " "개인적인 믿음은" "의미를 잃게 됩니다."
"benim" yerine "bizim" gelir ve bireysel inanç merkezi önemini yitirir.Lo "mio" se convierte en "nuestro" y la fe individual pierde su importancia central.
"benim" yerine "bizim" gelir ve bireysel inanç merkezi önemini yitirir."Mein" wird zu "Unser" und der Glaube des Einzelnen verliert seine zentrale Bedeutung.
"benim" yerine "bizim" gelir ve bireysel inanç merkezi önemini yitirir."meu" passa para "nosso" e as nossas crenças individuais perdem a sua importância central.
"benim" yerine "bizim" gelir ve bireysel inanç merkezi önemini yitirir.'mijn' wordt 'ons' en individueel geloof verliest zijn centrale belang.
"benim" yerine "bizim" gelir ve bireysel inanç merkezi önemini yitirir."mio" diventa "nostro" e la fede del singolo perde la sua centralità.
"benim" yerine "bizim" gelir ve bireysel inanç merkezi önemini yitirir."moje" se stává "naším" a osobní víra ztrácí svůj hlavní význam.
"benim" yerine "bizim" gelir ve bireysel inanç merkezi önemini yitirir."mon" devient "notre" et nos croyances personnelles perdent de leur importance fondamentale.
"benim" yerine "bizim" gelir ve bireysel inanç merkezi önemini yitirir."nasze" zastępuje "moje", a osobiste przekonania tracą na znaczeniu.
"benim" yerine "bizim" gelir ve bireysel inanç merkezi önemini yitirir."моё" становится "наше", и личная вера теряет своё первостепенное значение.
"benim" yerine "bizim" gelir ve bireysel inanç merkezi önemini yitirir."моето" се превръща в "нашето" и личните вярвания губят централната си роля.
"benim" yerine "bizim" gelir ve bireysel inanç merkezi önemini yitirir."שלי" נהיה "שלנו" ואמונה אישית מאבדת ממרכזיותה.
"benim" yerine "bizim" gelir ve bireysel inanç merkezi önemini yitirir.وكل ماهو "مِلكي" يصبحُ "مِلكَنا" وقناعة الشخص المستقلة تفقد أهميتها.
"benim" yerine "bizim" gelir ve bireysel inanç merkezi önemini yitirir.個人的信条は その中心的重要性を失います。 これは、不死の保証に
Ben İngiliz Kolombiyası"nın ormanlarında ormanların kesilmek için var oldukları inancıyla büyütüldüm.Én Brit Kolumbia erdeiben nőttem fel, abban a hitben, hogy ezek az erdők kivágásra vannak.
Ben İngiliz Kolombiyası"nın ormanlarında ormanların kesilmek için var oldukları inancıyla büyütüldüm.Eu am crescut în pădurile Columbiei Britanice pentru a crede că pădurile existau pentru a fi tăiate.
Ben İngiliz Kolombiyası"nın ormanlarında ormanların kesilmek için var oldukları inancıyla büyütüldüm.Eu fui criado nas florestas da Colúmbia Britânica. Para mim, elas eram para serem derrubadas.
Ben İngiliz Kolombiyası"nın ormanlarında ormanların kesilmek için var oldukları inancıyla büyütüldüm.Ik ben opgegroeid in de bossen van British Columbia met het idee dat deze bossen er waren om gekapt te worden.
Ben İngiliz Kolombiyası"nın ormanlarında ormanların kesilmek için var oldukları inancıyla büyütüldüm.Kasvoin Kanadan Brittiläisen Kolumbian metsissä uskomaan, että metsät olivat olemassa hakattavaksi.
Ben İngiliz Kolombiyası"nın ormanlarında ormanların kesilmek için var oldukları inancıyla büyütüldüm.저는 브리티쉬 컬럼비아의 숲에서 자랐습니다. 숲이라는 것은 베어지기 위해 존재한다고 믿었지요.
Ben İngiliz Kolombiyası"nın ormanlarında ormanların kesilmek için var oldukları inancıyla büyütüldüm.Sono cresciuto nelle foreste della Columbia Britannica credendo che le foreste servissero per essere tagliate.
İlgili Sayfalar