Ana içeriğe geç
Sözlük

in ile cümle

in kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Onun masum olduğuna dair sıkı bir inancım var.I have a firm belief in his innocence.
Onun söylediği beni gerçekten incitti.What he said really hurt me.
Ben Ken'e inanıyorum.I believe in Ken.
Onun Londra'da birlikte yaşadığı insanlar beni görmeye geliyorlar.The people he is living with in London are coming to see me.
Bir robot bir insanın yapabileceğinden daha çok iş yapabilir.A robot can do more work than a man can.
Roger buz üzerinde kaydı ve bacağını incitti.Roger slipped on the ice and hurt his leg.
Laura Ingalls kırda büyüdü.Laura Ingalls grew up on the prairie.
Ben ipi indirdim.I let down the rope.
Lindbergh, Atlantik üzerinden uçan ilk insandı.Lindbergh was the first man to fly across the Atlantic.
Başkan Lincoln kendi kendini yetiştirmiş bir insandı.President Lincoln was what we call a self-made man.
Lincoln harika bir insan.Lincoln is a great person.
Richard sevmediği insanlara karşı bile adildir.Richard is fair, even to people he does not like.
Avrupa enerjik insanların kıtasıdır.Europe is a continent of energetic peoples.
Şimdi bile Avrupa'da hayaletlere inanan birçok kişi var mı?Are there many people in Europe who believe in ghosts even now?
Avrupa'da bir sürü farklı insan var.There are a lot of different people in Europe.
Son analizlerde, metotlar çocukları eğitmezler; insanlar eğitir.In the last analysis, methods don't educate children; people do.
Yorgunluk belirtileri için yüzünü inceledi.I studied his face for signs of weariness.
Tam olmanı hayal ettiğim insan tipisin.You're just the kind of person I imagined you'd be.
Bazı insanlar kilo vermek için öğün atlarlar.In order to lose weight some people skip meals.
Umutsuz insanlar çoğu kez korkunç şeyler yaparlar.Desperate men often do desperate things.
Selam! Seni burada göreceğime dünyada inanmazdım! Dünya küçük, değil mi?Hello! Fancy meeting you here! It's a small world, isn't it?
Artık ona inanmıyorum.I don't believe him any longer.
İşin özüne inmek zor.It is hard to get to the heart of the thing.
Eğer su olmasaydı, insan yaşamı imkansız olurdu.If it were not for water, human life would be impossible.
Su olmasa insanlar yaşayamaz.If it were not for water, humans could not survive.
Başka gezegenden bir insan görsen ne yapardın?What would you do if you saw a man from another planet?
Duygularını incittiysem, özür dilerim.I apologize if I hurt your feelings.
Bana bir indirim yapar mısın?Can you give me a discount?
Fiyatı biraz indiremez misin?Can't you bring down the price a bit?
Meksika Japonya'nın yarısı kadar çok insana sahiptir.Mexico has half as many people as Japan.
Mary mutfağa indi.Mary went down to the kitchen.
Mary özür dilemeyecek kadar çok inatçı.Mary is too stubborn to apologize.
Mary parayı çaldığını inkar etti.Mary denied having stolen the money.
Arı, çiçek üzerine indi.The bee alighted on the flower.
Birkaç dakika içinde yeni Tokyo Uluslararası Havalimanına iniyor olacağız.In a few minutes we'll be landing at New Tokyo International Airport.
İki tane alırsam fiyatı indirir misin?Could you knock down the price if I buy two?
Seni tekrar görebileceğime inanıyorum.I trust that I can see you again.
Gittikçe daha fazla insan yardım etmeyi teklif etti.More and more people offered to help.
Her geçen gün daha fazla insan sigaranın zararlarının farkına varıyor.More and more people are becoming aware of the dangers of smoking.
İster inanın ister inanmayın, onun üç çocuğu var.Believe it or not, she has three children.
Sadece bir avuç dolusu insan gerçeği biliyor.Only a handful of people know the fact.
Bazı insanlar korku filmlerini izlemekten zevk alırlar.Some people derive pleasure from watching horror movies.
Honolulu için inmeye başlayacağız.We're going to begin the descent for Honolulu.
Neredeyse kimse ona inanmıyordu.Almost no one believed her.
Hemen hemen tüm öğrenciler söylentiye inandı.Almost all the students believed the rumor.
Az sayıda insan plan hakkında biliyordu.Few people know about the plan.
Neredeyse kimse ona inanmadı.Almost no one believed him.
Sana inanmıyorum. Her zaman yalan söylüyorsun.I don't believe you. You're always telling lies.
Ispanaktan hoşlanmayan insanlar var.There are people who don't like spinach.
Helen sonraki durakta indi.Helen got off at the next stop.
Şu insanlara helikopterin inebilmesi için geri çekilmelerini söyleyin.Tell those people to back off so that the helicopter can land.
Bazı insanlar evcil hayvanlar olarak nadir bulunan hayvanları beslerler.Some people keep rare animals as pets.
Beth'in, insanlar konuşurken onların sözünü kesme gibi güçlü alışkanlığı var.Beth has a strong habit of interrupting people while they are talking.
Beth protesto etti, ancak annesi onun inanılmaz şişman olduğunu hatırlattı.Beth protested, but her mother reminded her that she was incredibly fat.
Brezilya'daki insanlar onunla gurur duyuyordu.People in Brazil were proud of him.
Bay Ford'a kendini yetiştirmiş insan denilir.Mr Ford is what is called a self-made man.
Bill diğer insanlarla asla tartışmaz.Bill never argues with other people.
Piramitler antik çağda inşa edildiler.The pyramids were built in ancient times.
O muhtemelen ona inanamıyor.He cannot possibly believe her.
Dirseğimi incittim.I hurt my elbow.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod