Tom bir insan iskeletidir.Tom is a human skeleton.
Akşam yemeğinden sonra yapacağım şey internette sohbet etmektir.What I will do after dinner is to chat on the internet.
Buralarda birçok insan kamyon sürer.A lot of people around here drive trucks.
Bu civarda bir sürü insan Amerikan folk müziğini sever.A lot of people around here like country music.
Birçok insan bu konuda benim hissettiğim gibi aynı şekilde hissediyor.A lot of people feel the same way about this as I do.
Elvis'in şu anda yaşadığına inanıyorum.I believe Elvis yet lives.
Elvis'in hâlâ hayatta olduğuna inanıyorum.I believe Elvis is still alive.
Maria bir gün dünyanın en mutlu insanı oldu.One day, Maria became the happiest person in the world.
Onun anlayacağına inanmıyorum.I don't believe she would understand.
Kaç tane insan İngilizce öğrenmeye çalışıyor?How many men are trying to learn English?
Yaşlı insanlar otobüs biletleri için para ödemezler.Old people don't pay for bus tickets.
Biz bir taşa çok benzeyen bir tür zehirli kurbağa inceliyoruz.We study a species of poisonous frog very similar to a stone.
Bir uçan daire geldi ve ineğimi götürdü.A flying saucer came and took my cows away.
O insanlar deli!Those folks are insane!
Her şeyi bildiğini iddia eden insanlara inanma.Don't believe people who claim that they know everything.
Bazı insanlar onlarla konuşulmadıkça nadiren konuşurlar.Some people seldom speak unless they're spoken to.
Onlarla konuşmadıkça nadiren konuşan insanlar vardır.There are people who seldom speak unless they're spoken to.
Onun suçlu olmadığına inanan sadece biz değiliz.We are not the only ones who believe that he is not guilty.
Onun masum olduğuna inanan sadece biz değiliz.We are not the only ones who believe that he is innocent.
Yeterince yalan söylersen ona inanmaya başlarsın.If you tell a lie enough times, you begin to believe it.
Gitmek istemeyen insanlar gitmek zorunda değil.People who don't want to go, don't have to.
Allah'a inanır mısın?You trust in god?
Bazı insanlar Allah'a inanır, bazıları inanmaz.Some people believe in God and other people don't.
Bu inanılmaz fırsatı kaçırmayın.Don't miss this amazing opportunity.
Dünyadaki bütün insanlar ortak bir atanın soyundan gelirler.All humans on Earth are descended from a common ancestor.
Manila ve Filipinler'in büyük kentleri dışında, insanlar fazla İngilizce konuşmazlar.Outside Manila and the big cities of the Philippines, people don't speak much English.
O yeterince insani görünüyor. Bu herkesi kandırıyor.He looks human enough. It fools everybody...
Onun söylediği bir kelimeye bile inanamazsın.You can't believe a word he says.
En ideal olan, yemeğin lezzetli, ucuz, sağlıklı olması ve duyguları incitmemesidir.Ideally, food should be tasty, cheap, healthy, and morally inoffensive.
Onun söylediklerine inanamıyorum.I can't trust what she says.
İlk İletişim, insanlık tarihinde en önemli dönüm noktası oldu.First Contact became the most important turning point in human history.
İlk temastan sonra, insanlığın maddesel ve ruhsal gelişimi ilerledi.After First Contact, the material and spiritual development of humanity flourished.
Bazı insanlar, bilim, din ve sihir üçlüsüne inanırlar.Some people believe in the trio of science, religion, and magic.
Bazıları ruhaniliğin sofuluktan tamamen farklı olduğuna inanıyor.Some believe that spirituality is utterly different from religiosity.
Bay Brooke dürüst bir insan gibi görünüyor.It seems that Mr. Brooke is an honest person.
Bir çocukken, Noel Baba'ya inanırdım.When I was a child, I believed in Santa Claus.
Onun için güvenilir bir kanıt olmadıkça, hiçbir şeye inanmamalıyız.Unless there is reliable evidence for it, we should not believe anything.
Bay Ito oldukça eğitimli bir insan.Mr. Ito is a highly educated man.
Duygularını incitmemi hak etmiyor.He doesn't deserve that I should hurt his feelings.
Tom ölümden sonraki hayata inanmıyor.Tom doesn't believe in life after death.
Tom ruhun varlığına inanır.Tom believes in the existence of the soul.
Burada kimseye inanma!Don't trust anyone here.
Tom inanılmaz derecede iyi.Tom is incredibly good.
Mükemmel insanlar yoktur.Perfect people don't exist.
Ueno Park'a giden insanlar yalnızdır.The people going to Ueno Park are lonely.
Birlikte çalıştığım insanlar hepsi çok nazik.The people I work with are all very kind.
Dünyadışı varlıklara inanır mısın?Do you believe in extraterrestrials?
Sağ ol, altı dosyanın tamamını indirdim.Thanks, I downloaded all six files.
Bu çocukları korumanın benim görevim olduğuna inanıyorum.I believe it's my duty to protect these children.
İo, Zeus'un sevgililerinden biriydi ve onun tarafından bir ineğe dönüştürüldü.Io was one of the lovers of Zeus and was transformed into a cow by him.
Bazıları yedinin şanslı bir sayı olduğuna inanıyor.Some people believe that seven is a lucky number.
O zamanlar orada ilkel insanlar yaşıyordu.At that time a primitive people lived there.
Bu, yaşlı insanlar için bir sorundur.This is a problem for elderly people.
Tom kendine benzeyen insanları sever.Tom likes people similar to himself.
Bizim sözümüze inanma.Don't take our word for it.
Ben bu insanları yıllar boyunca gördüm.I saw these people for years.
Çok saf insanlar var, bu yüzden Tom'un seçilme şansı var.There are a lot of gullible people, so there is a chance that Tom will be elected.
Tom internete kopyalanan yayınları dinlemeyi sever.Tom likes to listen to podcasts.
Eski zamanlarda insanlar dünyanın düz olduğuna inanıyordu.In ancient times people believed that the earth was flat.
Büyük Herod, Masada kalesini inşa etti ve tapınağı yeniden inşa etti.Herod the Great built the Masada fortress and rebuilt the Temple.