Ana içeriğe geç
Sözlük

imkan ile cümle

imkan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
89 hektarlık büyüklüğüyle onu gözden kaçırmak imkansız.Nu l-am putut rata. Are o dimensiune de 2.200 de acri.
89 hektarlık büyüklüğüyle onu gözden kaçırmak imkansız.Saya tak dapat melewatkannya. Ukurannya 880 hektar.
89 hektarlık büyüklüğüyle onu gözden kaçırmak imkansız.Se ei voinut jäädä huomaamatta.
89 hektarlık büyüklüğüyle onu gözden kaçırmak imkansız.Tôi không thể quên được nó. Nó rộng 2,200 mẫu Anh (900 hécta).
89 hektarlık büyüklüğüyle onu gözden kaçırmak imkansız.Ήταν αδύνατο να μη το δω. Είχε έκταση 9 χιλιάδων στρεμμάτων.
89 hektarlık büyüklüğüyle onu gözden kaçırmak imkansız.Не бих могъл да го пропусна. Размерът му беше 2200 акра.
89 hektarlık büyüklüğüyle onu gözden kaçırmak imkansız.Я не мог это упустить. Его размер был порядка 9 квадратных километров.
89 hektarlık büyüklüğüyle onu gözden kaçırmak imkansız.לא יכולתי להחמיץ אותו. הוא בגודל של 9 קמ"ר.
89 hektarlık büyüklüğüyle onu gözden kaçırmak imkansız.لا يمكن أن أفوته. كان حجمه ٢٢٠٠ فدان
89 hektarlık büyüklüğüyle onu gözden kaçırmak imkansız.見逃がすなんて無理です
Acı çektiklerinde, imkanı varsa başkalarının canını sıkmak istemezler.Cuando les duele algo, no dicen nada para no molestar.
Acı çektiklerinde, imkanı varsa başkalarının canını sıkmak istemezler.Hvis de har smerter, - - vil de ikke besvære andre.
Acı çektiklerinde, imkanı varsa başkalarının canını sıkmak istemezler.Jeśli coś ich zrani, o ile mogą, starają się uchronić innych.
Acı çektiklerinde, imkanı varsa başkalarının canını sıkmak istemezler.Kun heihin sattuu, he eivät halua rasittaa muita, ellei ole pakko.
Acı çektiklerinde, imkanı varsa başkalarının canını sıkmak istemezler.Om de har ont- -vill de inte besvära nån annan.
Acı çektiklerinde, imkanı varsa başkalarının canını sıkmak istemezler.Quando estão a sofrer, não querem sobrecarregar ninguém, se puderem evitá-lo.
Acı çektiklerinde, imkanı varsa başkalarının canını sıkmak istemezler.Quando soffrono, non vogliono gravare sugli altri, se possono evitarlo.
Acı çektiklerinde, imkanı varsa başkalarının canını sıkmak istemezler.Όταν νιώθουν πόνο, δεν θέλουν να επιβαρύνουν άλλους, αν δεν υπάρχει διέξοδος.
Acı çektiklerinde, imkanı varsa başkalarının canını sıkmak istemezler.Если они испытывают боль, то, если могут, не хотят обременять этим других.
Afganistan Irak tepelerinde, onlarak imkanlar yarattik.이라크나 아프가니스탄의 구릉지대 같은 외진 곳에서도 그 기술을 사용할 수 있게 되었습니다
Afganistan Irak tepelerinde, onlarak imkanlar yarattik.les montagnes d'Afghanistan, l'Irak.
Afganistan Irak tepelerinde, onlarak imkanlar yarattik."nos sítios mais distantes, onde colocamos soldados, "nas montanhas no Afeganistão, no Iraque.
Afganistan Irak tepelerinde, onlarak imkanlar yarattik.במקומות הכי נידחים שאנחנו שמים את החיילים שלנו, הגבעות של אפגניסטן, עירק.
Afganistan Irak tepelerinde, onlarak imkanlar yarattik.في أبعد الأماكن التي نرسل جنودنا إليها جبال افغانستان، العراق
Afganistan Irak tepelerinde, onlarak imkanlar yarattik.素晴らしい技術を提供していて 兵士が負傷したときは
Afrika dışına yayılmamıza da imkan vermesi.Dank ihnen überlebten wir in Afrika, und wanderten aus Afrika hinaus.
Afrika dışına yayılmamıza da imkan vermesi.아프리카에서만 살아남는 것이 아니라 아프리카 외로 확장할 수 있었습니다.
Afrika dışına yayılmamıza da imkan vermesi.Pozwoliło nam to nie tylko przetrwać w Afryce, ale opuścić ją.
Afrika dışına yayılmamıza da imkan vermesi.Благодаря им мы не просто выжили в Африке, мы заселили весь земной шар.
Afrika dışına yayılmamıza da imkan vermesi.שאיפשרו לנו לא רק לשרוד באפריקה, אלא להתפשט מחוצה לה.
Afrika dışına yayılmamıza da imkan vermesi.ما سمح لنا ليس بالبقاء في أفريقيا فحسب، بل بالتوسع خارج أفريقيا
Afrika dışına yayılmamıza da imkan vermesi.アジア南部の沿岸ルートをたどる 初期の移住は
Ağzımı her açışımda kurmaya uğraştığım o imkansız bağlantı işte bu.C'est ce vers quoi je tends à chaque fois que j'ouvre la bouche -- cette impossible connexion.
Ağzımı her açışımda kurmaya uğraştığım o imkansız bağlantı işte bu.Daarnaar streef ik telkens wanneer ik mijn mond open: die onmogelijke connectie.
Ağzımı her açışımda kurmaya uğraştığım o imkansız bağlantı işte bu.Das ist es, was ich jedes Mal anstrebe, wenn ich meinen Mund öffne - diese unmögliche Verbindung.
Ağzımı her açışımda kurmaya uğraştığım o imkansız bağlantı işte bu.Det är det jag strävar efter varje gång jag öppnar min mun - den där omöjliga kopplingen.
Ağzımı her açışımda kurmaya uğraştığım o imkansız bağlantı işte bu.Det er hvad jeg stiler efter, hver gang jeg åbner min mund -- den umulig forbindelse.
Ağzımı her açışımda kurmaya uğraştığım o imkansız bağlantı işte bu.Đó là điều mà tôi luôn cố gằng vươn tới mỗi lần tôi mở miệng nói sự kết nối không tưởng đó.
Ağzımı her açışımda kurmaya uğraştığım o imkansız bağlantı işte bu.É o que desejo sempre que abro a minha boca, essa ligação impossível.
Ağzımı her açışımda kurmaya uğraştığım o imkansız bağlantı işte bu.È quello che cerco di fare ogni volta che apro bocca - quella connessione impossibile.
Ağzımı her açışımda kurmaya uğraştığım o imkansız bağlantı işte bu.Es lo que me esfuerzo por lograr cada vez que abro mi boca - esa conexión imposible.
Ağzımı her açışımda kurmaya uğraştığım o imkansız bağlantı işte bu.Ez az, amire törekszem minden alkalommal, ha kinyitom a szám -- erre a lehetetlen kapcsolatra.
Ağzımı her açışımda kurmaya uğraştığım o imkansız bağlantı işte bu.Itulah yang ku usahakan setiap kubuka mulutku-- hubungan tidak mungkin itu.
Ağzımı her açışımda kurmaya uğraştığım o imkansız bağlantı işte bu.이게 제가 항상 입을 열 때마다 애쓰는 거에요 불가능의 연결이죠
Ağzımı her açışımda kurmaya uğraştığım o imkansız bağlantı işte bu.K temu stremim vsakič, ko odprem usta-- k tej nemogoči povezavi.
Ağzımı her açışımda kurmaya uğraştığım o imkansız bağlantı işte bu.O tohle se pokouším pokaždé, když otevřu pusu: zachytit to nemožné spojení.
Ağzımı her açışımda kurmaya uğraştığım o imkansız bağlantı işte bu.O to sa snažím vždy, keď otvorím ústa -- o to nemožné spojenie.
Ağzımı her açışımda kurmaya uğraştığım o imkansız bağlantı işte bu.Strădania cu fiecare dată când deschid gura -- pentru conexiunea imposibilă.
Ağzımı her açışımda kurmaya uğraştığım o imkansız bağlantı işte bu.To jest właśnie to, czego pragnę za każdym razem, kiedy zaczynam mówić - tego niemożliwego połączenia.
Ağzımı her açışımda kurmaya uğraştığım o imkansız bağlantı işte bu.Αυτό παλεύω κάθε φορά που ανοίγω το στόμα μου -- αυτή την απίθανη σύνδεση.
Ağzımı her açışımda kurmaya uğraştığım o imkansız bağlantı işte bu.Към това се стремя всеки път, когато отворя устата си -- тази невъзможна връзка.
Ağzımı her açışımda kurmaya uğraştığım o imkansız bağlantı işte bu.Це те, чого я прагну щораз, коли відкриваю рота - цього неможливого зв'язку.
Ağzımı her açışımda kurmaya uğraştığım o imkansız bağlantı işte bu.Это то к чему я стремлюсь, каждый раз открывая рот — этот невозможный контакт.
Ağzımı her açışımda kurmaya uğraştığım o imkansız bağlantı işte bu.הם לא רק מחכים לתורם לדבר -- הם שומעים אתכם. הם מרגישים בדיוק מה שאתם מרגישים
Ağzımı her açışımda kurmaya uğraştığım o imkansız bağlantı işte bu.انه ما احاول ان احاربه في كل كلمة اتحدث بها ان اتغلب عن هذا التواصل المستحيل
Ağzımı her açışımda kurmaya uğraştığım o imkansız bağlantı işte bu.それがこの不可能な繋がり ヒロシマにある壁があって
Akıllı telefon ivme ölçeri gibi çetrefilli bir cihazı yapmak neredeyse imkansız gibi gözükmekte.Cela pourrait paraître impossible de créer un mécanisme aussi complexe que ce minuscule accéléromètre.
Akıllı telefon ivme ölçeri gibi çetrefilli bir cihazı yapmak neredeyse imkansız gibi gözükmekte.Det tycks nästan omöjligt att kunna göra en sådan invecklad manick som den lilla smartphone accelerometern.
Akıllı telefon ivme ölçeri gibi çetrefilli bir cihazı yapmak neredeyse imkansız gibi gözükmekte.זה נראה כמעט בלתי אפשרי לייצר מכשיר כל כך מורכב כמו מד התאוצה הטלפוני הקטנטן הזה.
Akıllı telefon ivme ölçeri gibi çetrefilli bir cihazı yapmak neredeyse imkansız gibi gözükmekte.سيبدو أنّه منِ المستحيل تصنيع جهاز بنفس تعقيد مقياس التسارع\"accelerometer\" الصغير جدا للهاتف المحمول
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
imkan ile cümle - Sayfa 47 - imkan kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App