imkânı ile cümle

imkânı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Yani ses kayıdı yapma imkanı var ama gerçek konularda gerçekten belalı bir iş.И така възможно е да се постави аудиото, но авторските права са наистина доста трънливи.
Yani ses kayıdı yapma imkanı var ama gerçek konularda gerçekten belalı bir iş.Итак, звук можно разместить, но юридические вопросы очень трудные.
Yani ses kayıdı yapma imkanı var ama gerçek konularda gerçekten belalı bir iş.Отож, аудіозаписи можна публікувати в Інтернеті, але питання авторських прав насправді складне.
Yani ses kayıdı yapma imkanı var ama gerçek konularda gerçekten belalı bir iş.אז שמע אפשר להעלות לרשת, אבל עניין הזכויות באמת דיי בעייתי.
Yani ses kayıdı yapma imkanı var ama gerçek konularda gerçekten belalı bir iş.لذلك يمكن رفع الصوت على الشبكة, ولكن مواضيع الحقوق شائكة جداً
Yani ses kayıdı yapma imkanı var ama gerçek konularda gerçekten belalı bir iş.たくさんの作品を集めました
Yapmaya çalıştığım şey yunuslara seçme ve kontrol imkanı sunmaktı.Ce que je voulais faire, c'était donner aux dauphins le choix et le contrôle.
Yapmaya çalıştığım şey yunuslara seçme ve kontrol imkanı sunmaktı.Chciałam dać delfinom możliwość wyboru i kontroli.
Yapmaya çalıştığım şey yunuslara seçme ve kontrol imkanı sunmaktı.Điều tôi muốn làm là cho các chú cá heo chọn và điều khiển.
Yapmaya çalıştığım şey yunuslara seçme ve kontrol imkanı sunmaktı.Ich wollte den Delphinen Auswahl und Kontrolle ermöglichen.
Yapmaya çalıştığım şey yunuslara seçme ve kontrol imkanı sunmaktı.저는 돌고래한테 선택권과 제어권을 주고 싶었습니다.
Yapmaya çalıştığım şey yunuslara seçme ve kontrol imkanı sunmaktı.Quello che volevo era dare ai delfini scelta e controllo.
Yapmaya çalıştığım şey yunuslara seçme ve kontrol imkanı sunmaktı.Quería darle opciones y control a los delfines.
Yapmaya çalıştığım şey yunuslara seçme ve kontrol imkanı sunmaktı.Vroiam să dau astfel delfinilor posibilitatea de alegere și control.
Yapmaya çalıştığım şey yunuslara seçme ve kontrol imkanı sunmaktı.Я хотела дать дельфинам возможность выбора и контроля.
Yapmaya çalıştığım şey yunuslara seçme ve kontrol imkanı sunmaktı.מה שרציתי לעשות היה לתת לדולפינים בחירה ושליטה.
Yapmaya çalıştığım şey yunuslara seçme ve kontrol imkanı sunmaktı.أردت أن أقدم للدلافين إمكانية الاختيار والتحكم.
Yapmaya çalıştığım şey yunuslara seçme ve kontrol imkanı sunmaktı.脳の大きな 非常に社会性のある動物です
Yaz tatilinde ise kendilerine çalışma imkanı verilecek.A cez leto dostanú ponuku na brigádu.
Yaz tatilinde ise kendilerine çalışma imkanı verilecek.Dan selama musim panas itu, mereka ditawari pekerjaan.
Yaz tatilinde ise kendilerine çalışma imkanı verilecek.En tijdens de zomer, boden ze een vakantiejob aan.
Yaz tatilinde ise kendilerine çalışma imkanı verilecek.E poi durante l'estate lavoreranno.
Yaz tatilinde ise kendilerine çalışma imkanı verilecek.Et puis, pendant l'été, on leur a offert un travail.
Yaz tatilinde ise kendilerine çalışma imkanı verilecek.I później, w wakacje, proponują im prace.
Yaz tatilinde ise kendilerine çalışma imkanı verilecek.그 이후의 여름 방학 동안, 그들은 일자리를 제안받게 되죠.
Yaz tatilinde ise kendilerine çalışma imkanı verilecek.No verão, oferecemos-lhes um emprego de verão.
Yaz tatilinde ise kendilerine çalışma imkanı verilecek.Och sedan under sommaren, erbjuds dem sommarjobb.
Yaz tatilinde ise kendilerine çalışma imkanı verilecek.Peste vară, li se oferă o slujbă de vară.
Yaz tatilinde ise kendilerine çalışma imkanı verilecek.Und dann wird ihnen ein Sommerjob angeboeten.
Yaz tatilinde ise kendilerine çalışma imkanı verilecek.Và khi mùa hè đến, học sinh sẽ được trao một công việc làm thêm hè.
Yaz tatilinde ise kendilerine çalışma imkanı verilecek.V létě jim bude nabídnuta brigáda.
Yaz tatilinde ise kendilerine çalışma imkanı verilecek.Y luego, durante el verano, se les ofrece un trabajo.
Yaz tatilinde ise kendilerine çalışma imkanı verilecek.Και έπειτα κατά τη διάρκεια του καλοκαιριού, τους προσφέρεται μια καλοκαιρινή δουλειά.
Yaz tatilinde ise kendilerine çalışma imkanı verilecek.И к лету мы предложим им работу на период летних каникул.
Yaz tatilinde ise kendilerine çalışma imkanı verilecek.Когато свършат през лятото, те ще имат работа.
Yaz tatilinde ise kendilerine çalışma imkanı verilecek.ואז, במהלך הקיץ, מוצעת להם עבודת קיץ.
Yaz tatilinde ise kendilerine çalışma imkanı verilecek.و في الصيف يتم اعطاءهم عرض عمل.
Yaz tatilinde ise kendilerine çalışma imkanı verilecek.プロジェクトHの従業員として給与を得ながら
Yeni sayfalari gorebilme imkaniniz var, mesela,Det finns en lista över nya sidor, till exempel,
Yeni sayfalari gorebilme imkaniniz var, mesela,Er is bijvoorbeeld een nieuwe paginafeed.
Yeni sayfalari gorebilme imkaniniz var, mesela,Há um "feed" de páginas novas, por exemplo,
Yeni sayfalari gorebilme imkaniniz var, mesela,Jest kanał z informacjami o nowych stronach.
Yeni sayfalari gorebilme imkaniniz var, mesela,예를들어 새 페이지에 대한 피드를 통해서
Yeni sayfalari gorebilme imkaniniz var, mesela,יש ערוץ דפים חדש, לדוגמה,
Yeni sayfalari gorebilme imkaniniz var, mesela,هناك صفحة تحديثات جديدة، على سبيل المثال،
Yeni sayfalari gorebilme imkaniniz var, mesela,新しいページが作成されると同時に
Yukarda belirtilmiş olan her konunun her temsilcilikte halledilebilmesi zorunluluğu ve imkanı yoktur.Det är inte nödvändigtvis möjligt att sköta alla ovannämnda ärenden i alla beskickningar.
Yukarda belirtilmiş olan her konunun her temsilcilikte halledilebilmesi zorunluluğu ve imkanı yoktur.Kaikkien yllä mainittujen asioiden hoitaminen ei välttämättä ole mahdollista kaikissa edustustoissa.
Yukarda belirtilmiş olan her konunun her temsilcilikte halledilebilmesi zorunluluğu ve imkanı yoktur.No todos los asuntos mencionados más arriba podrán ser tratados forzosamente en todas las legaciones.
Yukarda belirtilmiş olan her konunun her temsilcilikte halledilebilmesi zorunluluğu ve imkanı yoktur.Не во всех представительствах имеется возможность решения всех перечисленных выше вопросов.
Yukarda belirtilmiş olan her konunun her temsilcilikte halledilebilmesi zorunluluğu ve imkanı yoktur.فقد لا يمكن مباشرة جميع الأمور المذكورة أعلاه في جميع البعثات.
Zaman Makinesi'ne adım atma imkânı verdik.la habilidad de entrar a la máquina del tiempo.
Zaman Makinesi'ne adım atma imkânı verdik.la possibilità di entrare nella macchina del tempo.
Zaman Makinesi'ne adım atma imkânı verdik.את היכולת לפסוע לתוך מכונת זמן.
Zekamız, pratiğimiz, teknolojimiz... ...ve tamamen yeni bir medeniyet inşa edebilecek imkanımız var.Avem creierele, cunoaşterea, tehnologia şi fezabilitatea de a construi o civilizaţie complet nouă.
Zekamız, pratiğimiz, teknolojimiz... ...ve tamamen yeni bir medeniyet inşa edebilecek imkanımız var.Imamo možgane, znanje in izkušnje pa tudi tehnologijo in možnost, da zgradimo povsem novo civilizacijo.
Zekamız, pratiğimiz, teknolojimiz... ...ve tamamen yeni bir medeniyet inşa edebilecek imkanımız var.Máme mozky, know-how, technologii a proveditelnost vybudovat zcela novou civilizaci.
Zekamız, pratiğimiz, teknolojimiz... ...ve tamamen yeni bir medeniyet inşa edebilecek imkanımız var.Mamy wiedzę, umiejętności, technologię i możliwości zbudowania całkowicie nowej cywilizacji. "Raj lub Zagłada"
Zekamız, pratiğimiz, teknolojimiz... ...ve tamamen yeni bir medeniyet inşa edebilecek imkanımız var.Meillä on aivot, tietotaito ja teknologia, sekä mahdollisuus toteuttaa täysin uudenlainen yhteiskunta.
Zekamız, pratiğimiz, teknolojimiz... ...ve tamamen yeni bir medeniyet inşa edebilecek imkanımız var.Vi har hjärnorna, kunskapen, teknologin och möjligheten att skapa en helt ny civilisation.

İlgili Sayfalar