imkânı ile cümle
imkânı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Dünyayı keşfetmek için çok fazla imkânı yok.でもそれから気付いたんです うちの家族だけじゃない
Eğer açığa satış yapma imkanı olsaydı, bu hissenin fiyat grafiği nasıl oluşurdu acaba?2つのシナリオについて考えてみましょう、 空売りする人達が誰がお金を得るか、
Eğer açığa satış yapma imkanı olsaydı, bu hissenin fiyat grafiği nasıl oluşurdu acaba?그럼 이제 공매의 세계에서는 어떤 일이 일어나게 되나요?
Eğer açığa satış yapma imkanı olsaydı, bu hissenin fiyat grafiği nasıl oluşurdu acaba?Maintenant, dans un monde où la vente à découvert existe, que se passerait-il ?
Eğer açığa satış yapma imkanı olsaydı, bu hissenin fiyat grafiği nasıl oluşurdu acaba?Nyní ve světě krátkého prodeje, co by se mohlo stát?
Espoo'da birçok hobi imkânı mevcuttur.En Espoo hay muchas posibilidades para practicar actividades durante su tiempo libre.
Espoo'da birçok hobi imkânı mevcuttur.Espoo met à votre disposition de nombreuses activités de loisirs.
Espoo'da birçok hobi imkânı mevcuttur.Espoossa on paljon mahdollisuuksia harrastaa.
Espoo'da birçok hobi imkânı mevcuttur.I Esbo finns många hobbymöjligheter.
Espoo'da birçok hobi imkânı mevcuttur.В Эспоо имеется огромное количество возможностей проведения свободного времени.
Espoo'da birçok hobi imkânı mevcuttur.في إسبو (Espoo) كثير من الفرص لممارسة العديد من الأمور.
Espoo'da birçok hobi imkânı mevcuttur.埃斯波为居民提供丰富多彩的业余休闲活动机会。
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.Chciał pomieszać różne narodowości, dzięki czemu mógłby dzielić i rządzić.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.El vroia ca etniile să se amestece astfel ca el să aplice tactica: 'divide și domină'.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.Ils voulaient que les ethnicités se mêlent d'une manière qui lui permette de diviser et de régner.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.민족을 자의적으로 뒤섞어서 원하는대로 분할하고 지배할 수 있게 되었죠.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.Ông ấy muốn các chủng tộc trộn lẫn với nhau theo cách mà sẽ cho phép ông ấy chia cắt và cai trị.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.Össze akarta keverni a nemzetiségeket, hogy megoszthasson és uralkodhasson.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.Quería que se mezclaran las etnias de forma que le permitiera dividir y gobernar.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.Voleva che le etnie si mescolassero, permettendogli così di dividere e comandare.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.'Ηθελε οι εθνότητες να αναμιχθούν με τρόπο ώστε να του επιτρέπει τη λογική του "διαίρει και βασίλευε".
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.Он хотел смесить этнические группы для того, чтобы их разделить и ими властвовать.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.Той искал етносите да се смесват по начини, които ще му позволят да разделя и владее.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.הוא רצה שהקבוצות האתניות תתערבבנה באופן כזה שיתאפשר לו להפריד ולמשול.
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.أراد أن تختلط الأعراق معاَ بطريقة تسمح له أن يقسمهم ويحكمهم .
Etnik yapıların, kendisine bölüp yönetme imkanı verecek şekilde, karışmasını istedi.スターリンが彼らを分断し支配できるようにしたのです 幸運なことに この国々の石油とガス資源の多くは
Evrensel Teleskop, bana göre, evrenin istediğiniz yerine gitme imkanı veren, bir tür uçan halıdır.Hij is als een magisch tapijt waarmee je door het heelal kan vliegen naar waar je maar wil.
Evrensel Teleskop, bana göre, evrenin istediğiniz yerine gitme imkanı veren, bir tür uçan halıdır.Kojarzy się z latającym dywanem, można lecieć po kosmosie dokąd się chce.
Evrensel Teleskop, bana göre, evrenin istediğiniz yerine gitme imkanı veren, bir tür uçan halıdır.WorldWide 망원경은 저에게 마법 양탄자와 같습니다. 우주를 항해할 수 있고, 제가 가고싶은 곳을 여행 할 수 있게 해주는 마법 양탄자요.
Evrensel Teleskop, bana göre, evrenin istediğiniz yerine gitme imkanı veren, bir tür uçan halıdır.WT, đối với tôi, là một chiếc thảm ma thuật giúp bạn định vị nơi bạn muốn đến thông qua vũ trụ.
Evrensel Teleskop, bana göre, evrenin istediğiniz yerine gitme imkanı veren, bir tür uçan halıdır.הטלסקופ העולמי, בשבילי, הוא מעין שטיח מעופף הוא מאפשר לכם לנווט ביקום, לכל מקום שתרצו ללכת.
Evrensel Teleskop, bana göre, evrenin istediğiniz yerine gitme imkanı veren, bir tür uçan halıdır.فهو بالنسبة إلي أشبه ببساط سحري يمكنك من الإبحار خلال الكون، حيثما تريد الذهاب.
Evrensel Teleskop, bana göre, evrenin istediğiniz yerine gitme imkanı veren, bir tür uçan halıdır.宇宙中案内してくれる魔法の絨毯みたいなものです 次に、天文学者のガイドの下、宇宙ツアーに参加できます
Fakat insanları binaya doğrudan dışarıdan içeriye alma imkanı da var, bu durumda düşünülen oditoryumun içine하지만 관객들을 바깥쪽에서 바로 들어가게 하는 것도 가능하죠. 바그너풍의 입구처럼
Fakat insanları binaya doğrudan dışarıdan içeriye alma imkanı da var, bu durumda düşünülen oditoryumun içineאבל ישנו גם הפוטנציאל לאפשר לאנשים להיכנס ישירות מבחוץ, במקרה זה מציעים סוג של כניסה וגנרית,
Fakat insanları binaya doğrudan dışarıdan içeriye alma imkanı da var, bu durumda düşünülen oditoryumun içineلكنك تستطيع أيضاً أن تسمح للناس بالدخول مباشرة من الخارج, في مثل هذه الحالة نقترح نوعا من المدخل الفاجنري,
Fakat insanları binaya doğrudan dışarıdan içeriye alma imkanı da var, bu durumda düşünülen oditoryumun içine迎え入れることもできます ここでは ワーグナー的な入場を意識して 直接 観客席へ招き入れています
Fakat size tüm önemli çekiş gücünü ve aksi yönde çekiş imkanını sağlar.이 녀석으로 조직을 잡아당기거나 밀어서 수술을 하는 동안 필요한,
Fakat size tüm önemli çekiş gücünü ve aksi yönde çekiş imkanını sağlar.Nhưng những gì nó cho phép bạn làm
Fakat size tüm önemli çekiş gücünü ve aksi yönde çekiş imkanını sağlar.אבל מה שזה נותן לכם לעשות זה נותן לכם את היכולת הכל כך חשובה לאחוז והיכולת לתת קונטרה
Fakat size tüm önemli çekiş gücünü ve aksi yönde çekiş imkanını sağlar.ولكن ما هذا تتيح لك القيام به تتيح لك القدرة على السَّحْبِ, والسَّحْبِ المضاد,
Fakat size tüm önemli çekiş gücünü ve aksi yönde çekiş imkanını sağlar.トラクション(牽引)をかけたり 反対からトラクションをかけたり 剥離したり、縫合したり
Finlandiya vatandaşlığının şart koşulduğu, resmi görevlere seçilme imkanımahdollisuus tulla valituksi sellaisiin valtion virkoihin, joihin täytyy olla Suomen kansalaisuus
Finlandiya vatandaşlığının şart koşulduğu, resmi görevlere seçilme imkanımöjlighet att bli utnämnd till sådana statliga ämbeten för vilka det krävs finskt medborgarskap
Finlandiya vatandaşlığının şart koşulduğu, resmi görevlere seçilme imkanıPosibilidad de ser elegido para aquellos cargos públicos cuyo desempeño requiere la nacionalidad finlandesa.
Finlandiya vatandaşlığının şart koşulduğu, resmi görevlere seçilme imkanıPossibilité d'être nommé aux fonctions de l'État pour lesquelles la nationalité finlandaise est exigée ;
Finlandiya vatandaşlığının şart koşulduğu, resmi görevlere seçilme imkanıإمكانية الاختيار لوظائف الدولة التي يجب فيها الحصول على الجنسية الفنلندية.
Finlandiya vatandaşlığının şart koşulduğu, resmi görevlere seçilme imkanı拥有欧盟成员国公民权利,例如在欧盟范围内自由迁移并有权在欧盟选举中参加竞选
Herkese istediği kadar gidebilme imkanı sunuyor -- ve, tam olarak beklediğinizi yapıyor.Bárki belemélyedhet, és azt csinálja, amit az ember vár tőle.
Herkese istediği kadar gidebilme imkanı sunuyor -- ve, tam olarak beklediğinizi yapıyor.Cela permet à n'importe qui de zoomer -- cela fait ce à quoi vous vous attendez, vous voyez?
Herkese istediği kadar gidebilme imkanı sunuyor -- ve, tam olarak beklediğinizi yapıyor.Chiunque può entrare e fare quello che si aspetta,
Herkese istediği kadar gidebilme imkanı sunuyor -- ve, tam olarak beklediğinizi yapıyor.Es erlaubt einem hinein zu gehen - macht einfach was man erwarten würde.
Herkese istediği kadar gidebilme imkanı sunuyor -- ve, tam olarak beklediğinizi yapıyor.Iedereen kan hierlangs naar binnen -- en het doet wat je verwacht.
Herkese istediği kadar gidebilme imkanı sunuyor -- ve, tam olarak beklediğinizi yapıyor.Ini memungkinkan siapapun untuk mendekat-- ini lah yang Anda harapkan, betul kan?
Herkese istediği kadar gidebilme imkanı sunuyor -- ve, tam olarak beklediğinizi yapıyor.이런 것을 처음 다루는 사람들도 쉽게 사용할 수 있습니다.
Herkese istediği kadar gidebilme imkanı sunuyor -- ve, tam olarak beklediğinizi yapıyor.Naprawdę każdy może od razu zacząć i zrobić to, czego oczekujemy
Herkese istediği kadar gidebilme imkanı sunuyor -- ve, tam olarak beklediğinizi yapıyor.Permite a qualquer pessoa entrar e fazer aquilo que pretende.
Herkese istediği kadar gidebilme imkanı sunuyor -- ve, tam olarak beklediğinizi yapıyor.Permite oricui să se alăture -- și face intuitiv exact ce te aștepți
Herkese istediği kadar gidebilme imkanı sunuyor -- ve, tam olarak beklediğinizi yapıyor.Realmente permite que cualquiera se acerque -- y, hace justamente lo que esperas que haga,
Herkese istediği kadar gidebilme imkanı sunuyor -- ve, tam olarak beklediğinizi yapıyor.Thật sự nó cho phép bắt cứ ai có thể đi vào - và nó làm chính xác những gì bạn muốn, thấy đó?