Ana içeriğe geç
Sözlük

imansızlık ile cümle

imansızlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
İmansızlıkları yüzünden İsa orada pek fazla mucize yapmadı.He didn't do many mighty works there because of their unbelief.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.We see that they were not able to enter in because of unbelief.
Doğru, onlar imansızlık yüzünden kesildiler. Sense imanla yerinde duruyorsun. Böbürlenme, kork!Dobře pravíš. Pro nevěru vylomeny jsou, ale ty věrou stojíš. Nebudiž vysokomyslný, ale boj se.
Doğru, onlar imansızlık yüzünden kesildiler. Sense imanla yerinde duruyorsun. Böbürlenme, kork!Dobre. Vylomené sú neverou, a ty stojíš vierou. Nebuď vysokomyseľný, ale sa boj!
Doğru, onlar imansızlık yüzünden kesildiler. Sense imanla yerinde duruyorsun. Böbürlenme, kork!Dobro, zavoljo nevere so bile odlomljene, ti pa z vero stojiš. Ne prevzetuj, ampak boj se!
Doğru, onlar imansızlık yüzünden kesildiler. Sense imanla yerinde duruyorsun. Böbürlenme, kork!Dobrze; dla niedowiarstwa odłamane są, ale ty wiarą stoisz; nie bądźże hardej myśli, ale się bój.
Doğru, onlar imansızlık yüzünden kesildiler. Sense imanla yerinde duruyorsun. Böbürlenme, kork!Está bem; pela sua incredulidade foram quebrados, e tu pela tua fé estás firme. Não te ensoberbeças, mas teme;
Doğru, onlar imansızlık yüzünden kesildiler. Sense imanla yerinde duruyorsun. Böbürlenme, kork!옳도다 저희는 믿지 아니하므로 꺾이우고 너는 믿으므로 섰느니라 높은 마음을 품지 말고 도리어 두려워하라
Doğru, onlar imansızlık yüzünden kesildiler. Sense imanla yerinde duruyorsun. Böbürlenme, kork!Oikein; epäuskonsa tähden ne taitettiin pois, mutta sinä pysyt uskosi kautta. Älä ole ylpeä, vaan pelkää.
Doğru, onlar imansızlık yüzünden kesildiler. Sense imanla yerinde duruyorsun. Böbürlenme, kork!Phải lắm; các nhánh đó đã bị cắt bởi cớ chẳng tin, và ngươi nhờ đức tin mà còn; chớ kiêu ngạo, hãy sợ hãi.
Doğru, onlar imansızlık yüzünden kesildiler. Sense imanla yerinde duruyorsun. Böbürlenme, kork!Úgy van; hitetlenség miatt törettek ki, te pedig hit által állasz; fel ne fuvalkodjál, hanem félj;
Doğru, onlar imansızlık yüzünden kesildiler. Sense imanla yerinde duruyorsun. Böbürlenme, kork!Vel! ved deres Vantro bleve de afbrudte, men du står ved din Tro; vær ikke overmodig, men frygt!
Doğru, onlar imansızlık yüzünden kesildiler. Sense imanla yerinde duruyorsun. Böbürlenme, kork!Vel! ved sin vantro blev de avbrutt, men du står ved din tro; vær ikke overmodig, men frykt!
Doğru, onlar imansızlık yüzünden kesildiler. Sense imanla yerinde duruyorsun. Böbürlenme, kork!Καλως δια την απιστιαν απεκοπησαν, συ δε δια της πιστεως ιστασαι μη υψηλοφρονει, αλλα φοβου
Doğru, onlar imansızlık yüzünden kesildiler. Sense imanla yerinde duruyorsun. Böbürlenme, kork!Добре: невірою відломились вони, ти ж вірою стоїш. Не носись високо, а бій ся.
Doğru, onlar imansızlık yüzünden kesildiler. Sense imanla yerinde duruyorsun. Böbürlenme, kork!Хорошо. Они отломились неверием, а ты держишься верою: не гордись, но бойся.
Doğru, onlar imansızlık yüzünden kesildiler. Sense imanla yerinde duruyorsun. Böbürlenme, kork!כן הוא המה נקפו על אשר לא האמינו ואתה הנך קים על ידי האמונה אל תתגאה כי אם ירא׃
Doğru, onlar imansızlık yüzünden kesildiler. Sense imanla yerinde duruyorsun. Böbürlenme, kork!حسنا. من اجل عدم الايمان قطعت وانت بالايمان ثبتّ. لا تستكبر بل خف.
Doğru, onlar imansızlık yüzünden kesildiler. Sense imanla yerinde duruyorsun. Böbürlenme, kork!不 錯 . 他 們 因 為 不 信 、 所 以 被 折 下 來 . 你 因 為 信 、 所 以 立 得 住 . 你 不 可 自 高 、 反 要 懼 怕
Doğru, onlar imansızlık yüzünden kesildiler. Sense imanla yerinde duruyorsun. Böbürlenme, kork!不錯.他們因為 不 信 、 所以 被 折 下來 . 你 因 為信 、 所以 立 得 住 . 你 不 可 自 高 、 反 要 懼怕
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.Aussi voyons-nous qu`ils ne purent y entrer à cause de leur incrédulité.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.A vidíme, že jsou nemohli vjíti pro nevěru.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.A vidíme, že nemohli vojsť pre neveru.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.En waarom konden zij die rust en vrede niet krijgen? Omdat zij Hem niet wilden vertrouwen.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.E vemos que não puderam entrar por causa da incredulidade.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.In realtà vediamo che non vi poterono entrare a causa della loro mancanza di fede
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.In vidimo, da niso mogli priti vanj zaradi nevere.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.I widzimy, iż tam nie mogli wnijść dla niedowiarstwa.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.Ja niin me näemme, että he epäuskon tähden eivät voineet siihen päästä.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.이로 보건대 저희가 믿지 아니하므로 능히 들어가지 못한 것이라
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.Látjuk is, hogy nem mehettek be hitetlenség miatt.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.Og vi se, at de ikke kunde gå ind på Grund af Vantro.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.Så ser vi da at det var for vantros skyld de ikke kunde komme inn.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.Så se vi då att det var för otros skull som de icke kunde komma ditin.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.Sekarang kita mengerti bahwa mereka tidak dapat masuk, karena mereka tidak percaya kepada Allah
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.Und wir sehen, daß sie nicht haben können hineinkommen um des Unglaubens willen.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.Vả , chúng_ta thấy những người ấy không_thể vào đó được vì cớ không tin .
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.Vả, chúng ta thấy những người ấy không thể vào đó được vì cớ không tin.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.Vedem dar că n'au putut să intre din pricina necredinţei lor.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.Y vemos que ellos no pudieron entrar debido a su incredulidad
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.Και βλεπομεν οτι δια απιστιαν δεν ηδυνηθησαν να εισελθωσι.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.Итак видим, что они не могли войти за неверие.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.І бачимо, що не змогли ввійти за невірство.
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.Следователно, за Божиите люде остава една съботна почивка. ( Виж. ст. 4. )
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.ואנחנו ראים כי לא יכלו לבוא על אשר לא האמינו׃
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.فنرى انهم لم يقدروا ان يدخلوا لعدم الايمان
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.這 樣 看 來 、 他 們 不 能 進 入 安 息 、 是 因 為 不 信 的 緣 故 了
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.這樣 看來 、 他 們 不 能 進入 安息 、 是 因 為 不 信 的 緣故了
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.Ale o zaslíbení Božím nepochyboval z nedověry, nýbrž posilnil se věrou, dav chválu Bohu,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.a nepochyboval o zasľúbení Božom v nevere, ale bol posilnený vo viere dajúc slávu Bohu
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.Az Istennek ígéretében sem kételkedett hitetlenséggel, hanem erõs volt a hitben, dicsõséget adván az Istennek,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.glede na obljubo Božjo pa ni dvomil v nejeveri, temuč ojačil se je v veri, in davši čast Bogu,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.Han tvivlade icke på Guds löfte i otro, utan blev fastmer starkare i sin tro; ty han ärade Gud
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.Hij klemde zich vast aan de belofte van God. Zijn vertrouwen bleef sterk en hij gaf God alle eer.
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.믿음이 없어 하나님의 약속을 의심치 않고 믿음에 견고하여져서 하나님께 영광을 돌리며
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.men om Guds Forjættelse tvivlede han ikke i Vantro, derimod blev han styrket i Troen, idet han gav Gud Ære
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.mutta Jumalan lupausta hän ei epäuskossa epäillyt, vaan vahvistui uskossa, antaen kunnian Jumalalle,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.O obietnicy tedy Bożej nie wątpił z niedowiarstwa; ale się umocnił wiarą i dał chwałę Bogu,
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.på Guds løfte tvilte han ikke i vantro, men blev sterk i sin tro, idet han gav Gud æren
İmansızlık edip Tanrının vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrıyı yüceltti.Per la promessa di Dio non esitò con incredulità, ma si rafforzò nella fede e diede gloria a Dio
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod