Dinsizin hakkından imansız gelir.Set a thief to catch a thief.
"İmansız cennete gidemez; fakat tasavvufsuz cennete giden pek çoktur.They have no fixed dwelling place, but move from one akhda to another.
Bunları sadece imansızlara karşı kullanmamızı istiyorlar.They ask us to use them only against the infidels.
İmansızlarla savaşta hayatımı verdim"I have laid down my life fighting the infidels."
Aslında, onlar imansızlardır.In effect, they are the infidels.
İmansızlıkları yüzünden İsa orada pek fazla mucize yapmadı.He didn't do many mighty works there because of their unbelief.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.He marveled because of their unbelief. He went around the villages teaching.
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.Immediately the father of the child cried out with tears, "I believe. Help my unbelief!"
Kardeş kardeşe karşı dava açıyor, üstelik imansızlar önünde!But brother goes to law with brother, and that before unbelievers!
Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.We see that they were not able to enter in because of unbelief.
Hatta az bir güruh değil, onların çoğu ahit tanımaz imansızlardır.In fact, most of them do not have faith.
(Hatta sadece az bir güruh da değil), onların ekserisi ahit tanımaz imansızlardır.In fact, most of them do not have faith.
"İmansız cennete gidemez; fakat tasavvufsuz cennete giden pek çoktur.Questa è la vostra terra promessa, non andatevene perché molte generazioni vivranno in questo luogo".
"İmansız cennete gidemez; fakat tasavvufsuz cennete giden pek çoktur.Они не могут стать частью небесного класса; у них нет небесных надежд; но Бог приготовил для них кое-что.
"İmansız cennete gidemez; fakat tasavvufsuz cennete giden pek çoktur.Do obiektu nie prowadzi żadna droga utwardzona - dojazd tylko drogą polną.
Minzi peyniri ya da imansız peynir konulabilir.Zapékáme většinou sýrem nebo bešamelem.
Aslında, onlar imansızlardır.Akibatnya, merekalah yang kafir (tidak setia).
Aslında, onlar imansızlardır.Därför är de trolösa.
Aslında, onlar imansızlardır.En efecto, ellos son los infieles.
Aslında, onlar imansızlardır.En fait, ce sont eux, les infidèles.
Aslında, onlar imansızlardır.Im Grunde sind sie die Ungläubigen.
Aslında, onlar imansızlardır.In effetti, essi sono gli infedeli.
Aslında, onlar imansızlardır.În realitate, ei sunt necredincioșii.
Aslında, onlar imansızlardır.사실상 오히려 그들이 이교도입니다.
Aslında, onlar imansızlardır.Na verdade, eles é que são os infiéis.
Aslında, onlar imansızlardır.Thực chất, họ là những người không theo đạo
Aslında, onlar imansızlardır.Valójában ők a hitetlenek.
Aslında, onlar imansızlardır.V bistvu so oni neverniki.
Aslında, onlar imansızlardır.Vlastne, oni sú neveriaci.
Aslında, onlar imansızlardır.W rezultacie to oni są niewierni.
Aslında, onlar imansızlardır.Zij zijn inderdaad de ongelovigen.
Aslında, onlar imansızlardır.Στην πραγματικότητα, αυτοί είναι οι άπιστοι.
Aslında, onlar imansızlardır.Всъщност, именно те са неверниците.
Aslında, onlar imansızlardır.Таким образом, они и есть язычники.
Aslında, onlar imansızlardır.Якщо розібратись, то вони і є "безбожниками".
Aslında, onlar imansızlardır.למעשה, הם הינם הכופרים.
Aslında, onlar imansızlardır.في الواقع، هم الكفرة.
Aslında, onlar imansızlardır.どの宗教でも 原理主義者というのは
Bunları sadece imansızlara karşı kullanmamızı istiyorlar.Arra kérnek, hogy csak a hitetlenek ellen használjuk őket.
Bunları sadece imansızlara karşı kullanmamızı istiyorlar.Ci chiedono di usarle solo contro gli infedeli.
Bunları sadece imansızlara karşı kullanmamızı istiyorlar.Eles pedem-nos que as usemos apenas contra os infiéis.
Bunları sadece imansızlara karşı kullanmamızı istiyorlar.Họ bảo chúng tôi chỉ dùng những thứ này để chống lại những người không theo đạo.
Bunları sadece imansızlara karşı kullanmamızı istiyorlar.Ils nous demandent de les utiliser seulement contre les infidèles.
Bunları sadece imansızlara karşı kullanmamızı istiyorlar.Każą nam używać ich tylko przeciw niewiernym.
Bunları sadece imansızlara karşı kullanmamızı istiyorlar.그들은 이것을 적들에게만 사용하라고 당부하죠.
Bunları sadece imansızlara karşı kullanmamızı istiyorlar.Mereka menyuruh kami untuk hanya menggunakannya melawan kaum kafir.
Bunları sadece imansızlara karşı kullanmamızı istiyorlar.Ne cer să le folosim doar împotriva necredincioşilor.
Bunları sadece imansızlara karşı kullanmamızı istiyorlar.Nos dicen que deben usarse sólo contra los infieles.
Bunları sadece imansızlara karşı kullanmamızı istiyorlar.Sie befehlen uns, sie nur gegen Ungläubige zu verwenden.
Bunları sadece imansızlara karşı kullanmamızı istiyorlar.Žádají nás, abychom je používali jenom proti bezvěrcům.
Bunları sadece imansızlara karşı kullanmamızı istiyorlar.Ze vragen ons om ze enkel tegen de goddelozen te gebruiken.
Bunları sadece imansızlara karşı kullanmamızı istiyorlar.Žiadajú nás použiť ich len proti neveriacim.
Bunları sadece imansızlara karşı kullanmamızı istiyorlar.Μας ζητούν να τα χρησιμοποιούμε μόνο εναντίον των άπιστων.
Bunları sadece imansızlara karşı kullanmamızı istiyorlar.Вони просять нас використовувати це тільки проти невірних.
Bunları sadece imansızlara karşı kullanmamızı istiyorlar.Молят ни да ги използваме само срещу неверниците.
Bunları sadece imansızlara karşı kullanmamızı istiyorlar.Нам говорят, что использовать это надо только против неверных.
Bunları sadece imansızlara karşı kullanmamızı istiyorlar.הם דורשים מאיתנו להשתמש בהם רק נגד הכופרים.
Bunları sadece imansızlara karşı kullanmamızı istiyorlar.ويطلبون منا إستخدامها فقط ضد الكفار.
Bunları sadece imansızlara karşı kullanmamızı istiyorlar.それから自爆テロをするよう教えるんだ
Çocuğun babası hemen, ‹‹İman ediyorum, imansızlığımı yenmeme yardım et!›› diye feryat etti.A ihned zvolav otec mládence toho s slzami, řekl: Věřím, Pane, spomoz nedověře mé.