Ana içeriğe geç
Sözlük

iman ile cümle

iman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Ey iman edenler, faizi kat kat artırılmış olarak yemeyin.O ye who believe! Devour not usury, doubling and quadrupling (the sum lent).
Öyleyse iman edin, sizin için hayırlıdır.Therefor believe; (it is) better for you.
Onlardan, iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: "Hıristiyanlarız" diyenleri bulursun.And thou wilt find the nearest of them in affection to those who believe (to be) those who say: Lo!
Benim ecrim, yalnızca Allah'a aittir. Ben iman edenleri kovacak değilim.I ask of you no wealth therefor.
Ancak insanların çoğu iman etmezler.That which is revealed unto thee from thy Lord is the Truth, but most of mankind believe not.
O gün, onlar imandan çok inkara yakındılar. Kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlar.They utter with their mouths a thing which is not in their hearts.
Bu, onların imanını artırdı da: "Allah bize yeter.(The threat of danger) but increased the faith of them and they cried: Allah is Sufficient for us!
Kim imanı inkar ederse, şüphesiz amelleri boşa gider. O, ahirette de kaybedenlerdendir.Whoso denieth the faith, his work is vain and he will be among the losers in the Hereafter.
Bir çağırıcının, 'Rabbinize inanın!' diye imana çağırdığını işittik ve iman ettik.Lo! we have heard a crier calling unto Faith: "Believe ye in your Lord!"
Benim ücretim Allah'tandır. Ama ben iman edenleri paylayıp kovamam.I ask of you no wealth therefor.
Ne var ki, insanların çokları iman etmezler.That which is revealed unto thee from thy Lord is the Truth, but most of mankind believe not.
Eğer iman eder ve sakınırsanız Allah size mükafatınızı verir.And if ye believe and ward off (evil).
Biz, 'Rabbinize iman edin' diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik.Lo! we have heard a crier calling unto Faith: "Believe ye in your Lord!" So we believed.
Ey iman edenler! Kadınlara zorla varis olmanız size helal değildir.O ye who believe!
Her kim imanı inkâr ederse, ameli boşa gitmiş olur ve o, ahirette zarara uğrayanlardandır.Whoso denieth the faith, his work is vain and he will be among the losers in the Hereafter.
Ve yine iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: "Biz hıristiyanlarız" diyenleri bulursun.And thou wilt find the nearest of them in affection to those who believe (to be) those who say: Lo!
Lâkin insanların çoğu iman etmezler.That which is revealed unto thee from thy Lord is the Truth, but most of mankind believe not.
Çünkü Allah'ın vaadi mutlaka haktır. Sakın imanı sağlam olmayanlar seni hafifliğe sevketmesinler.Allah's promise is the very truth, and let not those who have no certainty make thee impatient.
Eğer iman eder kötülükten sakınırsanız, Allah size mükâfatınızı verir.And if ye believe and ward off (evil).
Babamı da affet, (ona tövbe ve iman nasib et).And forgive my father.
Allah sizin imanınızı çok iyi bilir. Birbirinizdensiniz, aynı soydansınız.Your faith is best known [only] to Allah; you are all [on a] similar [footing].
Bunun sebebi, onların önce iman edip sonra inkar etmeleridir. Bu yüzden kalpleri mühürlenmiştir.That is because they believed and then disbelieved, so their hearts were sealed.
Ey iman edenler! Haktan yana olup var gücünüzle ve bütün işlerinizde adaleti gerçekleştirin.O you who have faith!
Âyetleri size açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza iman edesiniz. [7,54; 11,3; 36,38; 41,37; 7,54]He directs the command, elaborates the signs that you may be certain of encountering your Lord.
Ey iman edenler! Sizden hiçbir topluluk bir başka toplulukla alay etmesin.O you who have faith!
"Rabbimiz, biz, 'Rabbinize inanın' diye imana çağıran bir davetçiyi işittik ve inandık.Our Lord, we have indeed heard a summoner calling to faith, declaring, ‘‘Have faith in your Lord!’’
Allah'a iman ettik biz!We believe in Allah.
Onlar, o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla, kalblerinde olmayanı söylüyorlar.They said with their mouths what was not in their hearts.
Zira siz imana çağrılırdınız da inkar ederdiniz!"You were called to belief but disbelieved.'
(Ey Muhammed) iman edip salih amellerde bulunanları müjdele.Bear glad tidings to those who believe and do good works.
O gün onlar, imandan çok küfre daha yakındılar. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı.They said with their mouths what was not in their hearts.
Kim imanı tanımayıp küfre saparsa, elbette onun yaptığı boşa çıkmıştır.Whosoever denies the belief, his labors will be annulled.
Çünkü siz, imana çağrıldığınız zaman inkar ediyordunuz.You were called to belief but disbelieved.'
Kim imanı inkar ederse, şüphesiz amelleri boşa gider.Whosoever denies the belief, his labors will be annulled.
Halbuki onlar, o gün imandan ziyade küfre yakındılar. Özlerinde olmayan söze getiriyorlardı.They said with their mouths what was not in their hearts.
O gün onlar, imandan çok küfre yakın idiler. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlar.They said with their mouths what was not in their hearts.
Ey iman edenler! Allah'ın buyruğuna ters düşmekten sakının; O'na varmaya vesîle arayın.Believers, have fear of Allah and seek the means by which you come to Him.
Kendisine iman ettiğiniz Allah'tan sakının!Have fear of Allah in whom you believe.
Bir kent inansa da imanı kendisine yarar sağlasa ya! Yûnus'un kavmi müstesna.Why, was there never a village that believed and its belief benefited them?
Hani, siz imana çağrılıyordunuz da inkâr ediyordunuz!"You were called to belief but disbelieved.'
Ta ki, kendilerine kitap verilenler iyice ve apaçık bilsinler. İman etmiş olanların imanı artsın.And that those who were given the Book, and those who believe will not be in doubt.
Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı.Believers, retaliation is decreed for you concerning the killed.
Onlar o gün, imandan çok, kafirliğe yakın idiler. Ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı.They said with their mouths what was not in their hearts.
Yine O'na iman etmedikleri ilk durumdaki gibi onların gönüllerini ve gözlerini ters çeviririz.We will turn away their hearts and eyes since they refused to believe in it at first.
Zira siz imana davet ediliyorsunuz, fakat inkar ediyorsunuz.You were called to belief but disbelieved.'
Ey iman edenler! Öldürmede kısas size farz kılındı.Believers, retaliation is decreed for you concerning the killed.
Allah'a iman ettik.We believe in Allah.
Ey iman edenler! Düşmana karşı her türlü savunma tedbirinizi alınız.Believers, take your precautions.
Ama çokları iman etmiş değillerdir.Yet most of them do not believe.
Çünkü siz imana davet ediliyordunuz da inkâr ediyordunuz."You were called to belief but disbelieved.'
Ey iman edenler! Öldürülen kimselerin hakkını almak için size kısas farz kılındı.Believers, retaliation is decreed for you concerning the killed.
Biz Allah’a iman ettik.We believe in Allah.
Ey iman edenler! Düşmanlarınıza karşı korunma tedbirinizi alın.Believers, take your precautions.
Onlar imana gelmek için ne bekliyorlar? Meleklerin inmesini mi?Are they waiting for the angels or your Lord to come to them, or for some of the signs of your Lord?
Fakat onların ekserisi ders alıp da iman etmezler.Yet most of them do not believe.
O an onlar imandan daha çok inkara yakın idiler. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlar.They said with their mouths what was not in their hearts.
Bundan dolayı kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman etmektedirler.And those to whom We [previously] gave the Scripture believe in it.
Bunlar (putatapıcılar)dan da ona iman edecek olanlar vardır.And among these [people of Makkah] are those who believe in it.
"O (Kur'an), 'gerçeğe ve doğruya' yöneltip-iletiyor. Bu yüzden ona iman ettik.It guides to the right course, and we have believed in it.
Ey iman sahipleri! Sabra ve namaza/duaya sarılarak yardım dileyin.O you who have believed, seek help through patience and prayer.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
iman ile cümle - Sayfa 18 - iman kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App