im ile cümle

im kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Söylediğine inanmam imkansızdır.It's impossible for me to believe what you are saying.
Tom imkansızı yapmaya çalışıyor.Tom is trying to do the impossible.
Tom'un el becerisi iyi. Birçok ilginç şeye imza attı.Tom is good with his hands and has built many interesting things.
Tom adını imzalamayı unuttu.Tom forgot to sign his name.
Tom Mary'nin rekor kırmasının imkansız olduğunu düşünüyor.Tom thinks it impossible for Mary to break the record.
Tom Mary'yi ikna etmeyi imkansız buldu.Tom found it impossible to persuade Mary.
Mary'nin ne zaman varacağını Tom'un bilmesi imkansızdı.Tom had no way of knowing when Mary would arrive.
İmdat! Boğuluyorum!Help! I'm drowning!
Tom Mary'den yıllığını imzalamasını istedi.Tom wanted Mary to sign his yearbook.
Tom sözleşme imzaladı.Tom signed the contract.
Tom sözleşmeyi imzaladı.Tom signed the contract.
Tom mukaveleyi imzaladı.Tom signed the contract.
Tom adını imzalamayı reddetti.Tom refused to sign his name.
Tom çeki imzalamayı unuttu.Tom forgot to sign the check.
Tom Mary ile bir uzlaşmaya varmanın imkansız olduğunu söyleyebiliyordu.Tom could tell that it would be impossible to reach a compromise with Mary.
Onlar Tom'a bir gizlilik anlaşması imzaladığını söylediler.They told Tom that he had to sign a nondisclosure agreement.
Tom'u bizimle gelmesi için ikna etmek gerçekte imkansız olurdu.It would be virtually impossible to convince Tom to come along with us.
O, belgeleri imzalamayı reddetti.He refused to sign the documents.
Tom Mary'nin ona verdiği dolmakalemle imzasını attı.Tom signed his name with the pen Mary had given him.
Tom, Mary'nin avukatının verdiği tüm belgeleri imzaladı.Tom signed all the documents Mary's lawyer gave him.
O şarkıda Debussy'nin eserlerinden biri için bir ima var.There's an allusion to one of Debussy's works in that song.
Biz Noldor'um. Ben Hísiel'im. Siz Sindarlardan biri misiniz?We are Noldor. I’m Hísiel. Are you one of the Sindar?
İmkansız olduğunu biliyordun ve yine de denedin.You knew it was impossible and even then, you tried.
Roma'da bütün görülecek yerleri bir günde görmek imkansızdır.It's impossible to see all the sights in Rome in one day.
Tom onun imkansız olduğunu biliyordu.Tom knew it was impossible.
Ben Samuel'im.I am Samuel.
Bu şirket ve ben, üç yıllık bir sözleşme imzaladık.This company and I have signed a contract of three years.
Meksika, Cenevre Sözleşmesi'nde imza sahibi mi?Is Mexico a signatory to the Geneva Convention?
Nehri yüzerek geçmek imkânsız. Çok geniş!It's impossible to cross the river by swimming. It's too wide!
Yüzerek geçmek imkânsız. Nehir çok geniş.It's impossible to cross the river by swimming. It's too wide!
Onun nereye gittiğini bilmek imkansız.It's impossible to know where he has gone.
İmparatorluğun çöküşü kaçınılmazdı.The fall of the empire was inevitable.
Dilekçeyi imzalamak için aşağıya tıklayınız!Click below to sign the petition!
Hayır efendim, ben Alman'ım.No, Sir, I am German.
Neden erkekler hiç mutlu değiller? Çünkü onlar hep imkansızı istiyorlar.Why are men never happy? Because they always want the impossible.
Allah için hiçbir şey imkansız değildir.Nothing is impossible for God.
Hiçbir şey bir Tanrı için imkansız değildir.Nothing is impossible for a god.
Tanrılar için hiçbir şey imkansız değildir.Nothing is impossible for the gods.
Evliliğinde bir şeyin yanlış olduğunu ima etti.He implied that something was wrong with his marriage.
Bir "İmdat!" çığlığı duydum. Gülüyordum.I heard a voice cry "Help!". I was laughing.
O, benim Bay Right'ımdır.He's my Mr. Right.
Gerçekten tatmin edici bir çözüm bulmak imkansızdı.It was impossible to come up with a really satisfactory solution.
Bir yumurtayı iki elimle temiz bir şekilde kırmam imkansız.It is impossible for me to cleanly crack an egg with both hands.
Affedebiliriz ama unutmak, bu imkansız.We can forgive, but forgetting, it's impossible.
Biz affedebiliriz fakat unutmak imkansızdır.We can forgive, but forgetting is impossible.
Boşanma kağıtlarını az önce imzaladım, nihayet özgürüm!I've just signed the divorce papers; I'm free at last!
İmkansıza ulaşıldı.The impossible was achieved.
Onunla dost şartlarda kalmaya çalıştım ama bu imkansızdı.I tried to stay on friendly terms with her, but it was impossible.
O, kutuyu kaldırmaya çalıştı fakat bunu yapmayı imkansız buldu.She tried to lift the box, but found it impossible to do.
Böyle bir gürültüde ders çalışmak imkansızdır.It's impossible to study in such noise.
İmdat! Onlar bana vuracaklar!Help! They're going to hit me!
İmdat? Onlar beni bıçaklayacaklar.Help! They're going to stab me!
Bunu yapmamın imkanı yok.There's no way I'm doing that.
Dinozor yumurtaları mı? İmkansız. Bu hayvanlar çoktan tükenmişler.Dinosaur eggs? Impossible. These animals are already extinct.
Ben bu web sayfasını yer imi olarak ekledim.I bookmarked this website.
Benim Playstation'ımı asla atmam.I will never throw away my Playstation.
Benim Xbox360'ım bozuk gibi görünüyor.It looks like my Xbox360 is broken.
Bunun imkansız olduğunu gördün mü?Did you see it is impossible?
Bir sözlük olmadan bu cümleyi çevirmek imkansız.It's impossible to translate this sentence without a dictionary.
Merhaba, ben Beşir'im.Hello, I am Bashir.

İlgili Sayfalar