im ile cümle
im kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom itirafı imzalamamalıydı.Tom shouldn't have signed a confession.
Tom ve Mary itirafları imzalamamalıydı.Tom and Mary shouldn't have signed confessions.
Araç sigorta belgelerini imzalamak için bir kaleme ihtiyacım var.I need a pen to sign the car insurance documents.
Onu yapmam imkansız.It's impossible for me to do that.
Caligula deli bir imparatordu.Caligula was a mad emperor.
İmzaladığım kağıtlara daha fazla dikkat etmem gerekirdi.I should have paid more attention to the papers I signed.
"Ben Jamal'im. Tanıştığımıza memnun oldum." "Ben Sarah.""I'm Jamal. Nice to meet you." "I'm Sarah."
Tom bir sözleşme imzalamadı.Tom hasn't signed a contract.
Ben bir DJ'im.I'm a DJ.
"Ben Fadıl'ım, tanıştığımıza memnun oldum." "Seninle tanışmak bir zevk, Fadıl.""I'm Fadil, it's nice to meet you." "It's a pleasure to meet you, Fadil."
Roma'da birçok deli imparator vardı.Rome had several mad emperors.
Osmanlı imparatorluğunda birçok deli padişah vardı.There were so many mad sultans in the Ottoman Empire.
Fotoğraflarımı iPad'imden nasıl silebilirim?How can I delete photos from my iPad?
O, yapılması imkansızdır.That's impossible to do.
Onu yapmak imkansızdır.That's impossible to do.
Ben bir redneck'im.I'm a redneck.
Rüyalarda ve aşkta hiçbir imkânsızlık yoktur.In dreams and in love there are no impossibilities.
Efendim, ben sizin büyük bir hayranınızım. Bana bir imza verebilir misiniz?Sir, I'm a great fan of yours. Could I have your autograph?
Ben Tom Jackson'ım.I'm Tom Jackson.
Tom, şartlı tahliye imkanı olmaksızın ömür boyu hapse mahkum edildi.Tom has been sentenced to life in prison without the possibility of parole.
Tom'la iyi geçinmek imkansızdır.Tom is impossible to get along with.
Şehri imha et.Destroy the city.
Kaleyi imha et.Destroy the castle.
Hisarı imha et.Destroy the fortress.
İmkansızıı mümkün yapmak bizim işimizdir.It is our job to make the impossible possible.
Sizin için imkansız olan şey başkası için çok iyi mümkün olabilir.What is impossible for you could very well be possible for someone else.
Sözleşmeyi zaten imzaladın mı?Have you signed the contract already?
Sözleşmeyi henüz imzalamadım.I haven't yet signed the contract.
Sözleşmeyi imzaladınız mı?Have you signed the contract?
İnsanın imkânları yalnızca hayal gücü ile sınırlıdır.The opportunities of man are limited only by his imagination.
Bunu tek başıma yapmama imkân yok.I can't possibly do this alone.
Bunun tamamını tek başıma yapmak imkansızdır.It's impossible to do this all by myself.
Ben evrakları imzaladım.I signed the papers.
Bu parçayı çalmak imkansız.This piece is impossible to play.
Eurail geçişi, Avrupa'da sınırsız seyahat imkanı sağlar.The Eurail pass allows for unlimited travel inside Europe.
Onu sevmemek imkansızdır.It's impossible not to love it.
"Günümüzde kendini kitle imha silahlarına karşı korumak mümkün değildir."Nowadays it's not possible to protect oneself against weapons of mass destruction.
Bu bir imitasyon.This is a cheap knock-off.
Ekibimiz büyük bir başarıya imza attı.Our team accomplished a great success.
Bilim, uçak ve gökdelenler inşa eder ama iman onları bir araya getirir.Science builds planes and skyscrapers, but faith brings them together.
Eldeki tüm imkanları kullanarak görevi bitirmelisin.You must finish the task by any means necessary.
Çoğu mutfak lavabosu paslanmaz çelikten imal edilmiştir.Most kitchen sinks are made of stainless steel.
İmparatorluk hala Kıbrıs, Girit, Rodos, Malta ve Sicilya adalarını içeriyordu.The empire still included the islands of Cyprus, Crete, Rhodes, Malta, and Sicily.
Bir şeyi ima etmeye mi çalışıyorsun?Are you trying to imply something?
Bu lekeyi çıkarmak imkansız olacak.It'll be impossible to remove this stain.
Geleceğin imparatorlukları aklın imparatorluklarıdır.The empires of the future are the empires of the mind.
Sadece bunu yapmak imkansız.It's just impossible to do.
Bugün ütopya gerçekleşebilir bir imkansızlık anlamına geliyor.Utopia today means a realisable impossibility.
Tom biraz yardım olmadan onu yapabilmesinin imkanı olmadığını biliyor.Tom knows there's no way he can do that without some help.
Tom itirafı kendi isteğiyle imzalamadı.Tom didn't sign the confession voluntarily.
Başka kayıplar olmadan kazanmak imkansızdır.It is impossible to win without another one losing.
Bu filmi izleyeceksen, IMAX formatında izlemelisin.If you're going to watch that movie, you should watch it in IMAX.
Tom imkansızı mümkün yapan insandır.Tom is a man who makes the impossible possible.
Sonsuzluğun imajını hayatımız üzerine basalım.Let us print the image of eternity on our life.
Bu şeylerin doğru olmasını şart koşarsan, sözleşmeyi imzalayacağım.If you stipulate that these things are true, I will sign the contract.
Tom'la konuşma imkânı bulamadım.I wasn't able to talk to Tom.
Bunu yapman muhtemelen imkansız olacak.It'll probably be impossible for you to do that.
Bunu kendi başına yapmak imkansız olurdu.It would be impossible to do that by yourself.
Tom imkânı olsaydı bunu yapacağını söyledi.Tom said he would've done that if he could've.
Tom çok imla hatası yapmış.Tom made a lot of spelling mistakes.