im ile cümle

im kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tom, ABD'de büyük bir iş imparatorluğu kurdu.Tom built a massive business empire in the United States.
Tom Jackson ve John Smith, Avrupa'da büyük bir iş imparatorluğu kuruyorlardı.Tom Jackson and John Smith were building a huge business empire in Europe.
İmparator zaferle yurda döndü.The emperor returned home in triumph.
İmparator John kendisini yaşayan bir tanrı ilan etti.Emperor John declared himself a living god.
Bunu düzeltmek imkansız.It's impossible to fix.
Bu telefonla bir şehirler arası konuşma yapmak imkansızdır.It's impossible to make a long-distance call with this phone.
İmparator, kölelerinden birine kendisini öldürmesini emretti.The Emperor ordered one of his servants to kill himself.
Bunu imzalamanı istiyorum.I want you to sign this.
Onların bunu imzalamasını istiyorum.I want them to sign this.
Onun bunu imzalamasını istiyorum.I want him to sign this.
Seni yakalayabilmemin imkanı yok.There's no way I can catch you.
Onları yakalayabilmemin imkanı yok.There's no way I can catch them.
Onu yakalayabilmemin imkanı yok.There's no way I can catch him.
Onların evrakları imzalamasını istedim.I asked them to sign the papers.
Ondan, belgeleri imzalamasını rica ettim.I asked him to sign the papers.
Onun kağıtları imzalamasını istedim.I asked her to sign the papers.
Tom'u yenmek imkansızdır.Tom is impossible to beat.
Tom'un onu kendinin yapmasının imkanı yok.There's no way Tom did that himself.
Rusça öğrenmesi zor, kaybetmesi kolay ve unutması imkansız.Russian is hard to learn, easy to lose, and impossible to forget.
Avukatımız imzalamamız için bir sözleşme düzenledi.Our lawyer drew up a contract for us to sign.
Mektup Tom tarafından imzalandı.The letter was signed by Tom.
Birinin annesinden daha yaşlı olması imkansızdır.It's impossible for someone to be older than his mother.
Eğer bir zaman makinesi yoksa, birinin annesinden daha yaşlı olması imkansızdır.It's impossible for someone to be older than his mother, unless he has a time machine.
"Çay nasıl, genç efendim?" "Olağanüstü, sevgili Jeeves'im, olağanüstü.""How's the tea, young sir?" "Exceptional, my dear Jeeves, exceptional."
Tom onu imzalamaya zorlanıldığı için sözleşmenin geçersiz olduğunu iddia etti.Tom claimed that the contract was invalid because he'd been coerced into signing it.
Dan temmuz ayında sözleşme imzalayacaktı.Dan was to sign the contract in July.
Tom'un bunu yapmasının imkanı yok.There's no way Tom would ever do that.
Tam buraya imza atar mısın, lütfen?Could you just sign right here, please?
Bunu şimdi değiştirmek imkansız.It's impossible to change it now.
Tom'un doktorlarına göre, onun durumu tedavisi imkansız.According to Tom's doctors, his condition is incurable.
Zor ama imkansız değil.It's difficult but not impossible.
Gerçekten imkansız olduğunu mu düşünüyorsun?Do you really think it's impossible?
Tam olarak ne ima ediyorsun?What exactly are you implying?
Onu hayal etmek neredeyse imkansız.It's almost impossible to imagine.
Burayı imzalar mısın?Would you sign right here?
Bunu açıklamak imkansız.It's impossible to explain.
Neden itirafı imzaladın?Why did you sign the confession?
Bu hücreden çıkmak imkansız.It's impossible to get out of this cell.
Herhangi bir şey imzalamamı istiyor musun?Do you need me to sign anything?
Olimpiyat altın madalyası muhtemelen en imrenilecek spor ödülüdür.An Olympic gold medal is probably the most coveted sporting prize.
Seninle yaşamak sadece imkansız!It's just impossible to live with you!
Şer imparatorluğu çok kızgın.The evil empire is furious.
Tom Mary'den aldığı yeni kalemle adını imzaladı.Tom signed his name with the new pen that he got from Mary.
Vişnu imanlılarına Vaishnavalar denir; Şiva imanlılarına Shaiviteler denir.The devotees of Vishnu are called Vaishnavas; the devotees of Shiva are Shaivites.
Mesele hiçbir izaha imkan vermiyor.The matter admits of no explanation.
İmparatoriçe, Avustralya'yı ziyaret ediyor.The empress is visiting Australia.
Allah'ım, bugün bizi koru ve bize öncülük et!Lord, guard and guide us today!
Aman Allah'ım yağmur yağıyor.Oh, god. It's raining.
Son, imkansızın başlangıcıdır.The end is the beginning of the impossible.
Densizce imalarına ayar oluyorum.I'm sick of your crass hints.
O imitasyon deri.That's imitation leather.
Roma İmparatorluğu'nun sonunu ne belirledi?What decided the end of the Roman Empire?
Kocam bunu imzaladığında muhtemelen sarhoştu.My husband was probably drunk when he signed this.
Benim gemimde bir isyan mı? Bu tamamen imkansız.A mutiny on my ship? It's completely impossible.
Bu durumun tekrar oluşmasını engellemek imkansız.It is impossible to prevent this situation from occurring again.
Bilmeme imkan yok.I have no way to know.
Güneş olmasaydı hayat imkansız olurdu.If it weren't for the sun, life would be impossible.
Ben "imkansız" ifadesinin anlamını bilmiyorum.I don't know the meaning of the expression, "impossible."
O imkansız olacak.That'll be impossible.
İmalar açıktır.The implications are clear.

İlgili Sayfalar