im ile cümle
im kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Durrani İmparatorluğu Üçüncü Panipat Savaşı'nda Marathas'ı yendi.The Durrani Empire defeated the Marathas at the Third Battle of Panipat.
Durrani İmparatorluğu 1747 yılında Ahmed Şah Durrani tarafından Afganistan'da kurulmuştur.The Durrani Empire was established in Afghanistan by Ahmad Shah Durrani in 1747.
Bu imaj ilk defa sarsılıyor.This image is being shaken for the first time.
Tom'un yarışı kazanmasının imkanı yok.There's no way Tom will win the race.
Tom'u burada bulmamın imkanı yok.There's no way I'm going to find Tom in this place.
Mary'nin Tom'la bu anlaşmayı imzalaması şart mıydı?Did Mary have to sign this agreement with Tom.
Bazı şeyler imkansızdır.Some things are impossible.
Sigarayı bırakmak onun için imkansızdır.It's impossible for him to give up smoking.
Bu kütüphaneye erişim imkânım var.I have access to this library.
Tom her zaman imkansızı yapmaya çalışıyor.Tom is always trying to do the impossible.
Tom'u durdurmanın imkânı yok.There's no stopping Tom.
Tom'u durdurmanın imkanı yoktu.There was no stopping Tom.
Tom'un imzalaması için bazı çeklerim var.I have some checks for Tom to sign.
Artık kalmam imkânsız.I can't possibly stay any longer.
Daha fazla kalmama imkân yok.I can't possibly stay any longer.
Hey, bunun için imzalamadım.Hey, I didn't sign on for this.
Ne ima ettiğini bildiğimden emin değilim.I'm not sure I know what you're getting at.
Tom'un ne ima ettiğinden emin değilim.I'm not sure what Tom is getting at.
Korunacak bir imajımız var.We have an image to protect.
İmzalı boşanma anlaşmamız var.We have a signed divorce agreement.
Kalmam imkânsız.I can't possibly stay.
Bunun imkansız olduğunu anlamayacak mısın?Can't you understand that it's impossible?
Tasarım hatası olduğunu mu ima ediyorsun?Are you suggesting it's a design flaw?
Bu oldukça imkansız.It's highly improbable.
Bu imkansız olabilir.That might be impossible.
Her zaman imkansız olmuştur.It's always been impossible.
Bu fiziksel olarak imkansız olurdu.That would be physically impossible.
İnanmak neredeyse imkansız.That's almost impossible to believe.
Onları durdurmanın imkanı yoktu.There was no stopping them.
Bu imkansız bir durum.It's an impossible situation.
Ben zaten sözleşmeyi imzaladım.I've already signed the contract.
Bunu tamir etmek imkansız.It's impossible to fix it.
Sen ne ima ediyorsun?What're you insinuating?
Bunu Tom'suz yapmanın imkanı yok.There's no way to do this without Tom.
Yine adını imzalamayı unuttun mu?Did you forget to sign your name again?
Benden imkansızı yapmamı istiyorsunuz.You are asking me to do the impossible.
Tom "imkansız" kelimesini kullanmadı.Tom didn't use the word "impossible."
Eğer doğru değilse o itirafı neden imzaladın?Why did you sign that confession if it wasn't true?
O imkansız bir görevdi.It was an impossible task.
Onun Tom'un imzası olmadığını biliyorum.I know that isn't Tom's signature.
Bu kötü bir imza mı?Is this a bad sign?
Bunun bir imza olduğunu düşünüyor musun?Do you think it's a sign?
Tom Mary'nin imzalamasını istediği kağıtları imzaladı.Tom signed the papers that Mary asked him to sign.
Sözleşmeyi kurşun kalemle imzalama.Don't sign the contract in pencil.
Tom kağıtları imzaladı.Tom signed the papers.
Yanlış kağıdı imzaladım.I signed the wrong paper.
Adımı nereye imzalamam gerekiyor?Where should I sign my name?
Tek başıma bununla başa çıkabilmemin imkanı yok.There's no way I can handle this by myself.
Bu olası değil ama imkansız değil.It's unlikely, but not impossible.
Onlar bunun imkansız olduğunu söylüyorlar.They say it's impossible.
Tom bana bunun imkansız olduğunu söylüyor.Tom told me that it's impossible.
Onun imkansız olduğunu biliyorum.I know that's impossible.
İmkansızı yapamayız.We can't do the impossible.
Onun olabilmesinin imkanı yok.There's no way that could happen.
Tom az önce yeni bir sözleşme imzaladı.Tom has just signed a new contract.
Lütfen sözleşmeyi imzalama.Please don't sign the contract.
Bir itiraf imzaladın.You signed a confession.
Bir itiraf imzalamamalıydın.You shouldn't have signed a confession.
Bu zor olabilir ama imkansız değil.It may be difficult, but not impossible.
Bu ovada sürpriz bir saldırı neredeyse imkansızdır.A surprise attack is almost impossible in this plain.