Ben banyodan çıktıktan sonra benim yara iltihaplandı.After I got out of the bath, my wound festered.
Kesik artık iltihap akıtmıyor ve iyileşmeye başlıyor.The cut is no longer weeping and is starting to heal.
Benim sol topuğum iltihaplıdır.My left heel is inflamed.
Tom iltihaplı yarasına bir kurutucu ajan uyguladı.Tom applied a drying agent to his weeping wound.
Tom akciğer iltihaplanmasından öldü.Tom died from pneumonia.
Ayağımda iltihaplı bir kesik var.I have an infected cut on my foot.
Doymuş yağlar iltihapa neden olur.Saturated fats cause inflammation.
Yaradan iltihap sızmıştı.The wound seeped pus.
Kısa süre sonra, Drogo bir dövüşte yaralanır ve yara iltihaplanır.Shortly thereafter, Drogo is wounded in a fight, and the cut festers.
Tedavi olmaz ve dili iltihap kapar.The language is unaffected and the tone bantering.
İdrar nadiren kanlı görünür veya gözle görülebilecek piyüri (idrarda iltihap) içerir.Then he would relate what he had seen or what he was looking at.
Bir diğer açıklama, bir kıl dönmesinin iltihaplanması olduğudur.A further explanation is that he sough to cover up a bald spot.
İnsanda parainfluenza virüsü tipik olarak burun, boğaz ve hava yollarında iltihaplanmaya yol açar.Human parainfluenza virus typically results in inflammation of the nose, throat, and bronchi.
Anüs bölgesinde yapılan piercing'ler bazen kronik iltihaplanmalar yaratabilir.Daemons such as cron may also perform defined tasks at scheduled times.
2001: Dr. Michael Saunders, iltihap giderici etkisi üzerine incelemelerde bulundu.Dr. William Pettit was called in to look at the sickly pregnant woman.
Zaman zaman apse denilen iltihaplara yol açarlar.It occasionally pulls the so-called Mostindien-Express.
"O, bir zamanlar cauterised sahip olmak gerektiğini," dedi Mr. Huxter, "tüm özellikle iltihaplı. ""He ought to have it cauterised at once," said Mr. Huxter; "especially if it's at all inflamed."
Sonra eklemimi yırtmaya devam ettim ve sonunda dizim iltihap topladı.Then I went on to tear my ACL, the ligament in my knee, and then developed an arthritic knee.
Onun kefen iltihaplanmış Lies; nerede, dedikleri gibi, birkaç saat gece ruhları çare;Lies festering in his shroud; where, as they say, At some hours in the night spirits resort;--
Bu işlem hem bakteri hem de iltihaplanma önleyicidir.This has both anti-bacterial and anti-inflammatory properties.
Bu tarz bir ağaç-tomurcuk yapısı iltihap olduğunu gösterir; bir enfeksiyon olması muhtemel.This sort of tree and bud formation indicates there's inflammation; there's likely to be infection.
Böylece umarım, bu size iltihaplı tepkide neler olduğuna dair bir fikir vermiştir.So hopefully, this gives you a good sense of what is going on in the inflammatory response.
Ve gördü ki eğer iltihap yoksa tarama sonucu tekdüze gri renkte.And she saw that if there is no inflammation, then the scan is a uniform gray.
- Hm, yara iltihap ka..Nasty wound. - Strunk! Well infect-
Bu doğal bir iltihap önleyicidir.It's a natural anti-inflammatory.
Bunlar böbrek iltihaplanmasını, lezyonları ve böbrek ağırlığının artmasını içeriyor.These include kidney inflammation and lesions and increased kidney weight.
Periodontitis, periodonsiyumun, yani dişe komşu destek dokuların iltihaplanmasıdır.Periodontitis is an inflammation of the periodontium, i.e., the tissues that support the teeth.
MRI T2 ağırlıklı spin eko görüntülerinde iltihaplı perikard, yüksek sinyal yoğunluğu gösterecektir.On MRI T2-weighted spin-echo images, inflamed pericardium will show high signal intensity.
Geç gadolinyum kontrastı, iltihaplı perikardın kontrast alımını gösterecektir.Late gadolinium contrast will show uptake of contrast by the inflamed pericardium.
Hepatit B virüsü karaciğeri enfekte eder ve hepatit adı verilen bir iltihaplanmaya neden olur.The hepatitis B virus infects the liver and causes an inflammation called hepatitis.
Agamemnon, yarası iltihaplandığı ve kötü koktuğu için onu orada bırakmıştır.Agamemnon had advised that he be left behind because the wound was festering and smelled bad.
Beyne ulaşan herhangi bir iltihaplı veya bulaşıcı hastalık, nöbetlere neden olabilir.Any inflammatory or infectious disease that reaches the brain can result in inducing seizures.
Genellikle, dişin içinde ve/veya altında bir miktar iltihaplanma ve/veya enfeksiyon zaten mevcuttur.Usually, some inflammation and/or infection is already present within and/or below the tooth.
FGF23 üretimi ve parçalanması, demir eksikliği ve iltihaplanma sonucunda artar.[1]FGF23 expression and cleavage is promoted by iron deficiency and inflammation.[1]
Deri biyopsilerinde saç foliküllerinin etrafında lenfositik ve eozinofilik iltihaplanma görülür.Skin biopsies reveal lymphocytic and eosinophilic inflammation around the hair follicles.
Enfeksiyonlarda, otoimmun hastalıklarda ve doku yaralanmalarındaki iltihaplanma nedeniyle eksüda ortaya çıkar.Exsudat entsteht durch Entzündung, zum Beispiel bei Infektionen, Autoimmunerkrankungen und Gewebsverletzungen.
Genellikle bir salpenjite bağlı iltihaplar meydana gelebilir (salpengo-ovarit veya aneksit).Dies sind meist Knochen- oder Weichteiltumoren (Sarkome).
Sonrasında burada iltihap oluşmaya başlar.Elle commence donc à s'entrainer là-bas.
SLE kalbin tüm tabakalarında iltihaplanmaya neden olabilir.Il peut éveiller le Sohma noir en n'importe qui.
Schiller 9 Mayıs’ta tüberküloz teşhisiyle akciğer iltihaplanması yüzünden Weimar’da hayatını kaybetti.Friedrich Schiller murió el 9 de mayo en Weimar de una pulmonía probablemente causada por su tuberculosis.
Genellikle bir salpenjite bağlı iltihaplar meydana gelebilir (salpengo-ovarit veya aneksit).Vienen con palillos desechables (cuando son necesarios) o con una cuchara.
İnsanda parainfluenza virüsü tipik olarak burun, boğaz ve hava yollarında iltihaplanmaya yol açar.Il virus parainfluenzale umano produce tipicamente un'infiammazione del naso, della gola e dei bronchi.
İlerleyen iltihap sonucu 1 Temmuz 1884 tarihinde ölür.Morì in estrema miseria il primo luglio 1784.
Bir diğer açıklama, bir kıl dönmesinin iltihaplanması olduğudur.Altra novità è la possibilità di ribaltarsi.
9 Eylül 1860'tan itibaren Schopenhauer akciğer iltihaplanmasına maruz kaldı.21 сентября 1860 года Шопенгауэр скончался от пневмонии.
Orta Çağ'da iltihaplı idrar hastalıklarının tedavisinde kullanılmıştır.В средние века так называли лечебницы для умалишенных.
Bazı durumlarda lenf düğümleri şişip patlayarak dışarıya iltihap akıtır.Очень важно своевременно обрезать и прищипывать стебли.
Bir diğer açıklama, bir kıl dönmesinin iltihaplanması olduğudur.من الأسهل التكهن بشأن أسباب قراره بالعودة.
Pamukçuk vakaları resimleri Ağız iltihaplanmaları (Prof.Dr.أساليب المبتدعة في الطعن بالسنة ( أطروحة دكتوراه).
Bir diğer açıklama, bir kıl dönmesinin iltihaplanması olduğudur.Outra explicação coloca que a suposta maldição é nada mais que uma coincidência.
Blefarit, göz kapaklarının serbest kenarlarının iltihaplanması.O candomblé sério foi resguardado dos olhos curiosos.
Ağrılı iltihaplar oluşabilir.Er kunnen pijnlijke kloofjes ontstaan.
Tedavi, bursa iltihaplı olabileceğinden hekim tarafından yapılmalıdır.Dit kon het bedrijf doen na het geneesmiddel als weesgeneesmiddel te registreren.
Yeterince dezenfekte olmamış aletler iltihaplanmalar meydana getirir.Niet gemotoriseerde aanhangrijtuigen komen weinig meer voor.
Pamukçuk vakaları resimleri Ağız iltihaplanmaları (Prof.Dr.ENDMORÄNE, Rozpakować Walizki (katalog wystawy) artystki
Schiller 9 Mayıs’ta tüberküloz teşhisiyle akciğer iltihaplanması yüzünden Weimar’da hayatını kaybetti.Schiller zmarł 9 maja 1805 w Weimarze na zapalenie płuc związane z gruźlicą.
Blefarit, göz kapaklarının serbest kenarlarının iltihaplanması.Blade perły w miejscu oczu.
İnsanda parainfluenza virüsü tipik olarak burun, boğaz ve hava yollarında iltihaplanmaya yol açar.Humant parainfluensvirus leder i vanliga fall till att näsan, halsen och luftvägarna inflammeras.
Bu bakteri 2 İsveçli hastada ölümle sonuçlanan kalp iltihaplanmasına sebep olarak gösterilmiştir.Det är den dubbla svenska lösen som gett upphov till det svenska bruket med fyrfaldigt leve.
İnsanda parainfluenza virüsü tipik olarak burun, boğaz ve hava yollarında iltihaplanmaya yol açar.Lidský virus parainfluenzy má obvykle za následek zánět nosu, krku a dýchacích cest.