Hayatımda ilk defa canlı birinin elini tuttum.C'est la première fois que je tenais la main d'un vivant.
Hayatımda ilk defa canlı birinin elini tuttum.Đây là lần đầu tiên tôi nắm tay người sống.
Hayatımda ilk defa canlı birinin elini tuttum.E pentru prima oară când am ţinut de mână o persoană vie.
Hayatımda ilk defa canlı birinin elini tuttum.Es la primera vez que he sostenido la mano de una persona viva.
Hayatımda ilk defa canlı birinin elini tuttum.Het is nu de eerste keer dat ik een hand van een levende voel.
Hayatımda ilk defa canlı birinin elini tuttum.Pierwszy raz trzymałam dłoń żywej osoby.
Hayatımda ilk defa canlı birinin elini tuttum.Prvič sem začutila dotik živega bitja.
Hayatımda ilk defa canlı birinin elini tuttum.Saati itu pertama kali aku menyentuh tangan manusia.
Hayatımda ilk defa canlı birinin elini tuttum.To je poprvé, co jsem držela ruku živé bytosti.
Hayatımda ilk defa canlı birinin elini tuttum.За първи път държах ръката на човек.
Hayatımda ilk defa canlı birinin elini tuttum.זוהי הפעם הראשונה .שהחזקתי יד של אדם חי אי פעם
Hayatımda ilk defa yoksul insanlardan korkmaya ve onlara karşı olumsuz duygular beslemeye başlamıştım.A ponejprve jsem se těchto lidí začala bát, cítit k nim negativní emoce.
Hayatımda ilk defa yoksul insanlardan korkmaya ve onlara karşı olumsuz duygular beslemeye başlamıştım.A po prvý raz som sa začala báť tejto skupiny ľudí a cítiť niečo zlé voči ním všetkým.
Hayatımda ilk defa yoksul insanlardan korkmaya ve onlara karşı olumsuz duygular beslemeye başlamıştım.Ensimmäistä kertaa aloin tuntea pelkoa ja negatiivisia tunteita tätä ihmisryhmää kohtaan.
Hayatımda ilk defa yoksul insanlardan korkmaya ve onlara karşı olumsuz duygular beslemeye başlamıştım.És először életemben elkezdtem félni ezektől az emberektől, negatív érzéseim voltak velük szemben.
Hayatımda ilk defa yoksul insanlardan korkmaya ve onlara karşı olumsuz duygular beslemeye başlamıştım.In tako sem se prvič začela bati te skupine ljudi in čutiti negativna čustva do cele skupine ljudi.
Hayatımda ilk defa yoksul insanlardan korkmaya ve onlara karşı olumsuz duygular beslemeye başlamıştım.생애 처음으로 이 사람들을 두려워하기 시작했고 가난한 모든 사람들에게 부정적인 감정을 가지게 되었습니다.
Hayatımda ilk defa yoksul insanlardan korkmaya ve onlara karşı olumsuz duygular beslemeye başlamıştım.Và lần đầu tiên, tôi bắt đầu sợ nhóm người này và cảm giác tiêu cực tới cả nhóm.
Hayatımda ilk defa yoksul insanlardan korkmaya ve onlara karşı olumsuz duygular beslemeye başlamıştım.И за първи път започнах да се страхувам от тази група хора и да изпитвам негативни емоции към цяла група хора.
Hayatımda ilk defa yoksul insanlardan korkmaya ve onlara karşı olumsuz duygular beslemeye başlamıştım.І вперше я почала відчувати страх до цієї групи людей та відчувати негативні емоції стосовно цієї групи людей.
Hayatımda ilk defa yoksul insanlardan korkmaya ve onlara karşı olumsuz duygular beslemeye başlamıştım.והתחלתי לחשוש מקבוצת האנשים הזו ולחוש תחושות שליליות כלפי קבוצת אנשים שלמה.
Hayatımda ilk defa yoksul insanlardan korkmaya ve onlara karşı olumsuz duygular beslemeye başlamıştım.وللمرة الاولى بدأت اخاف مجموعة الاشخاص تلك - الفقراء - وبدأت اشعر بمشاعر سلبية تجاه مجموعة كبيرة من البشر
Hayatımda ilk defa yoksul insanlardan korkmaya ve onlara karşı olumsuz duygular beslemeye başlamıştım.貧しい人たちに対する恐れと 不快感を感じるようになりました 脳裏に浮かんだのは一列に並んだ人々が
Hayatında ilk defa köyünden dışarı çıkmıştı.Akkor hagyta el először a falut, ahol él.
Hayatında ilk defa köyünden dışarı çıkmıştı.C'était la première fois qu'elle quittait son village.
Hayatında ilk defa köyünden dışarı çıkmıştı.De eerste keer dat ze van haar dorp wegging.
Hayatında ilk defa köyünden dışarı çıkmıştı.Den første gang nogensinde uden for landsbyen.
Hayatında ilk defa köyünden dışarı çıkmıştı.Ensimmäistä kertaa kylänsä ulkopuolella.
Hayatında ilk defa köyünden dışarı çıkmıştı.Era la prima volta che usciva dal suo villaggio.
Hayatında ilk defa köyünden dışarı çıkmıştı.Era la primera vez que salía de su aldea.
Hayatında ilk defa köyünden dışarı çıkmıştı.처음으로 마을 밖으로 나가본 것입니다
Hayatında ilk defa köyünden dışarı çıkmıştı.Lần đầu tiên trong đời ra khỏi làng.
Hayatında ilk defa köyünden dışarı çıkmıştı.Pierwszy raz wyjechała z wioski.
Hayatında ilk defa köyünden dışarı çıkmıştı.Poprvé v životě jela mimo svou vesnici.
Hayatında ilk defa köyünden dışarı çıkmıştı.Prima dată, când a ieşit din satul ei.
Hayatında ilk defa köyünden dışarı çıkmıştı.Saiu da sua aldeia pela primeira vez.
Hayatında ilk defa köyünden dışarı çıkmıştı.Zum ersten Mal verliess sie ihr Dorf.
Hayatında ilk defa köyünden dışarı çıkmıştı.Πρώτη φορά που έφυγε από το χωριό της.
Hayatında ilk defa köyünden dışarı çıkmıştı.Впервые в жизни уехала из своей деревни.
Hayatında ilk defa köyünden dışarı çıkmıştı.За първи път излезе извън селото си.
Hayatında ilk defa köyünden dışarı çıkmıştı.Уперше покинувши межі свого села.
Hayatında ilk defa köyünden dışarı çıkmıştı.הפעם הראשונה בחייה שהיא עזבה את הכפר.
Hayatında ilk defa köyünden dışarı çıkmıştı.لأول مرة تخرج فيها من قريتها على الإطلاق
Hayatında ilk defa köyünden dışarı çıkmıştı.スウェーデンなど見たこともありません
Hayatında ilk defa köyünden dışarı çıkmıştı.佢第一次離開條村
Hayatýmda ilk defa canlý canlý boks maçý seyredeceđim.Σε παρακαλώ, μαμά. Ο Κουζέυ θα με πάει.
Hayatýmda ilk defa canlý canlý boks maçý seyredeceđim.- Дай да ги видя.
Hayır! Bu kadını tanımıyorum. Onunla ilk defa karşılaştım.Bukan seperti itu, aku tidak kenal wanita itu, ini pertama kalinya kami bertemu.
Hayır! Bu kadını tanımıyorum. Onunla ilk defa karşılaştım.Да нет, сегодня впервые встретил.
Hayır! Bu kadını tanımıyorum. Onunla ilk defa karşılaştım.. ليس كذلك! لاأعرف هذه المرأة , إنها المرة الأولى التي أقابلها
Hee-joong ilk defa buluşmak için aramış.Hee-joong lo llamó por primera para verse.
Hee-joong ilk defa buluşmak için aramış.Hee-joong meneleponnya untuk bertemu pertama kalinya
Hee-joong ilk defa buluşmak için aramış.Hee-joong o chamou para sair pela primeira vez.
Hee-joong ilk defa buluşmak için aramış.김희중 씨가 먼저 만나자고 한 건 이번이 처음이야
Hee-joong ilk defa buluşmak için aramış.Хі Чжун подзвонила і призначила йому зустріч.
Hee-joong ilk defa buluşmak için aramış.هي جونج أتصلت به لأول مرة
Hem burada ilk defa yer alıyorum, hem de ne söyleyeceğimi bilmiyorum.C'est aussi la première fois que je suis présente ici.. je ne sais pas quoi dire.
Hem burada ilk defa yer alıyorum, hem de ne söyleyeceğimi bilmiyorum.De asemenea, și eu sunt pentru prima oară aici şi nu ştiu ce să spun.
Hem burada ilk defa yer alıyorum, hem de ne söyleyeceğimi bilmiyorum.Én is első alkalommal vagyok itt, és... (Nevetés) Nem tudom, mit mondjak!
Hem burada ilk defa yer alıyorum, hem de ne söyleyeceğimi bilmiyorum.Ini juga pertama kalinya saya di sini. Saya tidak tahu apa yang akan saya ucapkan.