ilk önce ile cümle

ilk önce kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Tabi ki, ilk önce bakmadım.Oczywiście najpierw wogóle nie spojrzałam.
Tabi ki, ilk önce bakmadım.Så klart först så tittade jag inte ens.
Tabi ki, ilk önce bakmadım.Seveda je najprej nisem hotela pogledati.
Tabi ki, ilk önce bakmadım.Tentu saja pada awalnya, aku tidak peduli untuk melihatnya.
Tabi ki, ilk önce bakmadım.Φυσικά στην αρχή, δεν την κοίταξα καν.
Tabi ki, ilk önce bakmadım.Сначала, конечно, я даже и не взглянула.
Tabi ki, ilk önce bakmadım.ברור שבהתחלה אפילו לא הסתכלתי.
Tabi ki, ilk önce bakmadım.بالطبع في البداية, لم أنظر
Tabi ki, ilk önce bakmadım.でも大きなゲーム会社の跡継ぎだって言うから
Tamamdır. İlk önce eğimi bulmalıyız.代数を使っていこう。
Tamam, ilk önce uzun olana bakalım.Also dann schauen wir uns erst einmal den langen an, okay?
Tamam, ilk önce uzun olana bakalım.Cuando termino de grabar, lo pongo en la computadora,
Tamam, ilk önce uzun olana bakalım.D'accord, jetons d'abord un coup d"œil à la plus longue, ok ?
Tamam, ilk önce uzun olana bakalım.Dobrá, podíváme se nejdřív na ten dlouhý, ano?
Tamam, ilk önce uzun olana bakalım.Então, vamos ver o mais longo primeiro, ok?
Tamam, ilk önce uzun olana bakalım.녹화가 끝나면, 카메라를 컴퓨터에 꽂습니다.
Tamam, ilk önce uzun olana bakalım."Oké, we bekijken het lange filmpje eerst."
Tamam, ilk önce uzun olana bakalım.OK, spójrzmy najpierw na dłuższy fragment.
Tamam, ilk önce uzun olana bakalım.Rendben, először nézzük meg a hosszabbikat, jó?
Tamam, ilk önce uzun olana bakalım.Så, låt oss titta på den långa först, okej.
Tamam, ilk önce uzun olana bakalım.Să ne începem prin a ne uita la cea lungă, ok?
Tamam, ilk önce uzun olana bakalım.Setelah saya selesai merekam, saya memasukkannya ke dalam komputer
Tamam, ilk önce uzun olana bakalım.Добре, нека погледнем първо дългия запис.
Tamam, ilk önce uzun olana bakalım.כשאני מסיימת להקליט, אני מחברת את זה למחשב שלי,
Tamam, ilk önce uzun olana bakalım.بمجرد أن أنهي التسجيل أحمل الفيديو على حاسوبي،
Tamam, ilk önce uzun olana bakalım.見てみます
Tanrı'ya inanıp inanmamanız hakkında karar vermek yerine, ilk önce bir şey yapmak zorundasınızdır.Ahelyett, hogy azon erőlködünk, hogy hiszünk-e Istenben, vagy sem, az első az lehetne, hogy teszünk valamit.
Tanrı'ya inanıp inanmamanız hakkında karar vermek yerine, ilk önce bir şey yapmak zorundasınızdır.Au lieu de décider si on croit en Dieu ou pas, d'abord, on fait quelque chose.
Tanrı'ya inanıp inanmamanız hakkında karar vermek yerine, ilk önce bir şey yapmak zorundasınızdır.Bukannya memutuskan apakah Anda percaya atau tidak kepada Tuhan, pertama-tama Anda melakukan sesuatu.
Tanrı'ya inanıp inanmamanız hakkında karar vermek yerine, ilk önce bir şey yapmak zorundasınızdır.En lugar de decidir si se cree o no en Dios, primero hay que hacer algo.
Tanrı'ya inanıp inanmamanız hakkında karar vermek yerine, ilk önce bir şey yapmak zorundasınızdır.În loc să decizi dacă crezi sau nu în Dumnezeu, întâi faci ceva.
Tanrı'ya inanıp inanmamanız hakkında karar vermek yerine, ilk önce bir şey yapmak zorundasınızdır.In plaats van te besluiten of je wel of niet in God gelooft, moet je eerst iets doen.
Tanrı'ya inanıp inanmamanız hakkında karar vermek yerine, ilk önce bir şey yapmak zorundasınızdır.Invece di decidere se si crede o non si crede in Dio, prima fai qualcosa.
Tanrı'ya inanıp inanmamanız hakkında karar vermek yerine, ilk önce bir şey yapmak zorundasınızdır.신을 믿거나 믿지 않는다고 결정하기보다는 '무엇을 하기 위한 것'입니다.
Tanrı'ya inanıp inanmamanız hakkında karar vermek yerine, ilk önce bir şey yapmak zorundasınızdır.Namiesto rozhodovania sa, či v Boha veríte alebo nie, najprv niečo spravíte.
Tanrı'ya inanıp inanmamanız hakkında karar vermek yerine, ilk önce bir şey yapmak zorundasınızdır.Statt zu entscheiden, ob man an Gott glaubt oder nicht, tut man zuerst einmal etwas.
Tanrı'ya inanıp inanmamanız hakkında karar vermek yerine, ilk önce bir şey yapmak zorundasınızdır.Zamiast decydować czy wierzysz czy nie wierzysz w Boga, najpierw robisz coś.
Tanrı'ya inanıp inanmamanız hakkında karar vermek yerine, ilk önce bir şey yapmak zorundasınızdır.Αντί να αποφασίσεις αν πρέπει ή όχι να πιστεύεις στο Θεό, πρώτα κάνεις κάτι:
Tanrı'ya inanıp inanmamanız hakkında karar vermek yerine, ilk önce bir şey yapmak zorundasınızdır.Вместо да решаваме дали вярваме в Бог или не, първо правиш нещо.
Tanrı'ya inanıp inanmamanız hakkında karar vermek yerine, ilk önce bir şey yapmak zorundasınızdır.במקום להחליט אם להאמין או לא להאמין באלוהים, אנשים קודם עושים משהו.
Tanrı'ya inanıp inanmamanız hakkında karar vermek yerine, ilk önce bir şey yapmak zorundasınızdır.فبدل أن تقرر فيما إن كنت تؤمن بالله يتوجب عليك أولاً أن تفعل شيئاً
Tanrı'ya inanıp inanmamanız hakkında karar vermek yerine, ilk önce bir şey yapmak zorundasınızdır.信条が現れます
Uzun bir süredir hastaysanız, ilk önce genellikle bir yıl kadar hastalık parası alırsınız.Jos sairastat pitkään, saat yleensä ensin noin vuoden ajan sairauspäivärahaa.
Uzun bir süredir hastaysanız, ilk önce genellikle bir yıl kadar hastalık parası alırsınız.Om du är sjuk under en längre tid får du vanligtvis först under ungefär ett års tid sjukdagpenning.
Uzun bir süredir hastaysanız, ilk önce genellikle bir yıl kadar hastalık parası alırsınız.Если вы длительно болеете, то вам, как правило, поначалу выплачивают суточные по болезни.
Uzun bir süredir hastaysanız, ilk önce genellikle bir yıl kadar hastalık parası alırsınız.إذا مرضت لمدة طويلة، فعلى وجع العموم ستحصل أولاً على البدل النقدي اليومي عن المرض.
Uzuvlar ilk önce beyazlaşır sonra dokular öldüğünde de siyaha döner ve düşer.Đầu tiên, nó sẽ thành màu trắng, sau khi hoàn toàn bị hoại tử, nó chuyển sang màu đen, và rơi xuống.
Uzuvlar ilk önce beyazlaşır sonra dokular öldüğünde de siyaha döner ve düşer.Eerst wordt het wit en bij een gehele necrose kleurt het zwart en valt af.
Uzuvlar ilk önce beyazlaşır sonra dokular öldüğünde de siyaha döner ve düşer.Először fehér lesz, aztán amikor teljesen elhalt, fekete lesz, és leesik.
Uzuvlar ilk önce beyazlaşır sonra dokular öldüğünde de siyaha döner ve düşer.Inizialmente diventa bianco poi, quando la necrosi è totale, diventa nero, e si stacca.
Uzuvlar ilk önce beyazlaşır sonra dokular öldüğünde de siyaha döner ve düşer.동상에 걸리면 신체는 우선 하얗게 됩니다, 그리고 괴사 상태가 되면, 검은색으로 변하고, 이후 떨어지죠.
Uzuvlar ilk önce beyazlaşır sonra dokular öldüğünde de siyaha döner ve düşer.Mai întâi se fac albe, apoi, când se necrozează complet, se fac negre, apoi cad.
Uzuvlar ilk önce beyazlaşır sonra dokular öldüğünde de siyaha döner ve düşer.Najpierw skóra bieleje, a potem, gdy komórki obumierają, staje się czarna i odpada.
Uzuvlar ilk önce beyazlaşır sonra dokular öldüğünde de siyaha döner ve düşer.Najprv tkanivo zbledne, potom keď je kompletne znekrotizované zčernie a potom odpadáva.
Uzuvlar ilk önce beyazlaşır sonra dokular öldüğünde de siyaha döner ve düşer.Primero, se pone blanco, y cuando está completamente necrosado, se pone negro y luego se cae.
Uzuvlar ilk önce beyazlaşır sonra dokular öldüğünde de siyaha döner ve düşer.Zuerst wird das weiß, und wenn die Nekrose dann abgeschlossen ist, wird es schwarz und dann fällt es ab.
Uzuvlar ilk önce beyazlaşır sonra dokular öldüğünde de siyaha döner ve düşer.Първо става бяло, а после, когато некрозата завърши, почернява и после пада.
Uzuvlar ilk önce beyazlaşır sonra dokular öldüğünde de siyaha döner ve düşer.Спочатку вони стають білими, потім, після повного некрозу, перетворюються на чорні, а потім відпадають.
Uzuvlar ilk önce beyazlaşır sonra dokular öldüğünde de siyaha döner ve düşer.קודם כל זה נהפך ללבן ואז כשזה מת לחלוטין, זה נהפך לשחור ונופל.
Uzuvlar ilk önce beyazlaşır sonra dokular öldüğünde de siyaha döner ve düşer.黒くなるととれてしまうのです これは最終段階で、かさぶたのようなものです

İlgili Sayfalar