İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.We are there to inspire, to provoke, to mobilize, to bring hope to our people.
Ve, tabi ki, gelecek nesillere ilham vermek ve onların ilgisini çekmek istiyoruz.And, of course, we'd like to inspire and engage the next generation.
Amacımız da, bu uçuşu vergileri ile destekleyen Amerikan halkına ilham vermek.A célunk az amerikai közvélemény inspirálása, akiknek az adójából fizetik ezt a kutatást.
Amacımız da, bu uçuşu vergileri ile destekleyen Amerikan halkına ilham vermek.Chcemy dać inspirację Amerykanom, których podatki finansują tę misję.
Amacımız da, bu uçuşu vergileri ile destekleyen Amerikan halkına ilham vermek.Dan tujuan kami adalah menginspirasi publik Amerika yang membayar misi ini melalui uang pajak mereka.
Amacımız da, bu uçuşu vergileri ile destekleyen Amerikan halkına ilham vermek.Il nostro obiettivo è di convincere il popolo Americano che paga per questa missione tramite le tasse.
Amacımız da, bu uçuşu vergileri ile destekleyen Amerikan halkına ilham vermek.Notre but est d'inspirer le public américain qui paie par ses impôts pour cette mission.
Amacımız da, bu uçuşu vergileri ile destekleyen Amerikan halkına ilham vermek.И наша задача - вдохновить Американскую общественность, налоговые деньги которой тратятся на эту миссию.
Amerikan halkına ilham vermek.미국국민들을 감동시키는 것입니다.
Amerikan halkına ilham vermek.Zij betalen tenslotte voor deze missie door hun belastingen.
Amerikan halkına ilham vermek.שמשלם על המשימות האלה במיסים
Amerikan halkına ilham vermek.والذي يدفع أموال هذه المهمة بواسطة ضرائبه التي يُسددها
Amerikan halkına ilham vermek.さらに重要なことは
Ben bugün burada size sadece, başarılı karma liste ve seçim öyküleryle ilham vermek için bulunmuyorum.Je suis ici aujourd'hui non pas pour vous inspirer avec le succès de notre "liste zip" et des élections.
Ben bugün burada size sadece, başarılı karma liste ve seçim öyküleryle ilham vermek için bulunmuyorum.우리의 선거 및 지퍼 목록의 성공 이야기로 여러분을 자극하기 위해 오늘 이 자리에 선 것은 절대 아닙니다
Ben bugün burada size sadece, başarılı karma liste ve seçim öyküleryle ilham vermek için bulunmuyorum.Ma nem azért vagyok itt, hogy a cipzárlistánk és a választások sikerével inspiráljam Önöket.
Ben bugün burada size sadece, başarılı karma liste ve seçim öyküleryle ilham vermek için bulunmuyorum.Nejsem tu v žádném případě proto, abych vás inspirovala svým úspěšným příběhem "zipového seznamu" a voleb.
Ben bugün burada size sadece, başarılı karma liste ve seçim öyküleryle ilham vermek için bulunmuyorum.Nie zainspiruję was dzisiaj historią naszego sukcesu wyborczego.
Ben bugün burada size sadece, başarılı karma liste ve seçim öyküleryle ilham vermek için bulunmuyorum.Nu mă aflu astăzi aici să vă inspir cu povestea noastră de succes referitoare la "lista zip" şi la alegeri.
Ben bugün burada size sadece, başarılı karma liste ve seçim öyküleryle ilham vermek için bulunmuyorum.Oggi sono qui non per ispirarvi con la nostra nostra storia di successo della lista "a zip" e delle elezioni.
Ben bugün burada size sadece, başarılı karma liste ve seçim öyküleryle ilham vermek için bulunmuyorum.Тук съм днес не за да ви вдъхновя с успешната ни история за цип-списъка и изборите.
Ben bugün burada size sadece, başarılı karma liste ve seçim öyküleryle ilham vermek için bulunmuyorum.אני כאן היום, לא כדי להתפאר בפניכם על סיפור ההצלחה שלנו עם רשימות הרוכסן והבחירות.
Ben bugün burada size sadece, başarılı karma liste ve seçim öyküleryle ilham vermek için bulunmuyorum.أنا لست هنا اليوم لإلهامكم بقصتنا الناجحة عن القائمة المترابطة والإنتخابات.
Ben bugün burada size sadece, başarılı karma liste ve seçim öyküleryle ilham vermek için bulunmuyorum.私は今日 男女の候補者の「ジッパーリスト」と 選挙での成功について話すために来たのではなく むしろ 皆さんに告白しに来ました
Bu kadının yaptığı değişim ilham vermek için yeterli.Csak egy másik éhező menekült.
Bu kadının yaptığı değişim ilham vermek için yeterli.Để các bạn thấy được người phụ nữ này đã tạo nên sự khác biệt như thế nào.
Bu kadının yaptığı değişim ilham vermek için yeterli.이 여성이 얼마나 많은 변화를 이룩했는지 영감을 주겠습니다.
Bu kadının yaptığı değişim ilham vermek için yeterli.Pentru a vă arăta cum această femeie a făcut diferenţa.
Bu kadının yaptığı değişim ilham vermek için yeterli.Tylko po to, żeby zainspirować was, o tym jak ta kobieta zmieniła świat.
Bu kadının yaptığı değişim ilham vermek için yeterli.Просто за да ви вдъхновя, как тази жена предизвика промяна.
Bu kadının yaptığı değişim ilham vermek için yeterli.רק כדי לתת לכם השראה מכוחה של אישה זו לחולל שינוי.
Bu kadının yaptığı değişim ilham vermek için yeterli.فقط لإلهمكم كيف صنعت هذه المرأة فرقاً.
Bu kadının yaptığı değişim ilham vermek için yeterli.僕の国に足りないのは教育だと
Bu şarkıyı ithaf ediyorum. Bu kadının yaptığı değişim ilham vermek için yeterli.Canterò questa canzone solo per ispirarvi su come questa donna abbia fatto la differenza.
Bu şarkıyı ithaf ediyorum. Bu kadının yaptığı değişim ilham vermek için yeterli.Ik ga dit lied zingen om jullie te inspireren met wat deze vrouw heeft gedaan.
Bu şarkıyı ithaf ediyorum. Bu kadının yaptığı değişim ilham vermek için yeterli.Je veux chanter cette chanson, pour vous montrer quelle différence cette femme a fait.
Bu şarkıyı ithaf ediyorum. Bu kadının yaptığı değişim ilham vermek için yeterli.Vou cantar esta canção apenas para vos mostrar como esta mulher fez a diferença.
Bu şarkıyı ithaf ediyorum. Bu kadının yaptığı değişim ilham vermek için yeterli.Voy a cantar esta canción, sólo para inspirarlos con la forma en que esta mujer marcó la diferencia.
Bu şarkıyı ithaf ediyorum. Bu kadının yaptığı değişim ilham vermek için yeterli.Я спою эту песню, чтобы вы почувствовали, как эта женщина смогла изменить мир.
Dünya'ya gönderiyoruz. Amacımız da, bu uçuşu vergileri ile destekleyen Amerikan halkına ilham vermek.Și scopul nostru e să inspirăm publicul american care plătește taxe pentru această misiune.
Dünya'ya gönderiyoruz. Amacımız da, bu uçuşu vergileri ile destekleyen Amerikan halkına ilham vermek.Y nuestro objetivo es inspirar a los estadounidenses que están pagando esta misión con sus impuestos.
Dünya'ya gönderiyoruz. Amacımız da, bu uçuşu vergileri ile destekleyen Amerikan halkına ilham vermek.И нашата цел е да вдъхновим американската общественост, която плаща за тази мисия с долари, събрани от данъци.
Eğer yarının çiftçilerine ilham vermek istiyorsak o zaman tüm okullara şunu söyleyelim:Ak chceme inšpirovať budúcich poľnohospodárov, potom nám dovoľte povedať každej škole:
Eğer yarının çiftçilerine ilham vermek istiyorsak o zaman tüm okullara şunu söyleyelim:Als we de boeren van morgen willen inspireren,
Eğer yarının çiftçilerine ilham vermek istiyorsak o zaman tüm okullara şunu söyleyelim:Dacă vrem să inspirăm fermierii de mâine, vă rog, lăsați-ne să spunem fiecărei școli:
Eğer yarının çiftçilerine ilham vermek istiyorsak o zaman tüm okullara şunu söyleyelim:우리가 내일의 농부들을 길러내려면, 모든 학교에 말해서,
Eğer yarının çiftçilerine ilham vermek istiyorsak o zaman tüm okullara şunu söyleyelim:Se queremos inspirar os agricultores de amanhã, por favor, vamos dizer a todas as escolas:
Eğer yarının çiftçilerine ilham vermek istiyorsak o zaman tüm okullara şunu söyleyelim:Wenn wir die Bauern von Morgen inspirieren wollen,
Eğer yarının çiftçilerine ilham vermek istiyorsak o zaman tüm okullara şunu söyleyelim:Если мы хотим вдохновить фермеров будущего, тогда позвольте сказать каждой школе:
Eğer yarının çiftçilerine ilham vermek istiyorsak o zaman tüm okullara şunu söyleyelim:במידה ואנחנו רוצים לתת השראה לחקלאים של המחר, אז בואו נאמר בבקשה לכל בית ספר,
Eğer yarının çiftçilerine ilham vermek istiyorsak o zaman tüm okullara şunu söyleyelim:إذا كنا نريد أن نلهم المزارعين في المستقبل، رجاء دعونا نقول لكل مدرسة،
Eğer yarının çiftçilerine ilham vermek istiyorsak o zaman tüm okullara şunu söyleyelim:全ての学校が 環境や地元食材や土壌の 重要性を中心とした
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Chúng tôi truyền cảm hứng, khơi gợi, động viên và mang đến hy vọng cho đồng bào Iran.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Estamos ahí para inspirar, provocar, movilizar y para llevar esperanza a nuestra gente.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Estamos lá para inspirar, para provocar, para mobilizar, para trazer a esperança ao nosso povo.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Inspirálnunk, provokálnunk, mozgósítanunk kell az embereinket, reményt kelteni bennük.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Inspirujemy, prowokujemy, mobilizujemy i przynosimy nadzieję Irańczykom.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Jsme zde, abychom inspirovali, provokovali mobilizovali, abychom svému lidu přinesli naději.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.Kami ada untuk menginspirasi, mendorong, menggerakkan, membawa harapan bagi bangsa kami.
İşimiz ilham vermek, kışkırtmak, harekete geçirmek ve bu sayede insanlarımıza umut vermek.저희는 영감을 주고, 도발하고, 동원시키고, 국민들이 희망을 가질 수 있도록 노력합니다.