Ana içeriğe geç
Sözlük

ilgilenecek ile cümle

ilgilenecek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
Sadece sağlık ve güvenlikle ilgilenecek. bir büyükanne olacak.Je tam len jedna babička, ktorá sa stará o zdravie a bezpečnosť.
Sadece sağlık ve güvenlikle ilgilenecek. bir büyükanne olacak.Je tam pouze jedna babička, která se stará o zdraví a bezpečnost.
Sadece sağlık ve güvenlikle ilgilenecek. bir büyükanne olacak.할머니 한 분만 아이들의 건강과 안전을 관리합니다.
Sadece sağlık ve güvenlikle ilgilenecek. bir büyükanne olacak.Ở đó chỉ có một người Bà vận hành một cách khỏe mạnh và an toàn.
Sadece sağlık ve güvenlikle ilgilenecek. bir büyükanne olacak.O singură bunicuță se ocupă de sănătatea și siguranța muncii.
Sadece sağlık ve güvenlikle ilgilenecek. bir büyükanne olacak.Siellä on vain yksi mummo, joka huolehtii terveydestä ja turvallisuudesta.
Sadece sağlık ve güvenlikle ilgilenecek. bir büyükanne olacak.Solo hay una abuelita que gestiona la salud y la seguridad.
Sadece sağlık ve güvenlikle ilgilenecek. bir büyükanne olacak.Wystarczy jedna babcia, która zajmie się zdrowiem i bezpieczeństwem.
Sadece sağlık ve güvenlikle ilgilenecek. bir büyükanne olacak.Υπάρχει μόνο μια γιαγιά που διευθύνει την υγεία και την ασφάλεια.
Sadece sağlık ve güvenlikle ilgilenecek. bir büyükanne olacak.Будет только одна бабушка, отвечающая за безопасность и здоровье.
Sadece sağlık ve güvenlikle ilgilenecek. bir büyükanne olacak.Тільки одна бабця, яка відповідатиме за здоров'я та безпеку.
Sadece sağlık ve güvenlikle ilgilenecek. bir büyükanne olacak.Ще има само една баба, която ще се грижи за здравето и безопасността.
Sadece sağlık ve güvenlikle ilgilenecek. bir büyükanne olacak.יש רק סבתא אחת שדואגת לבריאות ולבטיחות.
Sadece sağlık ve güvenlikle ilgilenecek. bir büyükanne olacak.و هناك جدة واحدة تهتم بالصحة و السلامة.
Sadece sağlık ve güvenlikle ilgilenecek. bir büyükanne olacak.子どもの健康と安全を 管理する以外は 全てクラウドです
Sekreter Hwanga gönderdim o ilgilenecek.Ich habe den Herrn Sekretär Hwang dahin geschickt. Er wird's klären.
Sekreter Hwanga gönderdim o ilgilenecek.Wysłałem tam Hwanga, on wszystkim się zajmie.
Sekreter Hwanga gönderdim o ilgilenecek.أرسلت السكرتير هوانغ لـهناك، وسيقوم باللازم
Timoteos gibi düşünen, durumunuzla içtenlikle ilgilenecek başka kimsem yok.Albowiem nie mam nikogo w umyśle jemu równego, który by się uprzejmie o rzeczy wasze starać chciał;
Timoteos gibi düşünen, durumunuzla içtenlikle ilgilenecek başka kimsem yok.Car je n`ai personne ici qui partage mes sentiments, pour prendre sincèrement à coeur votre situation;
Timoteos gibi düşünen, durumunuzla içtenlikle ilgilenecek başka kimsem yok.Denn ich habe keinen, der so gar meines Sinnes sei, der so herzlich für euch sorgt.
Timoteos gibi düşünen, durumunuzla içtenlikle ilgilenecek başka kimsem yok.Er is niemand die zo met mij meevoelt als Timotheüs; niemand wie uw wel en wee zo ter harte gaat.
Timoteos gibi düşünen, durumunuzla içtenlikle ilgilenecek başka kimsem yok.For jeg har ingen likesinnet, som opriktig kan ha omsorg for eder;
Timoteos gibi düşünen, durumunuzla içtenlikle ilgilenecek başka kimsem yok.Hanya Timotiuslah satu-satunya orang yang sejiwa dengan saya, dan sungguh-sungguh memikirkan kebahagiaanmu
Timoteos gibi düşünen, durumunuzla içtenlikle ilgilenecek başka kimsem yok.Infatti, non ho nessuno d'animo uguale al suo e che sappia occuparsi così di cuore delle cose vostre
Timoteos gibi düşünen, durumunuzla içtenlikle ilgilenecek başka kimsem yok.이는 뜻을 같이 하여 너희 사정을 진실히 생각할 자가 이 밖에 내게 없음이라
Timoteos gibi düşünen, durumunuzla içtenlikle ilgilenecek başka kimsem yok.Lebo nemám nikoho rovnosmýšľajúceho, ktorý by sa verne a úprimne staral o vaše.
Timoteos gibi düşünen, durumunuzla içtenlikle ilgilenecek başka kimsem yok.Mert nincsen velem senki hozzá hasonló indulatú, a ki igazán szívén viselné dolgaitokat.
Timoteos gibi düşünen, durumunuzla içtenlikle ilgilenecek başka kimsem yok.Nebo žádného tak jednomyslného nemám, kterýž by tak vlastně o vaše věci pečoval.
Timoteos gibi düşünen, durumunuzla içtenlikle ilgilenecek başka kimsem yok.Nikogar namreč nimam enakega mišljenja, ki bo pošteno skrbel za vaše zadeve;
Timoteos gibi düşünen, durumunuzla içtenlikle ilgilenecek başka kimsem yok.Porque nenhum outro tenho de igual sentimento, que sinceramente cuide do vosso bem-estar.
Timoteos gibi düşünen, durumunuzla içtenlikle ilgilenecek başka kimsem yok.pues no tengo a nadie que se interese por vosotros con tanto ánimo y sinceridad
Timoteos gibi düşünen, durumunuzla içtenlikle ilgilenecek başka kimsem yok.Sillä minulla ei ole ketään samanmielistä, joka vilpittömästi huolehtisi teidän tilastanne;
Timoteos gibi düşünen, durumunuzla içtenlikle ilgilenecek başka kimsem yok.Thật vậy , tôi không có ai như người đồng_tình với tôi để thật lòng lo về việc anh_em :
Timoteos gibi düşünen, durumunuzla içtenlikle ilgilenecek başka kimsem yok.Thật vậy, tôi không có ai như người đồng tình với tôi để thật lòng lo về việc anh em:
Timoteos gibi düşünen, durumunuzla içtenlikle ilgilenecek başka kimsem yok.Thi jeg har ingen ligesindet, der så oprigtig vil have Omsorg for, hvorledes det går eder;
Timoteos gibi düşünen, durumunuzla içtenlikle ilgilenecek başka kimsem yok.Ty jag har ingen av samma sinne som han, ingen som av så uppriktigt hjärta kommer att hava omsorg om eder.
Timoteos gibi düşünen, durumunuzla içtenlikle ilgilenecek başka kimsem yok.διοτι δεν εχω ουδενα ισοψυχον, οστις να μεριμνηση γνησιως περι της καταστασεως σας
Timoteos gibi düşünen, durumunuzla içtenlikle ilgilenecek başka kimsem yok.Затова и по-скоро го изпратих, та да го видите, да се зарадвате пак, и аз да бъда по-малко скръбен;
Timoteos gibi düşünen, durumunuzla içtenlikle ilgilenecek başka kimsem yok.Ибо я не имею никого равно усердного, кто бы столь искренно заботился о вас,
Timoteos gibi düşünen, durumunuzla içtenlikle ilgilenecek başka kimsem yok.Нікого бо не маю рівного (йому) душею, щоб (так) щиро дбав про вас.
Timoteos gibi düşünen, durumunuzla içtenlikle ilgilenecek başka kimsem yok.כי זולתו אין אתי איש כלבבי אשר בלב שלם ידאג לכם׃
Timoteos gibi düşünen, durumunuzla içtenlikle ilgilenecek başka kimsem yok.لان ليس لي احد آخر نظير نفسي يهتم باحوالكم بإخلاص.
Timoteos gibi düşünen, durumunuzla içtenlikle ilgilenecek başka kimsem yok.因 為 我 沒 有 別 人 與 我 同 心 、 實 在 罣 念 你 們 的 事
Timoteos gibi düşünen, durumunuzla içtenlikle ilgilenecek başka kimsem yok.因為 我 沒有別人與 我 同心 、 實 在 罣念 你 們的事
Tüm dünyayı sevemezsiniz- ya ağaçlarla ilgileneceksiniz ya da göçmenlerle ilgileneceksiniz.Du kannst dich nicht um alles kümmern, entscheide dich, woran du arbeiten willst, Bäume oder Immigration?
Tüm dünyayı sevemezsiniz- ya ağaçlarla ilgileneceksiniz ya da göçmenlerle ilgileneceksiniz.Je kunt niet van de hele wereld houden -- je houdt je bezig met bomen, of je houdt je bezig met immigratie.
Tüm dünyayı sevemezsiniz- ya ağaçlarla ilgileneceksiniz ya da göçmenlerle ilgileneceksiniz.Không thể yêu cả thế giới bạn phải làm việc về những cái cây hoặc bạn phải làm việc về vấn đề nhập cư.
Tüm dünyayı sevemezsiniz- ya ağaçlarla ilgileneceksiniz ya da göçmenlerle ilgileneceksiniz.온 세상을 다 사랑할 수는 없다구요. 여러분은 나무에 공을 들이거나, 이민 문제에 공을 들여야만 합니다.
Tüm dünyayı sevemezsiniz- ya ağaçlarla ilgileneceksiniz ya da göçmenlerle ilgileneceksiniz.Não podem amar o mundo inteiro. Trabalhem com árvores, ou na imigração.
Tüm dünyayı sevemezsiniz- ya ağaçlarla ilgileneceksiniz ya da göçmenlerle ilgileneceksiniz.Nem szeretheted az egész világot -- vagy fákkal kell dolgoznod, vagy bevándorlókkal.
Tüm dünyayı sevemezsiniz- ya ağaçlarla ilgileneceksiniz ya da göçmenlerle ilgileneceksiniz.Nie można zajmować się wszystkimi rzeczami naraz -- albo pracujesz nad drzewami, albo nad imigracją.
Tüm dünyayı sevemezsiniz- ya ağaçlarla ilgileneceksiniz ya da göçmenlerle ilgileneceksiniz.Non potete amare il mondo intero -- dovete lavorare sugli alberi, oppure dovete lavorare sull'immigrazione.
Tüm dünyayı sevemezsiniz- ya ağaçlarla ilgileneceksiniz ya da göçmenlerle ilgileneceksiniz.Nu poți iubi întreaga lume - trebuie să te axezi pe copaci sau pe imigrație.
Tüm dünyayı sevemezsiniz- ya ağaçlarla ilgileneceksiniz ya da göçmenlerle ilgileneceksiniz.On ne peut pas aimer le monde entier -- vous devez travailler sur les arbres, ou sur l'immigration.
Tüm dünyayı sevemezsiniz- ya ağaçlarla ilgileneceksiniz ya da göçmenlerle ilgileneceksiniz.Uno no puede amar al mundo entero: o trabaja con árboles o trabaja con inmigrantes.
Tüm dünyayı sevemezsiniz- ya ağaçlarla ilgileneceksiniz ya da göçmenlerle ilgileneceksiniz.Нельзя просто любить весь мир - можно работать с деревьями, а можно - с иммиграционными вопросами.
Tüm dünyayı sevemezsiniz- ya ağaçlarla ilgileneceksiniz ya da göçmenlerle ilgileneceksiniz.Не можете да обичате целия свят -- трябва да работите върху дърветата, или имиграцията.
Tüm dünyayı sevemezsiniz- ya ağaçlarla ilgileneceksiniz ya da göçmenlerle ilgileneceksiniz.אינכם יכולים לאהוב את כל העולם- או שתעבדו בתחום העצים, או שתעבדו על נושא ההגירה.
Tüm dünyayı sevemezsiniz- ya ağaçlarla ilgileneceksiniz ya da göçmenlerle ilgileneceksiniz.森のために働くのか、 移民のために働くのか、 問題は一つにしぼりなさい。と。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod