İnsanlar, onları ilgilendiren ve yeteneklerini sınayan konularda tutkuyla çalışırlar.Az emberek szenvedéllyel dolgoznak olyasmin, ami érdekli őket, vagy ami kihívást jelent.
İnsanlar, onları ilgilendiren ve yeteneklerini sınayan konularda tutkuyla çalışırlar.Ihmiset työskentelevät intohimoisimmin heitä kiinnostavien ja haastavien asioiden parissa.
İnsanlar, onları ilgilendiren ve yeteneklerini sınayan konularda tutkuyla çalışırlar.Le persone lavorano con passione su cose che le interessano e le stimolano.
İnsanlar, onları ilgilendiren ve yeteneklerini sınayan konularda tutkuyla çalışırlar.Les gens travaillent avec passion sur ce qui les intéresse et leur offre un défi.
İnsanlar, onları ilgilendiren ve yeteneklerini sınayan konularda tutkuyla çalışırlar.Lidé se zápalem pracují na věcech, které je zajímají a jsou pro ně výzvou.
İnsanlar, onları ilgilendiren ve yeteneklerini sınayan konularda tutkuyla çalışırlar.Ljudje s strastjo delajo reči, ki jih zanimajo in so jim izziv.
İnsanlar, onları ilgilendiren ve yeteneklerini sınayan konularda tutkuyla çalışırlar.Ludzie pracują z pasją nad tym, co ich interesuje i co stanowi dla nich wyzwanie.
İnsanlar, onları ilgilendiren ve yeteneklerini sınayan konularda tutkuyla çalışırlar.Människor arbetar passionerat med saker som intresserar och utmanar dem.
İnsanlar, onları ilgilendiren ve yeteneklerini sınayan konularda tutkuyla çalışırlar.Menschen arbeiten mit Leidenschaft für die Dinge, die sie interessieren und herausfordern.
İnsanlar, onları ilgilendiren ve yeteneklerini sınayan konularda tutkuyla çalışırlar.Mensen werken met passie aan dingen die hen interesseren en uitdagen.
İnsanlar, onları ilgilendiren ve yeteneklerini sınayan konularda tutkuyla çalışırlar.Oamenii muncesc cu pasiune la lucrurile care-i interesează și care reprezintă o provocare pentru ei.
İnsanlar, onları ilgilendiren ve yeteneklerini sınayan konularda tutkuyla çalışırlar.Οι άνθρωποι δουλεύουν με πάθος σε πράγματα τα οποία τους ενδιαφέρουν και τους προκαλούν.
İnsanlar, onları ilgilendiren ve yeteneklerini sınayan konularda tutkuyla çalışırlar.Люди работают с энтузиазмом над тем, что им интересно, что бросает им вызов.
İnsanlar, onları ilgilendiren ve yeteneklerini sınayan konularda tutkuyla çalışırlar.Хората работят със страст върху нещата, които са предизвикателство и събуждат интереса им.
İnsanlar, onları ilgilendiren ve yeteneklerini sınayan konularda tutkuyla çalışırlar.الناس تعمل بشغف على الأمور التي تهمهم وتتحداهم.
İşin felsefi yanı beni ilgilendirmiyor.Eu não me importo com a filosofia.
İşin felsefi yanı beni ilgilendirmiyor. Hemen bırakmanı istiyorum.لا تهمني هذه الفلسفة فقط اترك هذه الوظيفة
İşin felsefi yanı beni ilgilendirmiyor.Ik geef niks om de filosofie er achter!
İşin felsefi yanı beni ilgilendirmiyor.Je me fiche de la philosophie de tout ça!
İşin felsefi yanı beni ilgilendirmiyor.Me ne frego della tua filosofia!
İşin felsefi yanı beni ilgilendirmiyor.Ne zanimajo me dejstva!
İşin felsefi yanı beni ilgilendirmiyor.¡No me importa la filosofía!
İşin felsefi yanı beni ilgilendirmiyor.Nu-mi pasă de filosofia ei.
İşin felsefi yanı beni ilgilendirmiyor.Δε μ΄ενδιαφέρει η φιλοσοφία σου!
İşin felsefi yanı beni ilgilendirmiyor.Мне нет дела до философии смерти!
İşin siyasi boyutuyla da teknik gelişmelerle paralel olarak ilgilendik.Am încercat sa abordăm problemele de politică în paralel cu cele ce ţin de progresul ştiinţific.
İşin siyasi boyutuyla da teknik gelişmelerle paralel olarak ilgilendik.Ci siamo presi cura degli aspetti politici in parallelo ai progressi scientifici.
İşin siyasi boyutuyla da teknik gelişmelerle paralel olarak ilgilendik.Hemos intentado tomar e impulsar las cuestiones de políticas en paralelo con los avances científicos.
İşin siyasi boyutuyla da teknik gelişmelerle paralel olarak ilgilendik.우리는 과학 발전에 수반하는 정책적 문제의 해결을 위해 동등한 노력을 했습니다.
İşin siyasi boyutuyla da teknik gelişmelerle paralel olarak ilgilendik.Megpróbáltuk párhuzamosan kezelni és szorgalmazni a politikai kérdéseket a tudományos haladással.
İşin siyasi boyutuyla da teknik gelişmelerle paralel olarak ilgilendik.Tentámos elevar os problemas legais em paralelo com os avanços científicos.
İşin siyasi boyutuyla da teknik gelişmelerle paralel olarak ilgilendik.We poogden de beleidskwesties aan te pakken tegelijk met de wetenschappelijke voortgang.
İşin siyasi boyutuyla da teknik gelişmelerle paralel olarak ilgilendik.Мы старались продвигать вопросы политики параллельно с продвижениями в науке.
İşin siyasi boyutuyla da teknik gelişmelerle paralel olarak ilgilendik.Опитахме се да вземем и подложим на натиск политическите въпроси, успоредно с научния напредък.
İşin siyasi boyutuyla da teknik gelişmelerle paralel olarak ilgilendik.ניסינו לדחוף ולקדם את סוגיות המדיניות במקביל להתפתחויות המדעיות.
İşin siyasi boyutuyla da teknik gelişmelerle paralel olarak ilgilendik.وقمنا بمحولة دفع المسائل الخاصة بوضع السياسات بشكل متواز مع التقدم العلمي.
İşin siyasi boyutuyla da teknik gelişmelerle paralel olarak ilgilendik.政治的な問題についても 解決しようと努めてきたのです それでは ここで
İşlevselciliğin akılda kalıcı bir teori olduğunu düşünmeniz beni ilgilendirmez.A me non cambia nulla se pensate che il funzionalismo sia una teoria mentale accettabile o meno.
İşlevselciliğin akılda kalıcı bir teori olduğunu düşünmeniz beni ilgilendirmez.Cela m'importe très peu si vous pensez que le fonctionnalisme est une théorie viable de l'esprit.
İşlevselciliğin akılda kalıcı bir teori olduğunu düşünmeniz beni ilgilendirmez.Chẳng có gì liên quan đến tôi cả cho dù bạn nghĩ rằng thuyết chức năng là một lý thuyết khả thi của lý trí.
İşlevselciliğin akılda kalıcı bir teori olduğunu düşünmeniz beni ilgilendirmez.Es ist nicht meine Sache, ob Sie finden, dass der Funktionalismus eine vertretbare Theorie ist.
İşlevselciliğin akılda kalıcı bir teori olduğunu düşünmeniz beni ilgilendirmez.그건 제가 상관할 바가 아니라는 말입니다. 그런데도 우리는 대체 왜 논쟁하려고 할까요?
İşlevselciliğin akılda kalıcı bir teori olduğunu düşünmeniz beni ilgilendirmez.Miért fáj az nekem, ha azt gondolod, hogy a funkcionalizmus életképes elmefilozófia?
İşlevselciliğin akılda kalıcı bir teori olduğunu düşünmeniz beni ilgilendirmez.Netrhá mi žíly, jestli si myslíte, že funkcionalismus je použitelná teorie myšlení.
İşlevselciliğin akılda kalıcı bir teori olduğunu düşünmeniz beni ilgilendirmez.Nie obchodzi mnie, czy uważasz funkcjonalizm za realną teorię umysłu.
İşlevselciliğin akılda kalıcı bir teori olduğunu düşünmeniz beni ilgilendirmez.No me interesa si creen que el funcionalismo es una teoría de la mente viable.
İşlevselciliğin akılda kalıcı bir teori olduğunu düşünmeniz beni ilgilendirmez.Nu mă afectează direct dacă tu crezi că funcţionalismul e o teorie viabilă a minții.
İşlevselciliğin akılda kalıcı bir teori olduğunu düşünmeniz beni ilgilendirmez.Wat kan het mij eigenlijk schelen dat functionalisme een goede theorie van de geest is.
İşlevselciliğin akılda kalıcı bir teori olduğunu düşünmeniz beni ilgilendirmez.Δεν με νοιάζει καθόλου εάν πιστεύετε ότι η λειτουργικότητα είναι μία βιώσιμη θεωρία του μυαλού.
İşlevselciliğin akılda kalıcı bir teori olduğunu düşünmeniz beni ilgilendirmez.Меня не колышет, считаете ли вы функционализм разумной теорией.
İşlevselciliğin akılda kalıcı bir teori olduğunu düşünmeniz beni ilgilendirmez.Няма значение за мен дали мислите, че функционализмът е приложима теория.
İşlevselciliğin akılda kalıcı bir teori olduğunu düşünmeniz beni ilgilendirmez.Що мені з того, що ви повірили, що функціоналізм - це практична теорія свідомості.
İşlevselciliğin akılda kalıcı bir teori olduğunu düşünmeniz beni ilgilendirmez.מה איכפת לי אם אתם חושבים שפונקציונליזם היא תיאוריה מעוגנת במציאות?
İşlevselciliğin akılda kalıcı bir teori olduğunu düşünmeniz beni ilgilendirmez.لن يضرني إن كنت تفكر أن الوظيفية نظرية عملية في الحديث عن العقل.
İşlevselciliğin akılda kalıcı bir teori olduğunu düşünmeniz beni ilgilendirmez.誰が考えようと 私には関係ないはずです では なぜ議論しようとするのか?
İşte beni ilgilendiren problem budur son on yıl veya civarında.제가 지난 10여년간 흥미를 갖고 있던 문제가 여기 있습니다.
İşte beni ilgilendiren problem budur son on yıl veya civarında.Așa că iată problema de care am fost interesat în ultima decadă. Lumea devine în realitate mai globală.
İşte beni ilgilendiren problem budur son on yıl veya civarında.Así que éste es el problema en que he estado interesado alrededor de la última década.
İşte beni ilgilendiren problem budur son on yıl veya civarında.Đây là vấn đề mà tôi đã quan tâm đến trong vài thập niên qua:
İşte beni ilgilendiren problem budur son on yıl veya civarında.Dies ist nun das Problem, das mich beschäftigt seit dem letzten Jahrzehnt.