Onlar karanlıkta el yordamıyla ilerliyorlar.They felt their way in the dark.
Tom ve Mary ilerliyorlar.Tom and Mary are making progress.
Hızla büyüyen bir grup değildi ama ilerliyorlardı.They were not another giant, but they were improving.
Çok yavaş ilerliyorlardı.They were going very slowly.
Kromozomların zıt kutuplarına ilerliyorlar. -Let me erase all of that.
Okyanus boyunca ilerliyorlar.They stretch across the ocean.
Birbirlerine doğru, sabit bir hızla ilerliyorlar.Ann at point A and Betty at point B.
Şimdi ise acımasızca ilerliyorlar Dunedain'in kuzey köyleri.Even now they move relentlessly toward the northernmost villages of the Dúnedain.
Tehlikeye çok fazla kalmadı sınırlarınızda hızla ilerliyorlar.It will not be long before danger presses once more on your borders.
Hırvatistan ve Türkiye AB üyelik yolunda ilerliyorlarCroatia, Turkey move forward on EU accession path
Bu arada, komünistler açık ayaklanmaya doğru ilerliyorlardı.Meanwhile, the Communists were moving towards open insurrection.
8.Tabur'un adamları, Doğu Yorkshire Alayı Frezenberg yakınlarındaki hatta ilerliyorlar.Men of the 8th Battalion, East Yorkshire Regiment going up to the line near Frezenberg.
Mısır’a doğru ilerliyorlardı.توجَّه إلى مصر.
Hızla büyüyen bir grup değildi ama ilerliyorlardı.De nederzetting had nog geen naam, maar groeide snel.
Yunanlar Demirci’yi zapt etmiş, Simav’a ilerliyorlardı.Rosice vyhrály divizi, postupují do MSFL.
Sovyetler, onları durdurmak için Berlin'e doğru ilerliyorlardı.Az Amerikai Egyesült Államok átengedte Berlint a szovjeteknek.
Sovyetler ise hızlı bir şekilde Almanya'ya ilerliyorlardı.Ettől kezdve a szövetségesek gyors iramban nyomultak Németország felé.
Buna rağmen diğer milliyetçi ordular ilerliyorlardı ve durum cumhuriyetçiler açısından kritik görünüyordu.A gárdisták tovább törtek előre, a helyzet pedig kezdett kritikussá válni.
Sovyetler ise hızlı bir şekilde Almanya'ya ilerliyorlardı.在這期間納粹在德國迅速崛起。
Mısır’a doğru ilerliyorlardı.他们不断地移居埃及。
Ruslar diyordu: Duna Nehri'nin batısından kuzeye doğru büyük kuvvetlerle ilerliyorlar."소련군은 막강한 병력으로 주나의 서쪽에서 북쪽으로 이동하고 있습니다.
Buna rağmen diğer milliyetçi ordular ilerliyorlardı ve durum cumhuriyetçiler açısından kritik görünüyordu.Armijos centrai buvo užplūsti savanorių, o šalyje buvo jaučiamas milžiniškas patriotinių nuotaikų pakilimas.
Birbirlerine doğru, sabit bir hızla ilerliyorlar.앤은 A점에서, 베티는 B점에서.
Birbirlerine doğru, sabit bir hızla ilerliyorlar.Ann dal punto A e Betty dal punto B.
Birbirlerine doğru, sabit bir hızla ilerliyorlar.Ann starter ved punktet A, og Betty startet ved punktet B.
Birbirlerine doğru, sabit bir hızla ilerliyorlar.Те пътуват една към друга с постоянни скорости.
Birbirlerine doğru, sabit bir hızla ilerliyorlar.一定の速度で移動します。
Caracalla Hamamları ve terk edilmiş bir kale boyunca uzanan şehir duvarları üzerinde ilerliyorlar칼라칼라 대왕의 종합 목욕탕을 거쳐 로마의 성벽들 위로 날아갑니다. 아마도 사람이 살지 않는 누다락도 지나갑니다.
Caracalla Hamamları ve terk edilmiş bir kale boyunca uzanan şehir duvarları üzerinde ilerliyorlarlecąc nad Łaźniami Caracalla oraz nad murami miejskimi opuszczonej warowni.
Caracalla Hamamları ve terk edilmiş bir kale boyunca uzanan şehir duvarları üzerinde ilerliyorlarדרך המרחצאות של קרקלה, ומעל החומות של העיר ולאחר מכן מעל בית-שער נטוש
Caracalla Hamamları ve terk edilmiş bir kale boyunca uzanan şehir duvarları üzerinde ilerliyorlarعبر حمامات كركالا وفوق اسوار المدينه ونقطه الحراسة المهجورة.
Caracalla Hamamları ve terk edilmiş bir kale boyunca uzanan şehir duvarları üzerinde ilerliyorlar放置されたゲートハウスにたどり着きます ここからもう一度ケスティウスの ピラミッドを眺めます
Çok yavaş ilerliyorlardı.Họ đang di chuyển rất chậm
Çok yavaş ilerliyorlardı.Iban muy lentamente.
Çok yavaş ilerliyorlardı.Ils avançaient très lentement.
Çok yavaş ilerliyorlardı.매우 천천히 움직였어요
Çok yavaş ilerliyorlardı.Mereka berjalan sangat lambat.
Çok yavaş ilerliyorlardı.Mergeau foarte încet.
Çok yavaş ilerliyorlardı.Nagyon lassan haladtak.
Çok yavaş ilerliyorlardı.Płynęli bardzo powoli.
Çok yavaş ilerliyorlardı.Pohybovali se velmi pomalu.
Çok yavaş ilerliyorlardı.Sie bewegten sich sehr langsam vorwärts.
Çok yavaş ilerliyorlardı.Stavano andando molto lentamente.
Çok yavaş ilerliyorlardı.Ze gingen erg langzaam.
Çok yavaş ilerliyorlardı.Πήγαιναν πολύ αργά.
Çok yavaş ilerliyorlardı.Они плыли очень медленно.
Çok yavaş ilerliyorlardı.Те се движеха много бавно.
Çok yavaş ilerliyorlardı.הם שטו מאד לאט.
Çok yavaş ilerliyorlardı.كانوا يسيرون ببطء جداً
Çok yavaş ilerliyorlardı.ちょっと遅れる理由もありました
En, "A" noktasında; Beti de "B" noktasında. Birbirlerine doğru, sabit bir hızla ilerliyorlar.Então, este diz a Ana e a Beatriz, duas ciclistas, partem ao mesmo tempo.
Kromozomların zıt kutuplarına ilerliyorlar. -Iniziano a separarsi e vanno ai lati opposti dei cromosomi.
Kromozomların zıt kutuplarına ilerliyorlar. -결국에는 염색체를 사이에 두고 양쪽 끝에 위치하게 됩니다
Kromozomların zıt kutuplarına ilerliyorlar. -Mereka mulai berpisah dan pergi ke sisi yang berlawanan dari kromosom.
Kromozomların zıt kutuplarına ilerliyorlar. -Rozestoupí se a přesouvají se na opačné strany až za chromozomy.
Kromozomların zıt kutuplarına ilerliyorlar. -Sie drücken sich voneinander weg und gehen zu den gegenüberliegenden Seiten der Chromosomen.
Kromozomların zıt kutuplarına ilerliyorlar. -Stai să șterg aceste rămășițe ale membranei nucleare.
Kromozomların zıt kutuplarına ilerliyorlar. -Дърпат в противоположни посоки на хромозомите.
Kromozomların zıt kutuplarına ilerliyorlar. -染色体の両側へ、移動する 前期Ⅰの
Okyanus boyunca ilerliyorlar.12,000km가 넘는 길이로 바다를 가로지르니까요.