Bildiğiniz gibi, gelişmekte olan ülkelerin en başarılı olanları da ilerlediler.A legsikeresebb fejlődő országok pedig, tudják, ők továbbléptek.
Bildiğiniz gibi, gelişmekte olan ülkelerin en başarılı olanları da ilerlediler.A najúspešnejšie z rozvojových krajín sú tu, tie sa posunuli.
Bildiğiniz gibi, gelişmekte olan ülkelerin en başarılı olanları da ilerlediler.A nejúspěšnější z rozvojových zemí odsud také pokročily.
Bildiğiniz gibi, gelişmekte olan ülkelerin en başarılı olanları da ilerlediler.Cele mai de succes țări în curs de dezvoltare s-au mutat și ele.
Bildiğiniz gibi, gelişmekte olan ülkelerin en başarılı olanları da ilerlediler.Dan negara-negara berkembang yang paling sukses di sini, telah bergeser, anda tahu.
Bildiğiniz gibi, gelişmekte olan ülkelerin en başarılı olanları da ilerlediler.E le nazioni in via di sviluppo che si sono sviluppate meglio, hanno avanzato.
Bildiğiniz gibi, gelişmekte olan ülkelerin en başarılı olanları da ilerlediler.En de meest succesvolle ontwikkelingslanden hier, zij zijn ook gevorderd, weet je.
Bildiğiniz gibi, gelişmekte olan ülkelerin en başarılı olanları da ilerlediler.Estes, os mais bem sucedidos dos países em desenvolvimento avançaram.
Bildiğiniz gibi, gelişmekte olan ülkelerin en başarılı olanları da ilerlediler.Et les plus prospères des pays en développement ici, ont avancé, vous savez.
Bildiğiniz gibi, gelişmekte olan ülkelerin en başarılı olanları da ilerlediler.In tudi najuspešnejše države v razvoju so napredovale, veste.
Bildiğiniz gibi, gelişmekte olan ülkelerin en başarılı olanları da ilerlediler.Ja nämä parhaiten menestyneet kehitysmaat ovat siirtyneet eteenpäin, tiedättehän.
Bildiğiniz gibi, gelişmekte olan ülkelerin en başarılı olanları da ilerlediler.그리고 가장 성공적인 개발 도상국들은 여기 있죠. 그들은 계속 발전해왔죠.
Bildiğiniz gibi, gelişmekte olan ülkelerin en başarılı olanları da ilerlediler.Kraje rozwijające się, którym się powiodło przeszły dalej.
Bildiğiniz gibi, gelişmekte olan ülkelerin en başarılı olanları da ilerlediler.Och de mest framgångsrika u-länderna har, som ni vet, också utvecklats.
Bildiğiniz gibi, gelişmekte olan ülkelerin en başarılı olanları da ilerlediler.Og de mest succesrige udviklingslande har bevæget sig fremad, ikke også?
Bildiğiniz gibi, gelişmekte olan ülkelerin en başarılı olanları da ilerlediler.Und die erfolgreichsten der Entwicklungsländer, die sind fortgeschritten, wissen Sie.
Bildiğiniz gibi, gelişmekte olan ülkelerin en başarılı olanları da ilerlediler.Và các nước thành công nhất trong nhóm đang phát triển, họ cũng đã tiến lên.
Bildiğiniz gibi, gelişmekte olan ülkelerin en başarılı olanları da ilerlediler.Y los países en desarrollo más exitosos están aquí, se han desplazado.
Bildiğiniz gibi, gelişmekte olan ülkelerin en başarılı olanları da ilerlediler.Και οι πιο πετυχημένες από τις αναπτυσσόμενες χώρες, προχώρησαν ξέρετε.
Bildiğiniz gibi, gelişmekte olan ülkelerin en başarılı olanları da ilerlediler.А найуспішніші з країн, що розвиваються, також просунулися.
Bildiğiniz gibi, gelişmekte olan ülkelerin en başarılı olanları da ilerlediler.И най-успешната от развиващите се страни тук, те са се придвижили, знаете.
Bildiğiniz gibi, gelişmekte olan ülkelerin en başarılı olanları da ilerlediler.Наиболее успешные среди развивающихся стран при этом тоже продвинулись.
Bildiğiniz gibi, gelişmekte olan ülkelerin en başarılı olanları da ilerlediler.והמצליחות ביותר מהמדינות המתפתחות כאן, גם הן התקדמו, אתם יודעים.
Bildiğiniz gibi, gelişmekte olan ülkelerin en başarılı olanları da ilerlediler.وقد استطاعت الدول النامية الناجحة التحرك الى هذا الموقع .. كما ترون
Bildiğiniz gibi, gelişmekte olan ülkelerin en başarılı olanları da ilerlediler.移動しています 彼らの経済は新興経済と呼ばれるようになりました
Biraz ilerledikten sonra, tünel kısmına gelmiştik.Estando más adentro, llegamos a una división de los túneles...
Biraz ilerledikten sonra, tünel kısmına gelmiştik.Estando más adentro, llegamos a una división de los túneles...
Biraz ilerledikten sonra, tünel kısmına gelmiştik. Orası kesinlikle ama kesinlikle zifiri karanlıktı.Amikor kicsit beljebb mentünk, voltak olyan alagutak... amikben teljesen vaksötét volt.
Biraz ilerledikten sonra, tünel kısmına gelmiştik. Orası kesinlikle ama kesinlikle zifiri karanlıktı.När vi fick i form av lite längre, det fanns stora delar av tunnlar som var absolut, absolut kolsvart.
Biraz ilerledikten sonra, tünel kısmına gelmiştik. Orası kesinlikle ama kesinlikle zifiri karanlıktı.Toen we wat verder kwamen, waren er hele secties van tunnels... die absoluut pikzwart waren.
Biraz ilerledikten sonra, tünel kısmına gelmiştik. Orası kesinlikle ama kesinlikle zifiri karanlıktı.W miarę jak szliśmy dalej coraz więcej było korytarzy gdzie panowała absolutna, absolutna ciemność.
Biraz ilerledikten sonra, tünel kısmına gelmiştik. Orası kesinlikle ama kesinlikle zifiri karanlıktı.Μόλις προχωρήσαμε λίγο παρακάτω, υπήρχαν ολόκληρα τμήματα από σήραγγες ήταν κυριολεκτικά, πίσσα στο σκοτάδι.
Biraz ilerledikten sonra, tünel kısmına gelmiştik. Orası kesinlikle ama kesinlikle zifiri karanlıktı.Када смо ушли мало дубље, тамо се налазило мноштво тунела. који су били тотално мрачни.
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.A poodíduc trochu dopredu padnul na zem a modlil sa, žeby, ak je vraj možné, odišla od neho tá hodina.
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.A poodšed maličko, padl na zemi a modlil se, aby, bylo-li by možné, odešla od něho hodina ta.
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.A postąpiwszy trochę, padł na ziemię i modlił się, aby, jeźli można, odeszła od niego ta godzina;
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.És egy kevéssé elõre menvén, a földre esék, és imádkozék, hogy, ha lehetséges, múljék el tõle ez az óra;
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.Ja hän meni vähän edemmäksi, lankesi maahan ja rukoili, että, jos mahdollista, se hetki menisi häneltä ohi,
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.조금 나아가사 땅에 엎드리어 될 수 있는대로 이 때가 자기에게서 지나가기를 구하여
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.Og han gik lidt frem, kastede sig ned på Jorden og bad om, at den Time måtte gå ham forbi, om det var muligt.
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.Pasando un poco adelante, se postraba en tierra y oraba que de ser posible, pasase de él aquella hora
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.Poi, andato un po' innanzi, si gettò a terra e pregava che, se fosse possibile, passasse da lui quell'ora
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.Rồi Ngài đi một đỗi xa hơn, sấp mình xuống đất mà cầu nguyện rằng: nếu có thể được, xin giờ nầy qua khỏi mình.
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.Ter odide malo dalje in pade na zemljo in moli, naj preide, če je mogoče, ta ura mimo njega,
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.Und ging ein wenig weiter, fiel auf die Erde und betete, daß, wenn es möglich wäre, die Stunde vorüberginge,
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.Και προχωρησας ολιγον, επεσεν επι της γης και προσηυχετο να παρελθη αν ηναι δυνατον απ' αυτου η ωρα εκεινη,
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.И като отиде малко напред, падна на земята; и молеше се, ако е възможно, да Го отмине тоя час, казвайки:
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.И, отойдя немного, пал на землю и молился, чтобы, если возможно, миновал Его час сей;
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.І, пройшовши трохи далїй, припав до землі, і молив ся, щоб, коли можна, мимо йшла від Него ся година.
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.ויעבר משם מעט והלאה ויפל ארצה ויתפלל אשר אם יוכל היות תעבר נא מעליו השעה הזאת׃
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.ثم تقدم قليلا وخرّ على الارض وكان يصلّي لكي تعبر عنه الساعة ان امكن.
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.他 就 稍 往 前 走 、 俯 伏 在 地 禱 告 說 、 倘 若 可 行 、 便 叫 那 時 候 過 去
Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. ‹‹Mümkünse o saati yaşamayayım›› dedi.他 就 稍 往前 走 、 俯伏 在 地禱 告說 、 倘若 可行 、 便 叫 那時候過去
Bir Python programi yazabilmeye yetecek kadar ilerlediniz.Ati vazut indeajuns pentru a fi in stare sa scrieti un program in Python.
Bir Python programi yazabilmeye yetecek kadar ilerlediniz.Du hast genug gesehen um ein Python-Programm schreiben zu können.
Bir Python programi yazabilmeye yetecek kadar ilerlediniz.Hai visto abbastanza per riuscire a scrivere un programma in Python.
Bir Python programi yazabilmeye yetecek kadar ilerlediniz.Has visto lo suficiente para ser capaz de escribir un programa en Python.
Bir Python programi yazabilmeye yetecek kadar ilerlediniz.Já viste o suficiente para ser capaz de escrever um programa em Python.
Bir Python programi yazabilmeye yetecek kadar ilerlediniz.Je hebt genoeg gezien om in staat te zijn een Python programma te schrijven.
Bir Python programi yazabilmeye yetecek kadar ilerlediniz.Tu en as vu assez pour être capable d'écrire un programme en Python.